Reklamı Geç
16 Nisan’a doğru giderken..
Reklam

16 Nisan’a doğru giderken..

16 Nisan’a doğru giderken  siyasi söylemlerin dışında bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum

17 Mart 2017 - 08:34

16 Nisan’a doğru giderken  siyasi söylemlerin dışında bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli dostlar; 1923’te Cumhuriyetin ilanı ile şimdiki mevcut ikili yönetim sistemine geçtik. Aslında ikili yönetim sistemi Osmanlıda da vardı. Malum olduğu üzere yönetimin başı Padişahtı amma işler genellikle Sadrazam tarafından icra edilirdi. Cumhuriyetle birlikte aslında değişen çok şey olmadı, Padişahın yerini Cumhurbaşkanı, Sadrazamın yerini de Başbakan aldı. Bu durum çok partili hayata geçilene kadar sürdü. Şöyle bir hafızanızı yoklayın , 1950’ye kadar  ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanı mıydı yoksa Başbakan mıydı?  1923 ile 1938 arasına Atatürk dönemi, 1938 ile 1950 arasına ise Milli Şef İnönü dönemi dendiğini çok kişi bilir. Bu dönemde Bakanlar Kurulu çoğunlukla Çankaya Köşünde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanırdı. Ta ki 1950 yılında Demokrat Partinin iktadara gelmesine kadar bu böyle sürdü. Seçilen Milletvekilleri önce Celal BAYAR’ı Cumhurbaşkanı seçti. Hükümeti kurma görevini alan Adnan MENDERES ise Başbakan olarak yürütme görevini üstlendi. Böylece on yıl sürecek Menderes dönemi başlamış oldu. Bundan sonraki dönemlerde hep böyle anıldı, Demirel dönemi, Ecevit, dönemi, Özal dönemi  Erdoğan dönemi gibi. Ne garip değil mi? 16 Nisanda yapılacak değişikliğe karşı olanlar 1923 ile 1950 arasındaki dönemi değilde 1950’den sonra ki yani  mevcut sistemden yana olanlar. Aslında sistem doğru kurgulanmış, devlet Cumhurbaşkanı tarafından yönetilecekti. Ta ki 1950 yılına kadar. Çok partili hayata geçmemizle birlikte millet Demokrat Partiyi iktidara getirmiş,  iktidar partisi milletvekilleri Cumhurbaşkanını seçmişti. Bu seçimle birlikte Türkiyede artık Cumhurbaşkanının değil Başbakanın sözünün geçtiği dönem başlamış oldu. Çünkü Başbakan hem hükümetin başı, hem partinin genel başkanı olarak ve gücünü milletten aldığı için çok güçlü hale gelmişti.1960 darbesi ile sisteme yeni bir yaklaşım getirilmiş, milletin seçtiği Başbakana karşılık devletin sahibi olarak Cumhurbaşkanları emekli Genelkurmay Başkanlarından seçilimeye başlanmıştı. 1980 darbesi sistemi muafaza etmekle beraber Cumhurbaşkanını bir çok yetkiyle donatarak güçlü hale getirmişti. Bu durum bilhassa Turgut ÖZAL’IN Cumhurbaşkanı olmasıyla  bu yetkileri kullanmak istemiş, kurduğu parti ile arasında sorunlar çıkmasına neden olmuştu. Aynı sorunlar Demirel ile halefi Çiller arasında da yaşanmıştı. Aslında  hem Özal hem de Demirel sistemin yenilenmesini , ikili sistemin ülke için uygun olmadığını ve başkanlık sisytemine geçilmesini hep dillendiriyorlardı. 50’li ve 60’lı yıllardaki filmlerde otobüslerin burunları doğru giderken arka kısmı hafif sağa veya sola kaymış bir halde yolculuğa devam ederdi. Bizim mevcut sistemimizde birazcık o otobüslere benziyor, Cumhurbaşkanı bir yana  Başbakan bir yana sanki her an yoldan çıkacakmış  gibi. Sistem 2007 yılında bir kez daha değişti. Malum 367 hukuk garabeti 16 Nisan’a giden yolun da başlangıcı olmuştu. Hatırlayın mevcut iktidara Cumhurbaşkanını seçecek çoğunluğa sahip olmasına rağmen  sırf başı kapalı birinin Çankayada olması düşüncesini kabul edemediklerinden nasıl suni krizler çıkardıkları hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır. Bugün geldiğimiz nokta eşyanın tabiatına uygun hale getirilmesinden başka birşey değildir. Hatırlayalım Özal %35  civarı bir oyla iktidar olmuştu. Demirelin SDHP ile koalisyon kurduğunda %28 oyu vardı. AKP 2002 de iktidar olduğunda %34 oy almıştı. Halbuki Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde yönetime gelmek için %50 ‘in üzerinde oy almak gerekiyor. Sizce de doğru olan %50 den fazla oy alanın yönetime gelmesi değil mi? Keşke CHP de Anayasa değişikliği  çalışmalarına katılıp, barajın hiç olmazsa makul bir seviyeye indirilmesi, siyasi partiler kanununun daha demokratik hale getirilmesi için katkı sunsaydı ülkemizin geleceği için hayırlı bir iş yapmış olurdu. Bugün’ün sözü” Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir” Haftaya görüşmek üzere.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Beyaz et sektörü büyüdü, mısır üretimi yüzde 81 arttı
Beyaz et sektörü büyüdü, mısır üretimi yüzde 81 arttı
Emeklinin bayram ikramiyesi umudu
Emeklinin bayram ikramiyesi umudu