İNSAN
Reklam
Mustafa KALLİ

Mustafa KALLİ

İNSAN

13 Temmuz 2018 - 10:01

  Erişilemez bir sanat esri olan insan, sanatkârını bilmek zorundadır. İnsan aynaya bakar, aynalar doğru söyler, ne söylerse yüze söyler. Ama kendisini göremez. Bize gösterir. İnsanların manevi yönü vardır. Sevinçleri, üzüntüleri vardır. Bugüne kadar sevinçleri ölçen, günah kirliliğini temizleyen, veballeri ölçen bir alet bulunamadı. İnsan yüz şekilleri ne kadar çeşitli ise o kadar da karakter çeşidi vardır.

    İnsanın inanma yönü vardır. İman insanı insan eder belki de sultan eder.             Bazı insanlar Allah’ın verdiği akılla ilim ve sanat öğrenip, para kazanıyorlar. Yine Allah’ın verdiği akılla Allah’a isyan ediyorlar.

    Etten yapılmış dil tat alıyor.göz görüyor..Beyin problem çözüyor ve düşünüyor.Mide yediğimiz etleri hazmediyor, kendini eritmiyor. Organlarımızı yaratan Allah, onlara can vermiş yaşatıyor. Bu güne kadar insanlık bir canlı organizma yapamadı.

İnsan yerine göre melekten yüce, bazen de hayvandan aşağıdır.

İnsan, cansız topraktan hâsıl olmuştur.

İnsan, fani gözle görmüyorsa, ruhunu inkâr etmemelidir.

Duvarın ötesini göremeyen insan her şeyi bildiğini zannetmemelidir

İnsan topraktan yaratılmıştır, çamurlaşmamalıdır.

Aciz olan insanın övünmeye hakkı yoktur.

İnsan karnını doldurduğu gibi ruhunu da doyurmalıdır.

İnsan günahkârdır. Yaratanına sığınmalıdır.

İNSAN VE RUH

     İnsan, beden ve ruhtan meydana gelmiştir. İnsanın başı gövdesi, kol ve bacakları vardır. Bütün bunlar insan bedenin yapısı ile ilgilidir. Fakat insan et ve kemik yığını değildir. İnsanı insan yapan asıl öğe onun ruh yapısıdır. İnsan kızar, öfkelenir, sever, sevinir, heyecanlanır, düşünür, konuşur, inanır. Bütün bunlar ruhsal olaylardır. İnsanda bu ruhsal olayların varlığı inkâr edilemez. Ruh bilimi adı altında bilim dalı da vardır.  Bütün bunlar insanda bedenin yanında ruhu da vardır.

 Bedenimizi beslemek için gıda ister, ruhta öyledir. Ruhunda gıdaya ihtiyacı vardır. Bedenin gıdası besinlerdir. Ruhun gıdası ise, inanç, bilgi, sevgi ve doğruluktur. Ruhumuzu beslemek için Allah’ın varlığına inanmak ve O’nu sevmekle olur? Niçin bedenimizi beslemek için her çareye baş  vururuz da, ruhumuzu beslemeyi ihmal ederiz?

   Biz bedenimizi elle tutup, gözle görürüz.  Ama ruhumuzu elle tutup, gözle göremeyiz. Görmediğimizden dolayı manevi varlıkları inkar edemediğimiz gibi, ruhun varlığını da inkar edemeyiz. Kızmak, sevmek,ağlamak,öfkelenmek gibi olaylar ruhun belirtilerini gösterir. Ruhsal olaylar nasıl ruhun varlığının delili ise, kainatın varlığı da yüce Allah’ın varlığının delilidir.

İNSAN BEDEN VE RUH

   İnsan beden ve ruhtan oluşmaktadır. İnsan, varlıkların en değerlisi  ve en olgunudur. İlk insan ve insanlığın atası olan Hz. Adem(a.s) topraktan yaratılıştır. Ayet-i kerime de , “Gerçek şu ki biz insanı çamurdan süzülmüş bir özden yaratıyoruz.”(Mü’minun,12) Buyrulmaktadır.

  İlk insan olan Hz. Adem(a.s), topraktan insan suretinde yaratıldıktan sonra artık ona ruh üflenmiştir. Bu durum ayeti kerimeler de; “Sonra ona düzgün bir şekil vermiş ve kendi ruhundan ona üflemiş, sizi kulak, göz ve gönüllerle donatmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”(Secde,9) “Ona tam şeklini verip ruhumdan da üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın."(Sad,72) Buyrulmaktadır. Ruhun, bedenin çeşitli evrelerden geçtikten sonra yaratıldığı anlaşılmaktadır.  Böylece ruh ve beden ilişki kurmuştur. Ruh, insanda ve hayvanda canlılığı sağlayan bir unsurdur. Birliktelikleri ile canlılık, ayrılıkları ile de ölüm vaki olmaktadır. Ölüm sonrasında, beden çürüyüp toprağa karışırken, ruhta ruhlar âlemine(berzah âlemine çekilmektedir.

  İnsanı canlı tutan, ayakta kalmasını sağlayan ruhi yönüdür. İnsanın yaşaya bilmesi için bedeninin yemeye ve içmeye yani gıdalara ihtiyacı olduğu gibi, ruhunun da inanmaya Allah’a inanmaya ihtiyacı vardır.

  İnsan, yaratılış itibari ile inanan bir varlıktır. Bu yönüyle de diğer varlıklardan ayrılır. İnanmak onun zihin ve ruh dünyasında mevcuttur.

İNSANIN RUHSAL İHTİYAÇLARI

    İnsanın yeme -içme gibi bedenine ait ihtiyaçları varsa, ruhunun ihtiyaçları vardır. Ruhun gıdasının zikir(Allah’ı anma) olduğu Kuran-ı kerimde bildirilmektedir. Ayet-i kerimede ; “Bun­lar, iman edenler ve Allah'ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bile­siniz ki gönüller ancak Allah'ı zikrederek huzura kavuşur.”(Ra’d,28) Buyrulmaktadır.

  İnanmak, Allah’a inanmak insana güven verir. Allah(c.c) nun güzel isimlerinden biride “el- Mü’min” dir.Güven veren anlamına gelir. Allah’a inanana da “mümin “ denilir.

   Allah’a inanan insan kendini özgür ve güvende hisseder. Çünkü gerçek özgürlük Allah’a kulluktadır. O’na kul olmaktır.

  Kur’an okumak ve onu anlamaya çalışmak, namaz kılmak, oruç tutamak ve ibadet etmekte ruhun ihtiyaçlarıdır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar