Hangimiz Daha Medeni
Reklam
Abdullah Maraşlıgil

Abdullah Maraşlıgil

Hangimiz Daha Medeni

Sevgili okurlar ; İş yerimde beraber çalıştığım yaşça benden büyük olan bir abimle sohbet esnasında bana, sizlerle de paylaşmak istediğim geçmişte yaşadığı bir olaydan bahsetti. Aynen aktarıyorum. Geçmiş zamanda üniversitelere giriş böyle sınavla değildi, Liseyi bitirdik İstanbul da Cerrahpaşa tıp fakültesine gitmek üzere kendimce memleketimde hazırlığımı yapmaya başladım içimde çok büyük bir heyecan vardı ilk defa büyük bir şehre gidecektim, belki orada hayalimdeki üniversiteye yerleşecektim. Bu duygularla kendime zamanın en kalitelisinden şalvar, gömlek ve ceket diktirdim, ayakkabılarım yeni, o biçimde tıraşımı olmuşum aynada kendime bakıyorum jilet gibiyim. Gitmeden önce çarşıda bir iki tur attım vay Nedim jilet gibisin dediler. Çok hoşuma gitti. Derken biz İstanbul’a yola düştük ve Cerrahpaşa ya geldik bahçede sınavı beklerken zannedersem orada öğrenci olan iki tane kız kardeşimizin hakkımızda ki konuşmalarını duydum, bilemem belki de duymamı istemişte olabilirler, Bana gözünün ucuyla bakarak şöyle diyordu. Bu zihniyetten ne zaman kurtulacağız , ne zaman medeni olacağız şunun haline bakamısın ayağında şalvarla üniversiteye girmek için gelmiş. Kızcağız benim hakkımda söylendi de söylendi. Artık belli bir zamandan sonra dayanamadım. Dedim ki, -Hanım efendi istemeden hakkımda düşüncelerinizi duydum ve kendim de bir şeyler söylemek isterim - Kendine ait fikirlerinin olması iyi bir şey tabi buyur söyle dedi -Siz medeni olmak tan ve medeniyetten bahsettiniz az önce ve kılık kıyafetimle yargıladınız beni doğru anlamışmıyım. -Aynen öyle , senin kılık kıyafet kanunun dan haberin yok sanırım dedi. -Hanımefendi siz sanırım İstanbul’da yaşıyorsunuz, dedim -Evet, senin geldiğin yere benzemiyor değil mi . Buraya gelip buraları da bozacaksınız dedi. -Hanım efendi ben buraya K.Maraştan geliyorum, benim geldiğim yerden bahsedeyim size biraz, Bizim oralarda esnaf akşam olup dükkanını kapattığı zaman dükkanının önündeki malzemeye sadece bir örtü örter ,sabah tekrar dükkanını açtığı zaman mallarının eksiksiz olarak satışını yapar. Cenazemiz olduğu zaman bırakın akrabalarını, komşuları cenazelerini alır tüm defin işlemlerini yapar, cenazeyi defneder ve cenaze sahibine 1 hafta boyunca yemeğini de gönderir ki yasını tutsun acısını yaşasın diye. Bizler de kendimizden büyüklere saygı vardır bir büyüğümüz bir şey derse onu yapmakla mükellef hissederiz kendimizi, Çocuklar kutsaldır. Komşunun, akrabanın çocuğuna kendi çocuğumuz gibi önem gösteririz, çünkü annesine babasına olan saygımız verdiğimiz değerden başka bizlere öğretilen bu şekildedir. Biz böyle görmüşüz der. Ve buna benzer birçok örnek daha verir dinleyen kızlar şaşkınlık içerisindedir. Devam eder, -Siz  burada bunların hangisini yaparsınız , veya yapabilir misiniz. Dediğim de bir cevap alamadım -  Bir cevap veremediniz, o zaman lütfen söyleyin bana hangimiz daha medeniyiz. Gelmek isteğim nokta şudur ki. Aziz şairimiz M.Akif Ersoy Medeniyeti tek dişi kalmış canavara benzetmiştir. Sebebi ise şu anda da olduğu gibi özellikle Müslüman ülkeleri sömürmeleri ve yaptıkları insanlık dışı uygulamaları neticesinde canavara benzetmiş, Çanakkale savaşında uğradıkları hezimet sonrası da dişlerinin hepsi dökülmüş sadece tek dişi kalmış vaziyette tasvir etmiştir. Yani o zaman da ve günümüzde bizim anladığımız medeniyet batı taklitçiliğinden başka bir şey değildir. Bizim ilim ve fen de takipsizliğimiz aşikârdır.Lakin mevcut irade çalışmalarıyla açık kapanmak üzeredir. Ama insani ve kültürel olarak bizim batı toplumundan alacağımız hiçbir şey yoktur. Hatta ilim ve fen de de  1800 lü yıllara kadar asıl aktörlüğünü aziz ecdadımız yapmıştır. Durum böyle iken 1920 yılında ortaya konulan ve halen devam eden projenin mahsulü olan bazı cenah, İslam ve medeniyeti zıt tasvir ederler. Aslında bu yapılan küfür otoritesinin uşaklığı Siyonizm’in fedailiğinden başka hiç bir şey değildir. Malum kuşatma halen devam ediyor. Bu gün TV kanallarını izlediğiniz zaman özümüzden kültürümüzden ne kadar uzaklaştırılmaya çalışıldığının farkında oluruz. Dizi filmler , Sinema Filmleri olsun, şu evlilik programları hepsine bedel. Bir toplumun bu kadar üzerine gidilmez. Uyuşan sinir uçlarımızın uyanık kalması için gözümüzün açık olması şart. Oyuna gelmeyelim. Selam ve saygıyla Abdullah MARAŞLIGİL.            

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar