Çirkinlik hastalığı: ’Sağlıker Sendromu’
Reklam

Çirkinlik hastalığı: 'Sağlıker Sendromu'

Sağlıker Sendromu, kronik böbrek hastalarına gerektiği zamanda müdahale edilmeyip, en uygun zamanda en uygun ilacın verilmemesiyle ortaya çıkan fiziki bozukluk olarak tanımlanıyor

22 Mart 2017 - 20:44

Sağlıker Sendromu, kronik böbrek hastalarına gerektiği zamanda müdahale edilmeyip, en uygun zamanda en uygun ilacın verilmemesiyle ortaya çıkan fiziki bozukluk olarak tanımlanıyor. Kronik böbrek hastaları ile ilgili yaptığı bilimsel çalışmalarla adını tıp literatürüne yazdıran Türk bilim adamı Prof. Dr. Yahya Sağlıker, çirkinlik hastalığı olarak da tanımladığı kendi adını verdiği “Sağlıker Sendromu” hastalığını gazetemize anlattı. Bu konudaki genetik çalışmalardan birinin de Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde yapıldığını kaydeden Sağlıker, “Bu hastalık, hekimlerce unutulmuş tedavi yöntemleri sonucunda ortaya çıkabildiği gibi, tıbbi yetersizlik ya da kısmen doktor ihmali sonucu oluşmuş bir sendrom olup, genetik özellikleri de içermektedir. Bu nedenle hastaların kemikleri eğrilir, büzülür, kırılır, boyları kısa kalırlar” dedi. Tıp literatüründe yer alan ilk Türk bilim adamı Hulusi Behçet'in kendi adını verdiği Behçet Sendromu’ndan sonra, Prof. Dr. Yahya Sağlıker’in 2005 yılında tıp literatürüne kazandırdığı bir başka hastalık Sağlıker Sendromu oldu. Prof. Dr. Sağlıker, Türkiye'nin dışında Japonya, Kanada, Avustralya ve Arjantin'e kadar araştırma için hastaları bulundukları yerde ziyaret ederek hastalıkla ilgili araştırmayı geliştirdi. Prof. Dr. Yahya Sağlıker, sendroma kendi adını verdiğini kaydeden Prof. Dr. Yahya Sağlıker, hastalığın detaylarına ilişkin şöyle konuştu: “Sendrom, kronik böbrek hastalarına gerektiği zamanda müdahale edilmeyip, en uygun zamanda en uygun ilacın verilmemesiyle ortaya çıkıyor ve hastada bir takım fiziki bozukluklar meydana geliyor. Yani unutulmuş, tıbbi yetersizlik ya da kısmen doktor ihmali sonucu oluşmuş bir sendrom olup, genetik özellikleri de içermektedir. Bu nedenle hastaların kemikleri eğrilir, büzülür, kırılır, boyları kısa kalırlar. Ayrıca kafatasında da bazı değişiklikler ortaya çıkıp, yüz şekli, çene ve burun yapısı bozulur. Bu olay her tıp kitabında yazar ama bu zamana kadar hiç bir bilim adamı konu üzerine eğilip, bu şekilde derleyip, toplayıp ve özelliklede genetik olduğunu vurgulamamış ve tıp dergilerinde bu şekilde yayınlanmamıştır.” Sağlıker, bu konudaki genetik çalışmaların Çukurova Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Adana Başkent Hastanesi tarafından yürütüldüğünü kaydetti. (HABER-FOTO: KENAN ONARAN)