BOZULMASIN…
Reklam
Fahri KURT

Fahri KURT

BOZULMASIN…

21 Eylül 2017 - 11:11

Hayata ne kadar pozitif bakarsak bakalım aykırı ve ters giden bir takım şeyleri görmezlikten gelemiyor insan. Eğrilikleri ve çarpıklıkları yazmakla vicdani bir huzur duyuyoruz. “Bir yanlışlık görürsen elinle düzelt, gücün yetmezse dilinle, ona da güç yetiremezsen kalbinle buğz eyle…” düsturuyla hareket ediyoruz ve yazıyoruz. Vurup öldürmeden, güldürüp oynatmadan, gerçeğin ortasından hepimize mesaj verecek şekilde yazmaya gayret ediyoruz. Neticede herkes söylediğinden ve yaptığından büyük mahkemede bir gün tek tek hesap verecektir. Kendi payımıza düşen sorumlulukla ilahi rızaya, ma’şeri vicdana, beşerin insafına ters düşen konuları ve olayları yazıyoruz hayır murat ederek…

İçinde yaşadığımız bu şehrin güzelliklerini anlatırken, bunları gölgeleyen çirkin durumlara da dikkat çekmek lazım. Anlatılmayan ve iltifat edilmeyen güzellik zayi olduğu gibi güzellikleri zayi edecek işlere tevessül edenleri de deşifre etmek, yanlış eylemlerine dur demek de gerekir.

Şehri Maraş’ımızın güzellikleridir bizi buraya bağlayan. Birinci dünya savaşında bir Alman generalin dediği gibi, “berrak havası, teni okşayan güneşi, pırıl pırıl akan pınarları, mor salkımlı bağları, al yazmalı kızları, bağrı yanık, kavruk yüzlü, buğday tenli cömert ve mert insanları…”olan bu şehrin mirasını korumak ve yeni nesle sağ salim ulaştırmak durumundayız.

Ne var ki her geçen gün berrak havası, kirli ve rutubetli, mümbit toprakları inşaat alanı, biberi tozlu, topraklı, talaşlı, dondurması sütsüz ve glikozlu, tarhanası yoğurtsuz ve yağsız, tereyağı pamuklu, balı şekerli, meyvesi ve sebzesi genetiği bozulmuş, yenmez bir hale gelmeye başladı. Yani gıda terörü…

Tohumu ele geçiren tarımı ele geçirir. Tarımı ele geçiren dünyayı ele geçirir. İsrail’in tohum ve tarım alanındaki çıkışı, her geçen gün dünya tarımına yön verişini iyi anlamak zorundayız. Türkiye’den toprak almak, çiftlik kurmak isteklerini yakın takibe almak durumundayız.

 Abdal, Çingene, Arap, Acem, Suriyeli, Rus gibi yabancı evliklerle ırkımızı ve milli seciyemizi, genetiği bozulmuş gıdalarla da sağlığımızı bozuyorlar. Global emperyalizmin yüz yıllık gizli, sinsi planlarına fırsat vermiş oluyorlar. Marş’ı Türk ve Türkmen şehri yapan, Turk boylarının burada yerleşmiş olmaları ve yemekleri, düğün ve bayramları, sevinç ve kederleriyle burada öz Türk kültürü oluşturmalarıdır.

Her geçen gün kafe kültürünün egemen olmaya başladığı şehrimizin, Suriye savaşı sebebiyle, Keldani, Dürzi, Süryani ve Ermeni gregoryen, PKK-Kürt  gibi etnik ve mezhepsel unsurlarla kozmopolit bir sosyo-kültürel kimlik değişimine uğradığını gözlemliyoruz açıkça…Demografik yapı belirgin olarak değişmeye başladı.  Çok uluslu bir Osmanlı şehri yani yeni bir Halep şehri olmaya başladı Maraş.

İnsan bozulursa her şey bozulur. Dondurmamızı, biberimizi, tarhanamızı bozmadan, yüksek kalitesinden ödün vermeden, insanımızın da milli kimliğini, yüksek karakterini bozmadan bu şehri tarihi kökleri üzerinde yaşatabiliriz. Yeni yüzyılın değişen şartlarına, yeni gelişmelerine karşı, özümüzü koruyarak uyum sağlayabiliriz. Unutmamak gerekir ki özünü kaybeden sözünü kaybeder. Güçlü kültürler karşısında savrulur gider. Yeni güçlü bir Türkiye’yi inşa ederken bütün bunların farkında olmalıyız. Yani devletin bekası için ırkımızı, ırkımızın bekası için yerli ve milli gıdayı korumak durumundayız. Milli karakterini kaybeden bir millet, millet olarak kalamaz, devletlerini de ayakta tutamaz. Milli seciyemiz ve yerli ve milli tarım ürünlerimiz bozulmasın!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar