Demokratik Zihniyetin Önemi
Reklam

Demokratik Zihniyetin Önemi

05 Aralık 2017 - 11:49

İnsan denen varlığı manevî değerlerle donatan ve en ilkel denilen dinden en mükemmel olduğuna inandığımız - bizim inancımıza göre - İslâmiyet’e kadar, insanı eşyadan ve diğer her çeşit canlıdan üstün hâle getirdiği kabul edilen inanç manzumeleri, toplumlar için vazgeçilmezdir. Özellikle tarihten günümüze kendi millî kültür ve şahsiyetimizin yoğrulmasında gerek eski Gök Tanrı dininin, gerekse bin yıldan beri yaşaya geldiğimiz İslâmiyet’in yeri ve değeri ise, diğer milletlerin din-toplum ilişkisindeki etkileşimlerinden daha da önemli sayılsa gerek. (Askerine peygamberinin adıyla hitap eden, peygamberinin ruhu incinir endişesiyle Mescid-i Nebevî’nin tamiri sırasında çekiçlerin tokmağına keçe sardıran başka bir millet var mı acaba?) Yani, dinleriyle bu anlamda özdeşleşecek kadar etkileşim içine giren başka hangi milletlerin olduğu tartışılmaya değer bir konu.

Her toplum, kendine göre şahsiyet ve hayat kaynağı olarak gördüğü dinini öğrenmek ve yeni nesillerine öğretmek, onları eğitmek için öteden beri belli ölçülerde programlar tasarlamış ve hayata geçirmiştir. Bu her dinde ve her devirde sistematik programlar çerçevesinde olmayabilir; ama gelişmiş ve semavî denilen dinlerde belli bir disiplin içerisinde yapıldığı muhakkak. Kendimize özgü tarih ve kültür şartlarımız içerisinde biz de bin yıldan beri manevî hayat kaynağı olarak kabul edip yaşadığımız dinimizi hep heyecanla öğrenmiş ve çocuklarımıza belli bir disiplinle öğretmeyi vazife bilmişizdir. Ne var ki konumuz doğrudan doğruya din eğitimi ve tarihî süreç içerisinde bu konunun safhaları olmadığı için, işaret edip geçiyoruz.

Biz bu çalışmamızda yukarıdaki başlık çerçevesinde bazı düşüncelerimizi okuyucularla paylaşmak istiyoruz. Bu bağlamda önce değer nedir ve ne anlama gelmektedir, ardından değerler eğitiminden amaç nedir, ne murat edilmektedir? Sonra da değerler eğitiminin din eğitimindeki yeri ve önemi konusunda neler söyleyebiliriz? En nihayetinde, somut bir zihniyet örneği (şimdi “FETÖ” denen malûm cemaat liderinin sözde “barış süreci”ndeki davranışı) üzerinden, “yüksek değerler”in dahi nasıl istismar edilebildiğine, bunun panzehrinin ise “demokratik zihniyeti içselleştirmek”ten geçtiğine dair düşüncelerimizi arz edeceğiz.

1-            Değerlerin Tanım ve Tasnifi

Bir Eğitim Vakfının (İTÜ) genel ve isabetli tanımı şöyle: Değer, bir toplumda benimsenmiş ve yaşatılmakta olan her türlü duyuş, düşünüş, davranış ve kuraldır. Değerlerin toplamı, kültürü oluşturur.

