FARKLI YAKLAŞIMLAR
Reklam
Mehmet DOBOĞLU

Mehmet DOBOĞLU

FARKLI YAKLAŞIMLAR

Önceki günkü yazımda kaynaklar göstererek, H.Z İsa’nın kıyamet öncesi yeryüzüne yeniden ineceğine dair bazı hadislerin er aldığı yazı kaleme almıştım.

Oğuz Paköz ağabeyim arayarak, bu konuda kendi görüşlerini paylaştı: “ Yahudi ve Hıristiyan görüşlerine kapılmamak gerektiğini söyledi.

Bu konuda yeniden tefsirlere başvurdum, özellikle İbni Kesir’in (Dr. Bedrettin Karlığa, Dr Bedrettin Çetiner 5. Cilt say 1980 başlayan Nisa 157-58-59 ayetlerine işaret) Hadislerle Kur’anı Kerim Tefsirinde ki “Kıyametin Alametleri” bölümünü uzun uzun okudum.

Konu uzun bu konuyu şu şekilde sonuçlandırayım. Hz. İsa gökyüzüne çekilmiştir bu kesin, ancak geri gönderilişiyle ilgili açık ve net bir ayet yok. Bazı hadisler var, onları da paylaştım. Ki daha önce Mehmet Görmez hocamın da bu konudaki görüşlerini yazmıştım,  bu doğrultudaydı. Gelecek diyenler, bazı ayetler yorumlanmış o kadar. Tabi her şeyin doğrusunu Allah bilir. Sonuç olarak kıymet öncesi bir takım hadiseler olacak, Mehdi’nin(as) gelişi v.s. Yeryüzünde bir saadet asrı daha yaşanacak, sonrasında da kıyamet kopacak….

 

GELELİM GÜNÜN KONUSUNA

 

Önceki gün Hürriyet’ten Sedat Ergin, bir yazı kaleme aldı. Dikkatle okudum, isterseniz bir kısmını paylaşayım: “DÜNYANIN en seçkin üniversitelerinin uluslararası ilişkiler alanındaki en parlak otoritelerine ya da diplomasi alanındaki en kalburüstü şahsiyetlere sorabiliriz...

Ya da dış politika ve yakın dönem dünya tarihi üzerine yazılmış en önemli bilimsel eserleri alıp inceleyebiliriz...

Başvuracağımız bu kaynakların hiçbirinde, bir ABD Başkanı’nın tweet mesajı atarak Rusya’ya ve uluslararası topluma “Hazır ol Rusya, çünkü füzeler geliyor. Güzel, yeni ve akıllı füzeler...” mesajı vermesini çağrıştıran, buna benzeyen bir vakayla karşılaşmanız söz konusu olmayacaktır.

Bir süper gücün liderinin dünya barışını en hayati derecede ilgilendiren bir konuyu ele alırken başvurduğu yöntem ve kullandığı üsluba baktığımızda, artık uzmanlığın, bilginin anlamının kalmadığı, sağduyunun, diplomasinin tümüyle iflas ettiği bir eşiğe geldiğimizi kabul etmeliyiz. Bugünlerde sanki bir fantezi evreninin içinde yol alıyoruz. Bütün dünyayı diken üstünde oturtan bu gelişmede olabilecek en kötü durum senaryolarını da hesaba katmak zorundayız. Rusya açıkladığı şekilde ABD’nin ateşleyeceği füzeleri düşürürse, Suriye üzerindeki bu anlaşmazlık birden yerküreyi bir ABD-Rusya askeri çatışmasının alevleri içine atmaz mı?

Galiba Soğuk Savaş yıllarında bile karşılaşmadığımız türden bir büyük çatışma riski zemin kazanıyor üzerinde yaşadığımız gezegende. Bu durumda Soğuk Savaş yıllarının karşılıklı caydırıcılığın getirdiği bir hayli öngörülebilir ve emniyetli bir dünya olduğuna hükmetmemiz gerekecek….”

Ergin’i pek okumam ancak galiba bu tespitinde haklı.

 

DİKKAT ETMEK GEREK

Şimdi herkes bir şeyler konuşuyor, yazıyor ve yorumluyor. İçinden geçtiğimiz şu günlerde herkes hal ve hareketlerine dikkat etmeli, özellikle diline sahip çıkmalı.

Allah yeryüzünde gerçek manada bir mümin kalana kadar, kıyameti koparmayacak. Demek ki, insanlar savaşa yönelmek yerine barış dili konuşması, barış istemesi gerekiyor. Yani bugüne kadar savaşlar kime ne fayda getiriş ki? Savaş felaket demektir. Ancak bir toplumu düzeltmek için savaş yapılabilir. O da günümüz de savaşı hiç gerektirmez. Üç ülke yan yana gelse, bir diğerinin yanlışına dur diye bilir.

Günümüz liderlerine bu konuda önemli sorumluluklar düşüyor, yanındaki akıl daneleri sağduyulu hareket etmeli.

Tarih göstermiştir ki, insanlık el ele verdiğinde ne açlık kalır, ne susuzluk. İki damla petrol için, binlerce insan kanı akıtanlar ölümü düşünmeli.

Yani yazık bir kadar masum insan ölüyor, küçücük bebelerin ne suçu var? Şu mübarek günlerde herkes birbirini uyarmalı. Hak ve hakikate, barışa çağırmalı.

Peki hadi kalın sağlıcakla

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar