HAYAT( YAŞAM)
Reklam
Mustafa Okumuş

Mustafa Okumuş

HAYAT( YAŞAM)

13 Şubat 2018 - 12:04

Yaşam inişli-yokuşlu bir serüvendir. İnsanoğlu düşe-kalka sürdürür bu yolculuğu. Zaman olur, açılır önü, artar dizlerinin dermanı. Koştukça açılır, açıldıkça güç toplar, sürdürür koşuyu. Doyumsuzluktan alır enerjisini. Bilmez insan elindekiyle yetinmesini. Zaman içinde ataklar artar, riskler çoğalır. Gün gelir yokuşlar, bayırlar daha da sivrilir. Bu engelleri aşmak kolay olmaz. Umutlar zayıflar, beklentiler körelir. Koşucu yeni etapları aşmakta zorlanır.

      İşin tabiatında “Payas’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmakta var.” Atasözünün içeriğine uygun bunalımda bulur kişi kendini. Koşucu yorgun ve de bitkindir artık. Yeni çıkışlar arar, kendince kendine. Ya da savaşım gücünü yitirir;  küser yaşama. Ancak umutları diri tutmak da var.“Ya sabır dercesine. Ya da Allah’tan umut kesilmez.” İnancında teselli ve güven arar kendince. Böylece zamanın otamasına bırakır, kişi kendini; iyimser bir beklentiye tutunmak umudu, onu yitirmekten çok daha iyidir. İnsanın yaşıyor olması bile umut kapısını açık tutması için yeterli bir neden olmalı elbette. Olumlu bakış, umudu diri tutmak yaşamın önünü açan önemli bir değerdir, bence.

   Yaşam kimi zaman rastlantılarda bulur kendini. Kimi zaman da perde arkası güçlerle yönlendirilir. Ya da bize sunulan fırsatların desteğinde yol alır. Yaşamda başarı, salt kişinin kendi isteğinde mi yoksa bulunduğu ortam ve olanaklarla mı şekillenir? Dediğim de olur, kimi zaman. Gelin buna doğarken şanslı doğmak diyelim, isterseniz. Kuşkusuz doğarken şanslı doğmak başarının tek şartı değildir. Onu belli amaçlarda doğru kullanmasını bilmediğiniz zaman hiçbir işe yaramaz. Bu yüzden ki yıllar önceki kendi hayatımı sorguladığım olur:

    Kırsalda doğmuşum. Kırsalın sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik olanakları oldukça sınırlıdır, bilirsiniz. Yaşam adeta merdivensiz duvara tırmanmaya benzer. Tırnaklarınızla tutunursunuz. Düşer, kalkar yeniden tırmanmaya çalışırsınız. Pes etmek mi? Asla… Başka bir şansınız yok ki…   

  Sahi işi oluruna bırakmak, sabrın beklentilere kapı aralaması anlamına mı geliyor? Eğer öyleyse umudu zamana takmak insanın moral damarlarını besleyip rahatlatıyor, olmalı. Burada inanmak önemli bir olgudur. “Mevla neylerse güzel eyler.” İnanç tabanında insan panikten kurtulur. Yeniden hayata tutunur, yaşama gücü toplar., herhalde. O güç ki “sabrın sonu selâmettir” umudunu da besler; rahatlatır insanı değil mi? Ne demiş atalar: “Ahmak çabalar, iş olacağına varır.” Ya da “ Sen evme, iş evsin.”

    Her nesnenin bir güzelliği, her güzelliğin bir hayrı vardır, beklemesini bilene. En olumsuz durumlarda bile işi, zamanın akışına bırakmanın yararına inananlardanım. Rintçe de olsa… Zamanı ve şartları zorlama yerine, zamanın otayıcı gücüne inanmanın gerektiği, düşüncesindeyim. Umudu yitirmektense…

    Yaşamın bize gülmesi için önce bizim ona güvenimizi diri tutmamız gerekmez mi? Hayatın inişleri de yokuşları da bizim içindir. Her koşulda yaşam devam eder. Yüce Yaradan, her şarta uyum sağlayacak, direnç gösterecek, çözüm üretecek nitelikte donatmış, insanoğlunu… Yeter ki insanoğlu, kendi fıtratının olumlu yanlarıyla tutunsun, hayata… Yaşamı yaşanılır hale getirmek, çevremizle paylaşıma açmak, içini yararlı değerlerle doldurmak, ona anlam, kendimize değer katar demeye çalışıyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar