HİDDET ŞİDDET CİNNET CİNAYET…(1)
Reklam
Reklam
Reklam
  • Reklam
  • Reklam
Fahri KURT

Fahri KURT

HİDDET ŞİDDET CİNNET CİNAYET…(1)

22 Aralık 2017 - 09:22

Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284  numaralı kanun ters mi  tepti. Bir şeyler gerçekten ters gidiyor. Ve aile içi şiddet her türlü idari, adli ve polisiye tedbirlere rağmen bir türlü önlenemiyor.

   Toplumu derinden sarsan şiddet, tecavüz, işkence ve cinayet haberleri, görsel ve yazılı basında serlevha yayınlanıyor ve milletçe her geçen gün artarak psikolojimizi bozmaya devam ediyor. Daha da önemlisi Müslüman bir ülkede olup biten bu insanlık dışı hadiseler millet olarak bizi mahcup ediyor, yüzümüzü kızartıyor.

  Ailenin Korunması hakkındaki bu kanun yeniden ele alınıp, bugüne kadar ki yansımaları, uygulamaları ve geri dönütlerinin ele alınma zamanı gelmiştir.                             

  Kanun da bütün tedbirleri devlet kurumları ve yetkililerinin alması, öngörülmüş. Adliye ve polisiye tedbirler, resmi kurumların yapacakları tek tek sayılmış.

  Konuya biraz daha yakından bakalım:

  “Ev içi şiddet: Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti,” (mad.2)

  “Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz.

   Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,”(mad.1)

  Yukarıdaki kanun hükümlerine göre şiddettin alanı iyice genişletilmiş, nelerin şiddet sayılacağı ya da sayılmayacağı sübjektif değerlendirilmelere açık hale gelmiştir. Artık evde bir baba ders çalışmayan çocuğunu sıkıştıramaz, harçlık veremediği karısına ve çocuklarına ekonomik şiddet uygulamış olmaktadır. Eşi arzulamadıkça, karı koca bile olunamayacak, şayet koca biraz zorlarsa bu cinsel şiddet ve tecavüz olarak kabul edilip, koca tecavüzden yargılanabilecek.

  Evde çocuklarına terlik atan anne ve nine yargılanacaktır. Bu şu demektir: Evde ana ve babanın otoritesinin zayıflatılması demektir. Ataerkil Türk Aile yapısına, gelenek ve törelerine ters olan bu anlayış ve yaklaşımlar, Türk erkeğini bütün yetki ve otoritesini kaybettiği hissi uyandırmaktadır.

  Kadına ve çocuğa cesaret, hak ve yetki veren bu kanun hükümleri ile devletin asker, polis, savcı, hâkim, vali, kaymakam gibi kuvvetlerini de kayıtsız şartsız arkasına alanlar, kendilerini her türlü hakka sahip bu karşılık her sorumlulukları da olmayan insanlar olarak algılayacaklardır kendilerini. Bu durum Erkeği daha çok saldırganlaştıracaktır. Bu kanun hükümleri kadını, çocukları koruyalım derken evde ana babanın, özellikle de babanın sorumluluklarını artırmış, yetkilerini ise minimize etmiştir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar