Otizm, erkek çocuklarda daha fazla görülüyor
Reklam

Otizm, erkek çocuklarda daha fazla görülüyor

Psikolog Cennet Nur Şeker, bireyde sosyal etkileşim, dil ve iletişim, soyut düşünme konularında gecikme olması ya da bu durumların hiç olmamasıyla kendisini gösteren bir bozukluk olan Otizm Sp

02 Nisan 2017 - 08:32

Psikolog Cennet Nur Şeker, bireyde sosyal etkileşim, dil ve iletişim, soyut düşünme konularında gecikme olması ya da bu durumların hiç olmamasıyla kendisini gösteren bir bozukluk olan Otizm Spektrum Bozukluğu’nun (OSB) kız çocuklarına oranla erkek çocuklarda 3-4 kat daha fazla görüldüğünü kaydetti. Bir diğer adı Yaygın Gelişimsel Bozukluk olan OSB’nin belirtilerinin genellikle 3 yaşından önce ortaya çıktığını belirten Şeker, her bireyin otizm tanısının tüm özelliklerini göstermeyeceğini, belirgin özellikleri göstermeyen çocukların ise 3 yaşından önce fark edilemeyebileceğini dile getirdi. Otizmin genellikle aileler tarafından konuşma gecikmesiyle çocukta gelişimsel bir sorun olduğu fark edilmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Psikolog Cennet Nur Şeker, dil gelişiminin geç olmasının yanında iletişimde zayıflık, göz temasının az olması ya da hiç olmaması, gibi hususlarda da ailelerin dikkat etmesi gerektiğine işaret etti. Şeker, otizmin belirtileri hakkında şu bilgileri verdi: “Çocuğun söylenenleri işitmiyor gibi davranması, yaşıtlarıyla oyun oynamada zorlanması, sallanmak-çırpınmak gibi hareketlerin sık ve tekrarlayan şekilde devam etmesi, duyusal ve dokunsal durumlara aşırı tepki vermesi, fiziksel yakınlığın az olması, karşıdakinin duygularına karşı aldırmazlık OSB’nin özelliklerinden bazılarıdır.” OSB için tek bir nedenin söz konusu olmadığına vurgu yapan Şeker, OSB’nin nedenleri üzerine şunları söyledi: “Genetik faktörlerden ve beyin gelişimindeki anormalliklerden kaynaklandığı biliyoruz. Genetik faktörü ele alınacak olursak tek başına bir genin bu durumdan sorumlu olduğu söyleyemeyiz. Yani çoklu genetik faktörler söz konusudur. Araştırmalarda yapılan ikiz çalışmalarında tek yumurta ikizlerinde görülme olasılığının çift yumurta ikizlerine göre daha fazla olduğu saptanmıştır bu da bize genetik bir takım faktörlerin etkili olduğunu göstermektedir. Beyin gelişiminde frontal ve temporal lobda saptanan anormalliklerin de otizm üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.” OSB tanısının dünya genelinde kabul görmüş ve kullanılmakta olan tanı kriterlerine göre konulduğuna dikkat çeken Psikolog Cennet Nur Şeker, otizm tanısı için şu açıklamalarda bulundu: “Otizm tanısı için anormal gelişim özelliklerinin 3 yaşından önce başlamış olması gerekmekte olup iletişim ve sosyal etkileşimde sıkıntılar, tekrarlayan davranışlar, konuşmada gecikme, kısıtlı ilgi alanın varlığı, göz temasında sorun yaşama, duyusal ve dokunsal durumlara verilen aşırı tepkiler gibi özellikler etkili olmaktadır. Bahsettiğimiz bu özellikler tanı konulabilmesi için belli sayıda belirtiye işaret etmelidir. Bazen diğer gelişimsel bozukluklarla benzer özellikler olabiliyor. Fakat bu saydığımız belirtilerin başka bir gelişimsel sorunla alakalı olmaması lazım. Yapılan birçok araştırma bize OSB’nin erkek çocuklarında kız çocuklarına oranla 3-4 kat daha fazla görüldüğünü göstermektedir.” Otizm tanısının çocuk ve ergen psikiyatri uzmanları ya da çocuk doktorları tarafından konulduğunu kaydeden Şeker, “Tanı konulduktan sonra gerekli tedavi yöntemlerinin düzenli olarak sürdürülmesi belirtilerin ilk zamanlardan beri az olduğu bireylerde bu belirtileri daha da azaltmaktadır. Fakat bu konudaki araştırmalar her ne kadar tedaviye düzenli devam edilse de bu tanıyı almış çoğu bireyin ömür boyu tanı kriterlerini karşılamaya devam ettiğini göstermektedir” şeklinde konuştu.   ÖZEL EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ Otizm tanısı konulmuş bireyler için özel eğitimin hayati öneme sahip olduğunu aktaran Şeker, şöyle konuştu: “Özel eğitimin yanında kişinin durumuna göre eğitimini destekleyen ve kolaylaştıran ilaç tedavisi ya da OSB’ye eşlik eden başka bir tanısı varsa bu durumlar için ek ilaç tedavisi kullanılabilmektedir. Ayrıca uğraş terapisi ve davranışçı terapi de otizm için kullanılan tedavi yöntemleri arasındadır. Tabi ki tüm bu saydıklarımızın yanında ebeveynlerin çabası da gerekmektedir.  Uygulanan tedavi yöntemleriyle kişinin dil becerilerinde ve sosyallikte gelişme, takıntılı davranışlarında ve diğer davranış problemlerinde azalma, kendini daha rahat ifade etme gibi değişiklikler meydana gelebilir. Doktor ve özel eğitim öğretmenlerinin desteğini alarak özel eğitimde yapılan aktiviteler evde devam ettirilmeli, dil ve sosyal gelişimi için teşvik edici faaliyetlerde bulunulmalıdır. Kreş veya yuvaya kısa süreli de olsa katılımını sağlamak faydalı olabilir.” Şeker, konuşmasına şunları ekledi: “Genel olarak araştırmalar bize yaygın gelişimsel bozukluğun kardeşlerde görülme olasılığının yüzde 2-4 oranında olduğunu göstermektedir. Otizm tanısı almış bir bireyin diğer kardeşinde de bu duruma rastlanma oranı yüzde 1’dir. Ayrıca tanı almış olan bireyin tanıyla ilgili şikâyetlerindeki ağır tablo arttıkça buna benzer bir durumun kardeşinde de görülme olasılığının arttığı belirlenmiştir.” (HABER-FOTO: KENAN ONARAN)