Gazetecilerin sosyal hakları yeniden verilsin
Reklam
Özlem Köpçü

Özlem Köpçü

Gazetecilerin sosyal hakları yeniden verilsin

03 Şubat 2018 - 16:15

Gazetecilik zor bir meslektir, dışardan baktığınız zaman birçoğu imreser, gazeteci olmak ister fakat mesleğin içerisine girdiğinizde sosyal yaşamın içerisinde olmanıza rağmen bir sosyal hayatınızın olmadığını görürsünüz.

Öncelikle basın hür müdür? Birkaç cümle ile bu soruya cevap vermek istiyorum. Bu soruya hangi pencereden baktığınıza bağlıdır.

Eğer iktidara muhalifseniz kesinlikle basın hür değildir.

Eğer iktidardaysanız ise bu ülkenin Cumhurbaşkanına ‘diktatör’ diye yazan bir basın nasıl hür olamaz.

Avrupa’da görev yapan meslektaşlarımızın bize bakış açısı bellidir. Kesinlikle hür değildir. Kendi arkalarını görmeden Türkiye’deki basının özgür olmadığını savunurlar.

Avrupa’da, devleti veya devletinin başkanın aleyhine tek kelime yazmazlar, yazamazlar, eleştirirken bile kelimeleri çok dikkatli seçerler.

İnanın dışarıya karşı devletini ve devlet başkanını korurlar.

Bunun örneğini önceki yıllarda gittiğim Almanya’da gördüm.  Ziyaret ettiğim tüm medya kuruluşları sanki bir merkezden yönetiliyor, hiç kimse devletinin aleyhine ne tek kelime yazıyor ne de söyletiyor.

Oysa bizde isteğini istediğin şekilde yazıyorsun. Eğer eleştirin iyi niyet çerçevesinde haklı ise bu iktidardan teşvik bile görüyor. Eğer art niyetli bir şekilde çamur atıyorsan işte buna pirim verilmiyor.

Ben hür olduğuma inanıyorum, iktidar cephesiyle, muhalefet cephesiyle ilgili resmi belge ve ispatlayacağım tüm olumlu ve olumsuz haberleri yapıyorum, yaparım da. Tek düşündüğümüz denge meselesidir. Toplumun hassasiyetlerini göz önünde bulundurma meselesidir. Zor günler geçtiğimizde devletimizi yöneten kadroların moralini bozmak yerine onları motive etme meselesidir. Ben bu pencereden bakıyorum.

Şimdi iktidarı sosyal imkanlarımıza kısıtlama getirdiği için eleştireceğim.

Makalemin başında söyledim ya; gazetecilik gerçekten zor bir meslektir. Başkalarının hayatına yön verirken ve onların hayatlarını eleştirirken, kendi hayatını da en doğru bir şekilde yaşamanız gerekir. En küçük olaylara kadar dikkat etmeniz gerekir.

Bizim ne bayram, ne düğün, ne de cenaze izinlerimiz vardır. Yıllık izinlerimiz tabiki mevcuttur.  Bir diyaliz hastası bir gün durup bir gün diyalize girmek zorunda olduğu için hiçbir şekilde o makinayı bırakıp uzak bir yere gidemez.

Gerçekten bu işi yapıp ekmeğini bu işten kazanan gazeteciler de işini bırakıp bir yere gidemezler. Hafta sonu aileyle bir piknik programı yaparsın, aniden bir program gelişir, ev halkından fırçayı yersin.

Gecemiz yok, gündüzümüz yok, her zaman koşturursun.

Gazetecilere baktığınız zaman yaşının üstünde göründüğünü de görürsünüz. Bunun tek nedeni ise yıpranmışlık. 2009 öncesi mesleğimizdeki yıpranma payı yıllık 90 gündü. Ak Parti hükümeti bu süreyi 45 güne indirdi. İnanın mesleğe gelip bir baksanız 90 günün bile az olduğunu görürsünüz.

Biz kamu görevi yapıyoruz, işimiz bu. Bunu yaparken de en doğru bir şekilde hareket etmeye çalışıyoruz.

Silah kullanmaya karşıyım ama bir çok meslektaşımızın da kendini güvende hissetmesi için silaha ihtiyacı vardır. Silah ruhsatları da daha önce ücretsizdi, şimdi ücret alınıyor. Bunun da bir çözüme kavuşmasını istiyoruz.

İnanın basın kuruluşları çok para kazanan insanlar değildir. Patronum Mehmet Mümtaz Yüzbaşıoğlu bu kente karşı sorumluluğunu yerine getiriyor. Bir çok zaman cebinden bile para harcayarak bu kente çok iyi bir gazete sunuyor. Bu fedakarlıkların da görülmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar