KİMLİKLER TÜRKİYE'Sİ Mİ- DEĞERLER TÜRKİYESİ Mİ?
Reklam
Mehmet YÜZBAŞIOĞLU

Mehmet YÜZBAŞIOĞLU

KİMLİKLER TÜRKİYE'Sİ Mİ- DEĞERLER TÜRKİYESİ Mİ?

08 Haziran 2018 - 09:39

Ünlü bir Fransız düşünür “Topluma kimlik değil, değerler temelinde yaklaşmalıyız ”diyor.

 Çeşitli terör örgütleriyle ciddi manada uğraş veriyoruz… Dışarda, olumsuz koşullar ve algı sorunları, aynı zamanda sınırlarımızda yaşanan “Türbülans nedeniyle günlük bireysel yaşam, toplumsal yaşam alanları ve belirsizlikler yaşıyoruz.

Türkiye’nin kimlikler yerine; değerler temelinde bir yönetim anlayışına ve toplum sözleşmesine gereksinimi var. Seçimi hangi siyasi partinin kazanıp kazanmamasından çok; kimlikler Türkiye’sinden değerler Türkiye’sine bir an önce geçmemiz gerekiyor.

Ülkemizde değişik coğrafyalar var. Buna karşılık farklı düşünce, anlayış ve yaşam biçimleri vardır. Örneğin; Doğuda ve Güneydoğuda Kürtler, Karadeniz bölgesinde Lazlar var. Diğer bölgelerimizde, Arnavutlar, Boşnaklar. Yani ülkemizde birden fazla düşünce ve anlayışa sahip nüfus barındırıyoruz. Bunun için değerler Türkiye’sine aşırı şekilde ihtiyaç duyulduğu beklentisi var. Kutuplaşma ve toplumsal uyum sorunlarının esas itibariyle siyasal ve toplumsal alanda aynı ölçüde algılanması gerekiyor. Kimlikler değil, değerler Türkiye’si olasılığını güçlendiriyor.

Bu açıdan bakıldığında Türkiye siyasi tarihinde en kritik seçim öncesi sürecini yaşıyor. Ancak en sönük seçim sürecini de yaşamakta olduğumuz da gözden kaçmıyor.  Endişe içinde yaşamanın başlıca nedenlerinden birisi de; çözümü değerlerde değil kimliklerde arıyor olmamızdır.

Yıllar öncesinin siyasetçileri artık günümüzde yok. Rahmetli Bülent Ecevit’in Ortanın solu, Alpaslan Türkeş’in milliyetçilik anlayışının hiç biri şuan mevcut değil. Parti liderleri aşağı yukarı aynı şeyleri söylüyorlar; yalnız üslupları farklı. Bugün Cumhur ittifakı ile Ak Parti- MHP Millet ittifakı ile CHP-SP- İYİ parti bir araya gelmeleri hayal bile edilemezdi. Şunu unutmayalım… Partiler ittifak yaparak seçmeni tercih zenginliğine motive etmiş durumda.  Doğrusu da bu… Hiçbir parti birbirlerine düşman kardeş değiller. Elbette farklı düşünceleri ve üslupları olacaktır. Bu ortaklıklar yarın TBMM’YE yansıdığında daha uzlaşmacı bir meclis hayata geçmiş olacaktır.

 Seçim çalışmalarında liderlerin üsluplarının sert olması olağandır. Çünkü sert söylemlerini anlayışla karşılayabiliriz. Ama seçim sürecinde maalesef bunlar oluyor. Keşke olmasa. Bizim siyasi anlayışımız bu şekilde tecelli ediyor.

Avrupa bahsettiğimiz konularının hepsini yaşamış. Bu geçişkenlikten sonra her şey normale dönmüş. Bizim ülkemizde benzer dönüşümler elbette olacaktır.  Belli bir süreç gerekiyor. Sırasıyla hepsini yaşayacağız. Günü geldiğinde seçimler daha sakin ve stressiz geçecektir.

Çok partili siyasi hayata geçilmesiyle Demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin temeli atılmıştı. Bazı aksamalar olması olağandır.  Kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı 83 yıl önce tanındı. Bunu çok erken bulanlarda halen mevcut. Ancak İslam ülkelerinden bariz bir şekilde gelişmiş olmamızı da; yine demokrasinin eseri olarak görmek lazım. İslam ülkelerinin başkenti olan Sudi Arabistan’da kadınların araç kullanmasına ve sinemaya gitmesine daha yeni izin verildi. Demek ki biz İslam ülkelerinden bir asır öndeyiz. Başkanlıkta olsa, parlamenter sistemde olsa bizim ülkemiz de endişe edecek bir durum yok. Zamanı geldiğinde her şey normale dönecektir.

İşte o zaman kimlik siyasetinden, değerler siyasetine de geçmiş olacağız. Geçiş döneminin sancılarını elbette çekeceğiz. Bu konu da kimsenin endişesi olmasın.

Sonuç olarak; kimlik siyaseti “İnsanları din, ırk, yaşam biçimlerine göre ayrım yapmak.

Değerler siyaseti ise “İnsanları hiçbir ayırım yapmadan olduğu gibi kabullenmek veya saygı duymak”

 Çok basit olan anlayışı hayata geçirdiğimizde her şey daha güzel ve huzurlu olacaktır.

Ne kadar kolay değil mi?

  

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar