DÜŞÜNCE HATALARI
Reklam
Meltem GÜLER

Meltem GÜLER

DÜŞÜNCE HATALARI

Zihnimiz bizi yanıltıyor mu? Gerçekte olmayan şeyleri neden o kadar abartıyoruz? Gün içinde ne oluyor da bir anda kendimizi bir şey yokken kötü hissetmeye başlıyoruz? Bunların en temel sebeplerine baktığımızda karşımıza “düşünce hataları” çıkıyor.

Düşünce hatalarını şöyle bir örnekle anlatacak olursak: Bazı insanların zihinleri, yaşanan olayları gerçeğe pek uymayan şekilde felaketleştirerek yorumlarlar, bir başka kişi ise olan bütün her şeyin kendisiyle ilişkili olduğunu düşünür. Bu ve buna benzer düşünce stillerine  psikologlar düşünce hataları diyor.Bunlar farklı şekillerde ve oranlarda tüm insanlarda görülmekle birlikte psikolojik rahatsızlık yaşayanlarda daha fazla görülür.

Kendimize ve çevremize dönük bu düşünce hatalarımız hayatı oldukça zorlaştırır ve ilişkilerimizi olumsuz etkiler. Bu düşünce hatalarını daha detaylı incelemek ve kendinizdekilerin farkına varmak için aşağıdaki maddelere göz atmanızı öneririm.

1) Keyfi Çıkarsama
Bir durum karşısında destekleyici kanıtlar olmadığı halde hatta gerçekte tersine kanıtlar olmasına karşın belli bir sonuca ulaşmayı anlatır. Örneğin: Yöneticisi tarafından konuşmaya çağırılan bir çalışanın “Yaptığım işler kötü olduğu için benimle konuşmak istiyor” diye düşünmesi.

2) Seçici Soyutlama
Olayları bağlamdan kopartarak bir detaya odaklanma, durumun daha belirgin diğer özelliklerini ihmal etme ve bu sınırlı özellik temelinde bütün yaşantıyı kavramlaştırmadır. Örneğin: bir konferans sonrası herkesin çok beğendiğini söylemesine karşın bir kişinin olumsuz eleştirisi yüzünden, kişinin kendini kötü hissetmesi bu durumu anlatır.

3) Aşırı Genelleme
Tek bir olayı referans alarak genel bir çıkarım yapmak ve olumsuz sonuca ulaşmak. Örneğin: sevgilisi tarafından terk edilen birinin hayatı boyunca sevilmeyeceğini ve mutlu olamayacağını düşünmesi.

4) Büyütme ve Küçültme
Kişi bazı olayları yorumlarken, öznel bir takım ağırlıklar atfederler. Bu düşünce hatasını yapan kişiler kendi yaptıklarını küçük yapmadıklarını ise büyük görürler.

5) İkili Düşünme
Kişi durumu ya hep ya hiç şeklinde algılar. Örneğin: Mükemmel değilsem bu benim başarısız olduğum anlamına gelir.” “Beni eleştiriyorsa sevmiyor demektir ”

6) Kişiselleştirme
Sıkıntıda olan bireyler sıklıkla kendi kendilerine ve kendi ruhsal acılarına aşırı odaklanırlar. Bu nedenle olumsuz bir olay veya durum ortaya çıktığında bunun reddedildikleri veya suçlandıkları şeklinde kendileriyle ilgili olduğunu düşünme eğilimindedirler.

7) Felaketleştirme
Küçük bir bilgiden yola çıkarak, o bilgiyi de yeterince değerlendirmeden durumu hep olumsuz olarak değerlendirmek. “İşi yetiştiremedim, beni kovacaklar”

9) Zihin okuma
Çevremizdeki insanların düşündüğünü bildiğimizi ve onların da bizim ne düşündüğümüzü bildiklerini düşünürüz. Örneğin biz konuşurken esneyen birini gördüğümüzde sıkıldığını düşünmemiz buna bir örnektir. 

Kendi kendimize ön yargılı bir şekilde olayları yorumlamamız yanlış! Olaya göre kişiye göre yorumlayıp; sebep- sonuç ilişkisine bakmak lazım. Daha yüzeysel, basit ve mantıklı bir şekilde…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar