KUR'AN VE İNSAN
Reklam
Mehmet DOBOĞLU

Mehmet DOBOĞLU

KUR'AN VE İNSAN

12 Haziran 2018 - 10:25

Kadir Gecesini ihya ettik Elhamdürillah. İnşallah hep birlikte cehennem ateşinden kurtulanların içerisine yazılmışızdır. Gerek Ramazan ve gerekse Kadir Gecesinin bu kadar kutsal oluşu, bilirsiniz, Kur’an ayı olmasından geliyor. Bu nedenli bu günkü konumu Kur’an ve İnsan olarak seçmiş bulunuyorum.

Küçük yaşta annem rahmetli bizi Kayabaşı Mahallesinde, Gudümü Hoca’ya Kur’an öğrenmek için göndermişti.

Şimdi olduğu gibi o yıllarda da yaz tatilinde hocaların evi dolup taşardı. Rahmetli, biraz suyu sertti, pek de istediğimiz neticeyi alamadık, yani Kur’anı öğrenemedik çocukluğumuzda. Sonra 38 yaşında Rabbim, nasip etti. Ardından mealler, tefsirler derken, şükürler olsun, artık okuyabiliyorum, kısmende anlıyorum…

Tabi Kur’anı öğrenmeden önceki hayatımın tabir yerinde ise ‘ot’ gibi olduğunu gördüm. Çünkü değerler zinciriniz olmuyor. Ne iyi ne kötü ayırt edemiyorsunuz…

Kur’an muhteşem bir kitap. İşte bu nedenle Kur’an ayı olan Ramazan’da bol bol okuruz, tefekkür ederiz.

Şimdi bu mübarek ayın son on gününe girdik. Kadir Gecesi’de yaklaştı, bu nedenle daha fazla Kur’an okumak gerek diye düşünüyorum.

Neden mi? Açalım.

Kur’an ile ilgili şöyle bir değerlendirme okumuştum: “Kur’an’ı vahyeden Allah Teala, hayat ve mutluluk bahşeden muhtevayı eşsiz bir üslub içinde sunmuş, muhataplarını, mücevher kutusunun içinden önce dışının güzelliği karşısında hayran bırakmıştır. Anlatıldığına göre daha önce dillere destan olan ve Kâbe duvarına asıldıkları rivayet edilen yedi meşhur şiir bile tahtından düşmüş, edebî güzelliğin tahtına Kur’an oturmuştur.

 MEYDAN OKUR

Kur’an bu eşsiz güzellikteki üslubunu muhatapların takdir ve sübjektif değerlendirmelerine de bırakmamış, meydan okuyarak “benzeri bir kitap, bir sure, on ayet, hadi olmadı bir ayet getirin” demiş, getiremeyeceklerini peşinen ilan etmiş, bunu deneyenler de acziyetlerini itiraf eylemişlerdir. İşte Kur’an’ın bu “âciz bırakan” özelliğine “i’câzu’l-Kur’an” denilmektedir. Şüphesiz bu eşsiz, benzersiz, taklid edilemez ve aşılamaz güzelliğin tamamı dışa; söze ve şekle ait değildir.

Burada muhteva güzelliğinin, gerçekliğinin ve mükemmelliğinin de büyük payı vardır, ancak Kur’an nazmındaki dış güzellik, Arapça bilmediği halde Kur’an’ı okuyan ve dinleyenlerin bile farkedebilecekleri bir açıklıkta ve çarpıcılıkta tecelli etmektedir; cümlelerin kuruluşu, kelimelerin seçilişi, çeşitli söz sanatlarının kullanılışı, söz dizisinin yansıttığı musıki bu güzel Kitabın albenisini teşkil etmektedir.

Bu özelliklerin muhataplara telkin ettiği güzellik duygusu Kur’an’ın yazılmasında, okunmasında ve mushafların kağıt ve cilt şekillerinde bile dışa vurmuş, Müslüman san’atının en seçkin örneklerini oluşturmuştur. Kur’an-ı Kerim’de estetik çerçeveye giren güzellikle ilgili olarak şu kelimeler kullanılmıştır: “Bedî’, cemal, ihsan (ahsene), hüsn, hüsnâ, zinet, rîş”.

 

BÜTÜN GÜZELLİKLER O’NUNDUR

Bütün bu güzelliklerin ya Allah’a ait olduğu yahut da Allah tarafından yaratılarak kullarına sunulduğu ısrarla vurgulanmış, insanların eseri olan güzelliğe/estetiğe hemen hiçbir atıfta bulunulmamıştır. Bu tutum, İslâm san’atını ve Müslüman san’atkârları etkilemiş olmalıdır ki, onlar hiçbir zaman yaratıcılıktan bahsetmemiş, yaratmaya özenmemiş, ilahi san’atı taklide veya tahrife cür’et etmemişlerdir. Bütün yaptıkları öncelikle ilahi san’atın temaşasından yüce Sâni’e (san’atla yaratana, güzel yaratana) ulaşmaya, O’nun yücelik, kemal ve cemalini idrak etmeye çalışmak, sonra da O’nun güzeli sevdiğinden hareketle yaptıklarında bunu (O’na layık olanı, kuluna yakışanı) ortaya koymaya gayret etmek olmuştur…”

Hasılı Kur’an güzeldir, Kur’an’da güzelliğe ilgi ve atıf vardır, ancak bu güzel bir başka güzeldir ve birçoğu İslâm’a ve Müslüman’a özeldir. (Kaynak Gökhan Özcan)

Daha fazla söze de gerek yok. Kalın sağlıcakla.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar