BİR İLERİ ON GERİ
Reklam
Nesih Tanrıverdi

Nesih Tanrıverdi

BİR İLERİ ON GERİ

7063 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte Tüketici Hakem Heyetleri'ne azami sınır 3 bin liradan 6 bin liraya çıkarıldı. Yeni düzenlemeyle ‘Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla’  değeri “iki bin” ibaresi “dört bin” “üç bin” ibaresi de “altı bin” şeklinde değiştirilmiş oldu.

 

                Olumlu bir taraf var mı, evet!

 

Yeni düzenlemeyle, madde içindeki bir cümle değiştirildi, ancak iki farklı sonuç ortaya çıktı.

Birincisi; Hakem Heyetleri’ne başvuru sınırı iki katına çıkarıldı, yasanın çıkış anı itibariyle 3 bin lira başvuru sınırı 6 bin liraya çıkarılmış oldu. Bu değişikliğin gerekçesi olarak üst sınırın güncel problemlere cevap vermemesi olarak ifade edildi.

Baktığımızda, gerçekten de böyle bir ihtiyaç var gibi duruyor. Örneğin, günümüzde, cep telefonları neredeyse her tüketici tarafından kullanılan bir ürün haline gelmiş durumda. Ve geldiğimiz noktada cep telefonlarının bazı marka/modellerinde fiyatın 6 bin duvarına dayandığını görüyoruz. Ve bu telefonlardan birini kullanan tüketicilerin bir problem yaşaması halinde bu sınırı aştığı için problemini yargıya gitmeden çözebilmesinin imkânı bulunmuyordu.  İşte mezkûr düzenleme bu problemi böylelikle çözmüş oldu.

Bu yönüyle baktığımızda yasal düzenleme tüketicilerimizin hareket kabiliyetini arttıran, hak arama çabasını daha kolaylaştıran bir adım olarak görmek, dolayısıyla da bu yönüyle düzenlemeyi olumlu olarak değerlendirebilmek mümkün.

 

Asıl tehlike..!

 

Ancak ibarenin diğer bir yönü var ki, ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Kişisel kanaatim, bu yön kötü niyetli satıcıların önüne kırmızı halı serer nitelikte.

Çünkü geçmişte yaşananlardan biliyoruz: GSM Operatörleri diğer operatörlere giden tüketicileri yıllar sonra icraya veriyor, borcunu kapatmak için operatöre başvurmuş tüketiciler dahi ‘1(yazı ile bir) lira bakiye borcunuz kalmış, icra ve avukatlık ücretleri toplam bin bilmem kaç lirayı ödemezseniz icra yolu ile tahsil edilecektir’ şeklinde şantajlara maruz kalabiliyordu. Tüketicinin, üzerinden yıllar geçtiği için gelinen bu noktada borcu olmadığını kanıtlama imkânı bulunmadığı gibi, kapatma talebiyle başvuru esnasında GSM operatörünün neden tüm borcu tahsil etmediğini soracak bir merci de bulamıyordu. Bizler, tüketici örgütleri olarak hakem heyetine başvurmadan icraya başvurmasını yasadaki ‘değeri üç bin liranın altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunludur’ hükmüne aykırı olduğunu savunuyorduk ve belli bir süre sonra yargı da bu savı yerinde bulmuş, bu görüşü benimsemiş ve içtihat haline getirmişti. Bu nedenle, satıcılar hakem heyetleri nezdinde haklı olduklarını kanıtlamadıkça icraya gidemiyorlardı. İşte yeni düzenleme satıcıların önündeki bu hakem/yargı denetimini ortadan kaldırdı ve hukuksuzluğa/çakallığa kapıyı sonuna kadar açmış oldu.

Şimdi tüm tüketiciler büyük bir tehdit altında. Birgün bakmışsınız kapınıza icra memurları dayanmış, 9-10 yıl önce sonlandırmış olduğunuz bir sözleşme üzerinden (1-2 lira gibi komik miktarda bakiye) borç iddiasıyla  ve daha da kötüsü borcun kat kat fazlası icra ve avukatlık masrafıyla karşı karşıya kalmışsınız.

 

Tüketici lehine olan hüküm bir ‘kılıf’ mı?

 

Tüketici sorunlarıyla herdem hemhal olmuş biri olarak şunu açıkça ifade etmeliyim: Tüketicinin parasal sınırı arttırmak gibi bir derdi olmadı, böyle bir şikâyete şahit olmadım. Hatta benim de aklıma bu parasal sınırı niye arttırmıyoruz gibi bir soru da gelmedi hiç. Peki, nasıl oldu da bu sınır ‘yasa koyucu’ için bir dert oldu ve bu derdin çözümü(!) için bu kadar hızlı harekete geçildi?

 

‘Bir Adım İleri, On Adım Geri’ oyunu!

Komplo teorisi gibi olacak ama benim değerlendirmem biraz can sıkıcı. Kanaatime göre asıl talep, GSM operatörlerinin başını çektiği çok uluslu şirketlerden geldi. Hakem heyeti de olsa yargı yoluna gitmeden doğrudan icraya gitmek onlar için önemli bir silahtı, bu silahla geçmişte iyi para kazanmışlardı, ancak bahse konu maddenin yorumu önlerine büyük bir engel olup çıkmıştı ve ne yapıp edip bu engel kaldırılmalıydı.

Kaldırılmalıydı kaldırılmasına da bu iş tüketiciden nasıl gizlenebilirdi, nasıl tüketicinin gözünden kaçırılabilirdi, meşgalesi siyaset olanlar için bu konu önemliydi. İşte bulunan yol: kayda değer hiçbir talep yokken parasal sınır arttırıldı ancak bununla birlikte tüketiciye kan kusturacak olan kısım yasal hale getirildi. Yani, tüketici bir kez daha ‘Bir Adım İleri, On Adım Geri’ oyununa getirildi. ‘Bir kez daha’ dememin bir sebebi var çünkü: önceki oyun daha büyüktü, orada bankacılık sistemine nefes aldırmak için koskoca bir yasa (4077 sayılı TKHK) yürürlükten kaldırılmış yerine bankaların oksijen çadırı niteliğinde 6502 sayılı yasa getirilmişti.  

 

Tüketici ne yapmalı?

Tüketicilerimiz öncelikle bir sözleşmeyi sonlandırırken borcu kalmadığına dair bir yazı talep etmeli, mutlaka bir belge almalıdır.

Sözleşmeye bağlı işlemlerde zaman aşımı süresi on yıl olduğundan bu belgeyi on yıl boyunca saklamalıdır.

E-devlet üzerinden işlem yapabilecek kabiliyete sahip olmalı, bunun için e-devlet şifresi, mobil/elektronik imza sahip olmanın yollarını aramalıdır.

Haftada bir e-devlete girip haklarında başlatılmış bir icra takibi var mı yok mu bakmalıdır.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar