HASTA ZİYARETİ
Reklam
Reklam
Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Armağan Büyükçapar

Armağan Büyükçapar

HASTA ZİYARETİ

12 Mart 2018 - 09:37


                Kulağı ağır işiten bir adamcağız vardı.

                Bir gün bu adama, “Komşun hasta olmuş.” diye haber verdiler.

                Adam, komşusunun hastalığına çok üzüldü. Onu ziyarete gitmeye karar verdi.

                “Lakin bu iyi işitmeyen kulaklarla komşumun sözlerini nasıl anlayacağım? Hele hastalığından dolayı sesi iyice çıkmaz olduysa… Fakat hasta ziyareti de çok önemli. Mutlaka gitmem gerekir.” diye düşündü.

                Adam bir süre ne yapması gerektiğine karar veremedi. En sonunda zihninde, hastanın sözlerini tahmin edebileceği fikri uyandı.

                “Mesela.” dedi içinden, “Selam verdikten sonra, ‘Ey eziyet çeken komşum nasılsın?’ derim. O mutlaka ‘iyiyim.’ yahut ‘Hoşum.’ der. Ben, ‘Aman şükür, ne yemek yedin?’ diye sorarım. O elbet, ‘Şerbet veya mercimek çorbası.’ der. Ben, ‘Sıhhatler, afiyetler olsun, hangi doktor bakıyor sana?’ derim. O, ‘Filan doktor.’ der. Ben de o zaman derim ki: ‘Ayağı çok uğurludur. Geldi mi işin yoluna girer. Kime baksa iyileştirir.’ Böylece komşuluk görevimi yerine getirmiş olurum.”

                Adam, kafasında hazırladığı bu sorularla hasta komşusunu ziyarete gitti.

                Hastaya selam verdikten sonra adam sordu:

                Nasılsın?

                Hasta ıstırap çekiyordu ve bitkin düşmüştü.

                Ölü gibiyim, diye cevap verdi.

                Adam, tasarladığı cevabı aldığını düşünerek

Oh, oh… Çok şükür! diye karşılık verdi.

Hasta bu söze gücendi. “Bu ne biçim şükür?” diye söylendi. “Anlaşılan bu adam bizim kötülüğümüzü istiyor.” diye aklından geçirdi.

                Adam ikinci sorusuna geçti ve hastaya,

                Ne yedin, diye sordu.

                İlk soruyu içerleyen hasta,

                Zehir, diye cevap verdi.

                Adam, bu söze de,

                Oh, oh, afiyet olsun, karşılığını verdi.

                Bu konuşmalar üzerine hastanın kızgınlığı iyice arttı.

                Sıra ziyaretçinin son sorusuna gelmişti:

                Hangi doktor seni tedavi ediyor, diye sordu.

                Hasta, artık iyice canından bezmiş bir halde,

                Yeter artık, def ol! Azrail geliyor, diye cevap verdi.

                Ziyaretçi olan bitenden habersiz gülümseyerek konuştu,

                İyi, çok iyi! Ayağı pek uğurludur. Sevin, neşelen…

                Hastayı hafakanlar basarken, öbür adam, mutluydu. Böyle bir zamanda komşuluk hatırı gözetebildiği için Allah’a şükrediyordu.  

“İbadete koşan niceleri vardır ki sadakatleri olmadığı halde sevap umarlar.”

(Mesneviden Öyküler)

     

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar