BİR ARKEOLOG'UN ANILARI-2
Reklam
Mustafa Topaloğlu

Mustafa Topaloğlu

BİR ARKEOLOG'UN ANILARI-2

24 Nisan 2018 - 10:23

Asker olur Mehmet Eroğlu. Ankara’da tamamlar vatan vazifesini. Kepiç’e gelir. Kayseri’de Anatamir Fabrikasına hamal olarak girer. Hem çalışır, hem de dışardan ortaokulu ve akşam lisesini bitirir. Bu sırada evlenir. Üniversite sınavına girer. Ankara DTCF Arkeoloji Bölümünü kazanır. Sanat okuluna memur olarak işe girer. Yine işi ve okulu birlikte götürür. Eşini yanına alır. Bir gecekondu edinir. Okulu bitirir. İlk görev yeri Alacahöyük Müzesi’dir. Daha sonra Antalya Side Müzesi, ardından Aydın Milet Müze müdürlüğü görevi ve Aydın İl Kültür Müdürlüğü…Bu sırada 12 Eylül Darbesi olur. Bir müddet sonra Aydın İl Kültür Müdürlüğü görevinden alınır.
Mehmet Eroğlu, Ankara’ya gelir. Ankara Kültür Müdürlüğünde “Yakın köylüm ve akrabam” dediği birisi var. Bir iki emekli subay bulmuş. Ankara’ya kültür müdürü olmak için var gücüyle çalışıyor. Onun odasına varır Selam ve hal hatırdan sonra bakar ki soğuk bir karşılama. Aldırmaz. Paltosunu çıkarıp onun oraya koymak ister. Sonrasını Eroğlu’dan okuyalım:
“-Hemşerim, benim genel müdürlükte biraz işlerim var. Şu paltom burada dursun. İşlerimi bitirince gelir alırım, dedim.
-Mehmetçiğim, sen paltonu buraya asmasan iyi olur. Ben bu günlerde Ankara’ya Kültür Müdürü olmak istiyorum. Kararnamem hazırlanmak üzere. Şimdi seni benim yanımda görürlerse benim için iyi olmaz. Hatta şu kararname çıkıncaya kadar benim yanıma uğramasan çok iyi olur, dedi.
Bunları duyunca sanki o bina başıma yıkıldı, tepemden bir kaynar su döküldü. Dengem bozuldu. Astığım paltomu geri aldım ve şöyle dedim:
-Ulan aşağılık adam, senin Kültür Müdürlüğüne de… diye saydım, döktüm.”
Düşenin dostu olmaz tabii… Bazı kadir kıymet bilmezler yakın köylüsü, hemşerisi ,hatta akrabası bile olsa zor gününde selamı sabahı keser.Dert üstüne dert ekler. Bir derdini bin eyler.
Aydın İl Kültür Müdürlüğü’nden Mardin Müzesi’ne uzman olarak atanır. Tek başına gelir Mardin’e eşi ve çocukları Aydın’dadır. Telefonla görüşür zar zor eşiyle. Yine böyle bir telefon görüşmesinde oğlu Hakan’la da konuşmak ister. Sözü yine kendisine bırakayım: “Hanımın:
-Baban. Koş, çabuk! dediğini duydum.(Bu sırada Hakan Beşiktaş maçını seyretmektedir televizyonda) Oğlum:
-Dur Beşiktaş’ın maçı var. Beşiktaş penaltı atıyor, biraz beklesin, demiş. Ben onun için yanıp tutuşuyorum. O Beşiktaş’ın penaltısını benimle konuşmaktan daha önemli görüyor.”
Mardin’de re’sen emekli edilir. Döner Aydın’a. Bakkal Murtaza dönemi başlar Mehmet Eroğlu’nun. Bir büfe çalıştırır. Büfeye “Kültürün Yeri” derler. 
Bir zaman sonra tekrar memuriyete. Son görev yeri Erzurum İl Kültür Müdürlüğüdür.
Bir Arkeolog’un Anıları 443 sayfalık bir kitap. Baskı tarihi 2011. Birinci hamur kağıda basılmış. Kağıt birinci hamur. Ama dizgi o kalitede değil. O kadar dizgi yanlışı, baskı hatası var ki…Sayfa düzeni... Yazım yanlışları da bir hayli. Birkaç örnek vereyim: Şu ünlü Britüs… İki yerde “Bürü tüs” yazılmış. Alman kazı heyeti başkanı Prof. Klaus’un soyadı “Tuh et, Thuet,Tuhelt,Tuchette,Tuhette,Tuhelte,Tuh ette” 7 değişik şekilde yazılmış. Yeni baskıda dizgi yanlışları titizlikle gözden geçirilip giderilmelidir.
Kitap sanırım on bir puntoyla yazılmış. Gözü yoruyor. On iki puntoyla yazılsa daha rahat okunurdu. Kitabın son bölümüne Mehmet Eroğlu’nun aldığı ödüller ve taktirnameler eklenmiş. Duran Teke ve Beyhan Erdoğan’ın Bir Arkeolog’un Anıları’yla ilgili değerlendirmeleriyle kitap sonlanmış.
O kadar ilginç anekdotlar var ki kitapta okumak lazım. Resmi araçla kız kaçırma... Hele bir “Ağ Gelin” türküsü söylemeleri damatla kaynananın… Ben anlatmayayım. Okuyun da görün. 
Akıcı, konuşur gibi sıcak ve sade Mehmet Eroğlu’nun dili. O derece samimi. Hayat mücadelesinde karşılaştığı ihanetler, ikiyüzlülük, vefasızlık… Tabii vefa, dostluk, değerbilirlik de var canım. Hepsini sayıp dökmüş.
Alınacak dersler var Bir Arkeolog’un Anıları’ndan. Mutlaka okunması gereken bir kitap Bir Arkeolog’un Anıları.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar