ÇOK MU ÇOK ŞEKERİZ ?
Reklam
nesrin çapar

nesrin çapar

ÇOK MU ÇOK ŞEKERİZ ?

09 Kasım 2017 - 08:56

      Başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet. Her yıl 14 kasım tüm dünyada Dünya Diyabet Günü olarak kutlanmaktadır. Bende şehrimizde bir farkındalık oluşturmak amacıyla bu hafta bu yazıyı kaleme aldım. Diyabetin dünyada ve Türkiye’de  görülme sıklığı nedir? Diyabetten korunmak için neler yapılmalı? Şeker hastalığında nasıl beslenilmeli? Tüm bu soruların cevaplarını paylaşacağım sizlerle. 

      Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) 7. Diyabet Atlası 2015 yılı verilerine göre dünyada;

Ø  11 yetişkinden 1’i diyabetli,

Ø  Her iki şeker hastasından biri şeker hastası olduğunu bilmiyor yani teşhis edilmemiş,

Ø  7 doğumdan 1’i gebelik şekerinden etkileniyor,

Ø  Küresel sağlık harcamalarının %12’sini oluşturuyor (673 milyar ABD Doları),

Ø  Her 6 saniyede 1 kişi diyabet hastalığından dolayı hayatını kaybediyor.

     

       Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabetli bulunuyor. IDF’nin öngörülerine göre, bu sayı 2035 yılı itibariyle 12 milyona ulaşacak.

 

      Kronik bir metabolizma hastalığı olan diyabetin 2 türü vardır.  Tip I Diyabet sıklıkla çocukluk ve gençlik döneminde rastlanır. Ülkemizdeki diyabet hastalarının % 10’u bu tip şeker hastasıdır. Bu tip diyabette insülin hormonu vücutta yeteri kadar bulunmadığı için dışarıdan alınması gerekir. Hızlı kilo kaybı, çok su içme, sık idrara çıkma gibi belirtileri vardır.

      Tip II Diyabet genellikle ileri yaşlarda görülür. İnsülin salgılanması ilk zamanlarda varken zamanla vücut için yetersiz kalır. Obezite, ailede diyabet hastası olması, beslenme bozukluğu tip II riskini artırmaktadır.

       Diyabette medikal tedavinin yanı sıra beslenme tedavisi de birincil tedavidir.

 

Diyabette Beslenme     

       Kişinin uzun vadede sağlıklı kalabilmesi için enerji ve gereksinimine uygun bir beslenme programı oluşturarak kan şekerinin normal değerlere yakın olmasını sağlamak temel amaçtır. Şeker dalgalanmalarını önlemek için öğün düzeni 3 ana ve 3 ara öğün şeklinde olmalıdır.

 

Karbonhidratlar

       Karbonhidratlar vücudun günlük enerji ve şeker ihtiyacını karşılar. Karbonhidratlar vücutta kullanılabilmesi için bağırsaklarda glukoz (şeker) haline gelir. Doğru karbonhidrat seçimi şekerin seyri açısından çok önemlidir. Şeker hastaları karbonhidrat kaynağı olarak; tam tahıllı ekmekler, bulgur, kepekli pirinç veya makarna, taze meyve ve süt ve süt ürünlerini kullanmalıdır. Günlük enerjinin %  50 – 60’ı karbonhidrattan karşılanmalıdır. Rafine un içeren hamur işleri, çay şekeri, şekerlemeler, tatlılar, şeker içeren paketli gıdalardan uzak durulmalıdır.

 

Protein

      Vücutta büyüme, gelişme ve yıpranan hücrelerin onarımı için mutlaka protein kaynağı besinler tüketilmelidir. Diyabet vücudun protein gereksinmesini etkilemez. Günlük enerji ihtiyacının % 12-15’ini proteinlerden karşılanmalıdır. Protein kaynağı olarak peynir, yumurta, az yağlı kırmızı et ve beyaz et tercih edilebilir.

 

Yağ

    Yüksek enerji içeriği olan bir besin türüdür. Sağlık için daha çok doymamış yağlar içeren zeytinyağı, fındık veya kanola yağı  gibi sıvı yağlar tüketilmelidir. Kalp damar sağlığını korumak için kuruyemişlerden (fındık, fıstık, badem, ceviz) günlük küçük bir avuç tercih edilebilir. Günlük enerjinin % 25-30 ‘u yağlardan karşılanmalı.

 

Öneriler

  • Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmeli,
  • Eğer kilo fazlalığı varsa ideal kiloya ulaşılmalı,
  • Öğün atlanılmamalı,
  • Doktorunuz gerek görmedikçe insülin/ ilaç düzeyinde değişme yapılmamalı,
  • ‘Şu an tatlı yiyeyim sonra insülini fazla vurur, kan şekerimi düşürürüm’ gibi yollara başvurulmamalı,
  • Düzenli egzersiz yapılmalı,
  • Mutlaka doktor ve diyetisyen takibi olmalı.

 

Şeker tüketmeyeceğimiz ama ağzımızın tadının bozulmayacağı günler dilerim. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar