HELETE--- GÖKSU ÇİFTİNİN VARLIK HİKAYESİ
Reklam

HELETE--- GÖKSU ÇİFTİNİN VARLIK HİKAYESİ

19/ Eylül/ 2017 tarihli Bugün gazetesinde Sn. Özlem Köpçü’nün köşe yazısında ‘’ Heletelilerin İlçe Olma İsteği’ başlığını gördüğümde heyecanlandım.

26 Eylül 2017 - 11:33

Ancak yazıyı okuduğumda hayal kırıklığına uğradığımı belirterek Özlem Hanım’a merhaba demek istiyorum. Yazı Helete  whats App  grubunda yayınlandı ve çok fazla tepki aldığını da belirtmek isterim.  Özlem Hanımın iyi niyetinden şüphem yok ama keşke bizlerden birisi ile görüşüp bilgi alarak düşüncelerini kaleme alsaydı, bilgilendirmek istediği hedef kitlesine daha doğru ve tarafsız bilgi ulaştırmış olurdu. Ayrıca Helete başlıklı yazıda, mağduriyete uğrayan Heleteliler ortaya koydukları tavır nedeniyle eleştirilirken,  bu sonuca neden olan kişi ve kurumların ihmal veya duyarsızlıklarından bahsedilmemiş.

Özlem hnm.,  Ülkemizin önemli  akarsularını sınırları içinde barındıran Kahramanmaraş,  Türkiye’nin  en önemli su havzasıdır.   Kahramanmaraş’a bu özelliğini kazandıran iki ırmak olan Aksu ve Göksu da Çağlayancerit ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. Çağlayancerit’in mahallesi durumundaki  Helete, 1280 KM2 yüzölçümü ile, Kahramanmaraş sınırlarındaki kırsal mahallerinin en büyüğü durumunda olduğunu tahmin ediyorum. Göksu ırmağı da Helete mahallesi sınırları dahilindedir.

 15.. Y.Y. da Dulkadiroğulları ile ters düşen  Fettahlı ailesinin,  Doğu Toroslar  arasında  yer alan dağlarla çevrili  Göksu vadisini yurt olarak seçme nedenleri hem  Dulkadirli’nin  tacizlerine karşı korunaklı olması,  hem de   vadi içinde nazlı nazlı akan Göksu ırmağı   olsa gerek.    Fettahlı ailesi yerleşmeye karar verdikleri ırmak kenarına yaşayacakları evlerinin temelini atarken de;   kelime anlamı ‘’Mücadeleci, temiz yüzlü’’ anlamına gelen  ‘’ Hel-eta’’  suresini okumuşlardır. Kuranda insanın oluşumunu anlatan sure ebrar veya insan suresi olarak da biliniyor.  Günümüze kadar da Hel- Eta  söylene söylene ‘Helete’ye’’ dönüşmüştür.  O günden bu güne yerleşim yeri olarak zor coğrafi koşullarına rağmen büyümüş gelişmiş ve kendini var etmiş bir beldedir Helete.  Elbette bu varoluş ve büyümenin ana nedeni kesinlikle GÖKSU ırmağı olmuştur. Öyle ki zaman içinde Helete – Göksu ikilisi ayrılmaz bir çift haline gelerek o toprağın insanları için vazgeçilmez bir coğrafya haline getirmiştir o bölgeyi.  Öyle ki çocuk yaşında okumak için köyünden ayrılan veya ekmek kavgası uğruna yurt dışına gidenler için bile vazgeçilmez bir sevda olmuştur adeta.

Bu sevdayı yaratan elbette Göksu’dur. Sizin yazınızda belirttiğiniz gibi Basra körfezine dökülüyor Göksumuz. İşte o körfeze dökülmeden önce Heletelinin içme suyu olmuş, hayvancılık için şart olan hayvan yemlerinin,  küçük ve büyük baş hayvanların can suyu olmuş, büyüklerimizin bent adını verdikleri ilkel barajlarla meyve bahçeleri ve tarlalarımızın suyu olmuş, etrafını yeşertmiş ve o ortamlarda yüzlerce canlının varlık nedeni olmuş, içinde var olan  tek hücreliden çok hücreli canlıya kadar yüzlerce canlıya ev sahipliği yapan çok ilginç bir habitat olmuş, nesli tükenmekte olan kırmızı benekli alabalıkların yaşam alanı olmuş, suyun çağlama sesi ile   karışan kurbağa sesleri sahil boyundaki evlerde yaşayanlar için bağımlılık yapan bir ninni olmuş,  şehir su şebekesi  yapılmadan   bakır satırlarla   kolları süne süne   evlerine su taşıyan kadınları  buluşturan  sohbet ortamı olmuş,   su kenarındaki çamaşır yıkama yerlerinde banyo ve çamaşır suyu olmuş. Tüm çocukların yüzmeyi öğrendiği en büyük eğlencesi ve güneşten yararlandığı sağlık merkezi olmuş, Eşi Almanya’da olan anneler için çocuklarının meyve, sebze bahçelerini sulayan su olmuş. Kısacası çok işlevsel ve içinde çok büyük çeşitliliği barındıran kocaman bir EKOSİSTEM olmuş, son yıllarda özleminin yarattığı bir duygu ile de çocuklarımıza isim olmuş. Bu ekosistemi var eden can suyumuz, Basra körfezine dökülmeden önce de Adıyaman sınırları içinde yer alan  bir çok yerleşim yerlerinde  yine aynı işlevi gördükten sonra  Mezopotamya’nın var oluş nedenlerinden olan Fırat nehrine karışarak Fırat’ımızın içinde   Atatürk barajına bir miktarını enerji üretme ve  sulama suyu olarak bıraktıktan sonra,  Fırat’ımızla  sınırlarımızı aşarak  sınır dışındaki  yolculuğunu  da  tamamladıktan sonra   Basra körfezine kavuşabiliyor.. .  

Sevgili Özlem Hanım, Göksu’nun bizim için  arz ettiği önemi ve değeri bu sınırlı yerde anlatabilmem  mümkün değil, anlayabilmeniz için  ancak gidip görmenizi ve  herhangi bir   Heletelinin  kapısını  çalarak Tanrı misafiri olarak geldiğinizi söyleyip  misafir olmanızı öneririm. Antep içme suyu için suyun alt tarafına Çetintepe barajı inşa edilirken her nedense o barajdan vazgeçilerek ucuz maliyet bahanesi ile suyun gözünden temini yoluna gidilmesi projesi ortaya çıkıyor.  Üstelik baraj yapılıncaya kadar da pompalarla ve su yatağına dakikada sadece 2 metreküp su bırakılarak alınmak isteniyor.    Bu durumda ise yukarda saydığım ekolojik alan tamamen gözden çıkarılmış, yani yok olmasına göz yumulmuş oluyor. Çünkü suyun yatağına bırakılacak su miktarı coşkun GÖKSUMUZU cılız bir dere durumuna getirip, yaz sıcağında da buharlaşıp yok olacak kadardır. Dolayısıyla bu durumda; köydeki yaşam aniden yok olma tehlikesi ile yüz yüze geliyor.  Bu durumda insanların suyun varlığına güvenerek etrafında oluşturduğu bağ ve bahçelerin kuruması, ekin ektiği tarlaların çoraklaşması anlamına gelir ki! Siz olsanız bu durumda ne yapardınız.  Heleteliler suya el koyma haklarının olmadığını bilecek kadar entelektüel birikime sahip insanlar; su yatağına bırakılacak miktarın yeter düzeyde olması( saniyede 4 m3) ve iklim şartlarını olumsuz etkilese bile yapılacak bir barajda toplanarak içme suyu olarak kullanılmasını talep etmektedirler.   Ancak bu güne kadar eksik kalmış ihtiyaçlarının giderilmesi konusunu da  dile getirmiş olmaları kınama mevzu olamaz. Çok medeni şartlarda dile getirilen ihtiyaçlara, halkın huzurunda ‘’ Evet söz veriyoruz, neden olmasın ‘’  şeklinde döş döğen, araçları birkaç günlüğüne söz konusu bölgede çalıştıran siyasetçileri yazınızda konu almamanızda çok ilginç...  Köylünün can damarını kurutarak, verilen sözleri kulak arkası ederek projeye devam edilirse, siz olsanız kendinizi nasıl ifade ederdiniz?  İstenilen şeyler Antep içme suyunun 3 aylık maliyeti değerinde olmayan ve oralarda olması gereken ihtiyaçlar.   

 Burada insanların sadece kendilerinin değil,  Allah’ın bahşettiği bir ekosistemde var olan tüm canlılara yönelik bir hak araması söz konusu. Oysa siz bunu FETÖ culuğa vardıran talihsiz bir kıyaslama ile bizleri  incitirken, kurtuluş mücadelesinde, Atatürk ün emriyle  KUVAY-I MİLLİYE  örgütlenmesi için gelen   Kılıç Ali Paşa’nın, Elbistan’dan sonra Helete ye geldiğini, Helete’nin de 250 çete ile kurtuluş mücadelesinde yer aldığını ve Kuvay-ı Milliye de yer alan büyüklerimizden üç kişiye istiklal  madalyası verildiğini bilmediğinize,  cehaletinize bağlıyorum. Yani Fetö’cüların bombaladığı yüce meclisimizin kurulmasında emeği olan büyüklerimiz ve Türk bayrağı üzerinde kanı olan gazi ve şehitlerimizle nasıl helalaşacaksınız bilemiyorum. Kaldı ki Fetö terör örgütünün yaptığı hak arama değil; bombalı, toplu, tüfekli bir terör saldırısıydı.  Aradaki farka dikkatinizi çekerim. 

Kendi il sınırları içinde olan suyu görmezden gelerek; yine kendi il sınırları içindeki DSİ’nin yaptığı etüt den haberdar olmayan o zamanın yetkililerine sormak lazım. Referandum yapmadan, halka sormadan imzayı atan o dönemin Helete Belediye başkanına sormak lazım. Heletelileri Fetöculukla özdeşleştirip, Antep belediye başkanını yapamayacağı işi söz vermekle suçlarken,  o anda orada bulunan Kahramanmaraşlı siyasetçilerimizden dem vurmuyorsunuz.  Fikir bilgi gerektirir bilgisiz fikirde anında çürütülür. Ayrıca yapılacak barajın Kahramanmaraş’da da içme suyu olacağını söylüyorsunuz,  sizden duydum. Sahi bu bilginizin kaynağı ne?  Bence güzel haber, Zira Göksu’nun suyu;  Antep’in lüks yaşam  sitelerinde gölet olacağına Maraş’ın içme suyu olsun.    

İnsanın doğup büyüdüğü yere bağlı olmasından daha doğal ne olabilir ki?   Dediğinizi duyar gibi oluyorum.  Manevi değerlere bağlılığı ölçebilen bir ölçü birimi henüz daha icat edilemedi. Sanırım kıyamete kadar da icat edilemez.  Çünkü manevi değerlerin ölçüsü davranıştır. Sevdiğiniz şeyi korumak kollamak ve onun için mücadele etmektir. Varlığını sürdürebilmesi için maddi anlamda ne gerekiyorsa esirgememektir. İşte Helete ve Göksu ikilisi bizim için çoook hem de çok önemli olup, tüm Heletelilerin duygusal ve maddi anlamda hayattaki en büyük yatırımlarıdır. Üniversiteleşme oranının 0/0 10-12 olduğu bir belde de, belde dışındaki tüm hemşerilerimiz tatilini Helete de geçirmeye özen gösteriyorsa ve çocuklarımız tarafından   ‘’ Helete Tatil Köyü’ olarak isimlendiriliyorsa gerisini siz hesap edin Özlem hanım.  İlçelik konusuna değinemedim ama  sadece şunu söyleyebilirim; Helete  sosyal, kültürel,  ekonomik olarak ve tarihin derinliklerinden gelen sahip olduğu değerlerle İlçe olmayı çoktan hak etmiş bir belde...   İlçe olursa yöresel kalkınma anlamında ortaya çıkan değer elbette Kahramanmaraş’ ın olacaktır. EN İYİ DİLEKLERİMLE…

                                                                                                                             Sabahat KÜPELİKILIÇ

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Valilikten yasak geldi
Valilikten yasak geldi
AKILLI VE KONFORLU EVLER
AKILLI VE KONFORLU EVLER