Değer kavramını felsefî, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik çerçevede ele almak mümkün. Biz felsefî çerçevede ele alacak olursak (çünkü konunun fark edilmeyen öyle bir boyutu var), bir ölçüt, bir kıstas (kriter) anlamını öne çıkarmamız gerekecektir. Malûm, epistemoloji dediğimiz bilgi teorisinde bilginin “kaynağı” ile beraber “değeri” konusu da başlı başına birer alandır. Yani bildiğimiz şeylerin hakikat değeri nedir sorusu, öteden beri farklı cevaplar bulmuştur. Rasyonalistler (bu bağlamda dogmatikler), aklın hakikati kesin olarak bilebileceğini, şüpheciler (septikler), hakikatin imkânsız, ona ulaşmanın en azından şüpheli olduğunu; ikisinin arasında yer alan görececiler (izafiyetçiler-rölativistler) ise eşya (realite) ile insanın (süjenin) içinde bulunduğu şartlara yahut imkân ve kabiliyetine bağlı olduğunu, yani kesin hakikatin mümkün olmadığını söylerler. Hakikatin ölçüsü meselesinde de farklı anlayışlar söz konusudur: Rasyonalistler düşüncenin eşyaya (yahut düşündüğümüz tasavvurlara, teorilere) uygunluğundan; ampiristler algı ve deneylere, pozitivistler olgulara, nihayet pragmatistler ise faydamıza, menfaatimize uygunluk derecesinden bahsederler, yani hakikat faydalı olan, işime yarayandır. (Bu sonuncusu her şeyiyle İngiliz-Amerikan felsefesi. Yapılan bu tasnif ve tanımlar, konuyu temellendirirken işimize yarayacaktır.)

Felsefî Antropoloji, yani insan felsefesi başka bir değer hiyerarşisinden bahseder ki, bunlar insanî davranışlarımızı yönetirler. Üç çeşit yönetici değerden bahseder: 1. Vasıta (araç) değerler; 2. Alışılagelmiş, gündelik (abitüel) değerler ve 3. Yüksek (gaye) değerler. Vasıta değerler, ilgi ve çıkar ilişkisine bağlı olan, maddî, ekonomik, faydaya ilişkin değerlerdir. Alışılagelmiş değerler, adı üstünde alışkanlık, moda, gündelik zevkler ve geleneklere dair olanlardır. Yüksek değerler ise, insanı insan yapan, hiçbir araca mahkûm etmeyen, salt değer olmaları itibariyle hayatımızı yöneten ölçü ve kavramalardır: İyilik, bilgi, sevgi, saygı, doğruluk, dürüstlük, dostluk, adalet, güven, inanma, şeref, vb. Bunlara rahatlıkla ve özellikle merhamet, barış, diğerkâmlık (özgecilik) gibi değerleri ekleyebiliriz. İyilik, bilgenin (hakîmin) gözünde sırf iyilik içindir; bilgi gerçek bilim adamı (âlim) nezdinde sırf hakikat için araştırılır ve kazanılır; sevgi-saygı, doğruluk-dürüstlük-adalet, barış hepsi yüksek,  yani gaye değerlerdir, hepsi insan için, insanı insanca yaşatmak içindir. İnsan ise, filozof Kant’ın dediği gibi gaye varlıktır, hiçbir şeye araç yapılamaz.

2-            Değerler Eğitimi ve Amacı

Değerler Eğitimi’nin amacına gelince; aynı eğitim vakfının web sitesinde şöyle yazıyor: “Değerler Eğitimi, Yaşayan Değerler Eğitim Programı (Living Values Education) adı altında 1995 yılında Birleşmiş Milletlerde uluslararası bir proje olarak uygulanmaya başlanmıştır. UNESCO tarafından da desteklenmektedir.

Programın amacı; iyi karakterli bireyler yetiştirmek, temel değerleri pekiştirmek, çocukların kendilerine ve topluma yararlı olacak temel değerleri psikolojik, bilişsel ve sosyal gelişimlerine uygun olarak kazanmalarını sağlamak, çocukların kazandıkları değerleri davranışla ifade etmeleri yönünde fırsat vermek, Karakter ve Değerler Eğitiminin ailede ve okulda paralel bir şekilde işleyişini sağlamaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
OSMANLI PARTİSİ MARAŞ İL BAŞKANI BELLİ OLDU
OSMANLI PARTİSİ MARAŞ İL BAŞKANI BELLİ OLDU
Az ekmek kilo vermenize yardımcı olur
Az ekmek kilo vermenize yardımcı olur