KANAYAN YARA ÇOCUK İSTİSMARI VE KATLİAMLARI
Reklam
Ramazan YUMŞAK

Ramazan YUMŞAK

KANAYAN YARA ÇOCUK İSTİSMARI VE KATLİAMLARI

 Son günlerde artan çocuk istismarları ve katliamları kanayan yaramızı daha da kanatmaya devam ediyor. Hemen her gün bir istismar ve çocuk ölümleriyle uyanır olduk. Bu vahim, elim ve cani olaylar karşısında içimizden hemen idam istiyoruz. Evet, böyle canice vahşice bir olay karşısında kim ne istemez, hatta idam az bile gelir. Daha fazlasını yapmak lazım, yapılanlar karşısında bu caniler ölmek istemeli, ölüp de kurtulmak. TUİK verilerine göre son on yılda %700 artmış. Dur diyen olmazsa daha da artacak gibi.

Peki, bu olaylar karşısında ne yapmalıyız, savunmasız yavrularımızı bu cani ve şeref yoksunlarından nasıl korumalıyız. Bizim için asıl mesele bu olmalıdır. Öncelikle anne babalar ve sorumlu vatandaşlar olarak buna çözüm bulmalıyız. Bazılarının dediği gibi bu sapıklar tahrik oldukları için yapmıyorlar. Bizler biliyoruz ki bu sapıklar için tahrike gerek yok, kanı bozuk bu kişiler her zaman tehlikelidir ve tehlikedir. Mini etek, şort, tayt vb. gibi giyecekler bahane o nedenle bu kişiler yok edilmeli ve ortadan kaldırılmalı. Topluma korku salmak insanların psikolojisini ve birbirlerine olan güveni yıkmak büyük bir suç olmalı. Her an korku içinde yaşayarak dünyayı yaşanmaz bir yer kılmayalım.  

Ailenin en değerli varlığından biri çocuklarımız olduğu için bu konuda en büyük vazife de ailelere düşüyor. Toplumsal huzur ve güveni sağlamaktaki en büyük görev ise devlete düşüyor. Devlet de kendisine düşen görevi yapmalıdır. Korku imparatorluğu haline gelmiş bir devlette kimse mutlu olamaz. Kimsenin kimseye güvenmediği bir ortamda nasıl huzurlu bir hayat yaşanacak, toplum bu şekilde giderse birbirinden korkan ve herkesin birbirini potansiyel sapık gördüğü bir ortam olacak.

Ama gel gör ki, yapılan araştırmalarda tacizcilerin %80’i tanınan ve güvenilen insanlar imiş. Bu veriler de ayrı bir acı gerçek, hatta geçen gün bu konunun tartışıldığı bir tv programında güya uzman psikolog çocuğa anneden başka kimse dokunamaz diyor. Yani baba bile potansiyel tehlike olarak görülüyor. Bu veriler karşısında psikoloğun bile psikolojisinin bozulduğu bir ülkede bizim gibi sıradan insanların psikolojisini varın siz düşünün. Dinlediğim kadarıyla adam resmen anne dışındaki diğer bireyleri potansiyel sapık olarak görüyor. Toplumun bu hallere geldiğini düşünün, bunun bir adım ilerisini ben düşünemiyorum. Bu ince ayrıntılara dikkat etmek ve çizgiyi ona göre çizmek gerekiyor. Fakat bu çok zor uzmanların bile çizgide yanıldığını düşünürseniz bizim işimiz çok zor. Güven duvarlarının tek tek yıkıldığı ve güven ortamının kalmadığı bir dünya cehennem demektir. Böyle bir cehennemde kimse yaşamak istemez. Maalesef bu sapık haberleri ve sapıklıkların sonu gelmeden de bu güven duvarları inşa edilemez. Devlet toplum olarak bu konuda gereken adımlar atılmalı ve yeniden güven ve huzur ortamı sağlanmalıdır. Güvensiz ortam ileride suiistimal edilecek çok kapı aralayacaktır. Bunu kullanan çok art niyetli kişilerin iftiraları artacak ve bu işin farklı boyutları da oluşacaktır.

Ben bu işte uzman değilim ama özellikle de belli yaştaki çocuklarımız için ailelere naçizane tavsiyem taciz olayı en güzel şekilde anlatılmalı ve tacize uğrayan yavrularımızın suçlu olmadığı, kendisinin haklı olduğu bunun için anlatmaktan ve olay sırasında bağırmaktan korkmaması gerektiği öğretilmelidir. Taciz olaylarında tacizciler tarafından çocuğun da suçlu olduğunu işlenmekte böylece korkutulmakta ve susturulmaktadır. Utanç veya suçluluk nedeniyle bu olayı kimseye söyleyemiyor. Bu tip olaylarda suçlu olunmadığının ve bağırılması gerektiğinin çok iyi anlatılması gerekiyor. Taciz anlaşıldığı an bağırabilmeli, suçlular en çok çocuklarımızın susmasından faydalanıyor. Korku ile sussan ve sineye çekilen onlarca yavrumuz var.

Günümüzde bilinçli ve anlayışlı insan çok olsa da taciz olayları da bir o kadar artmıştır. Taciz olaylarını kimi dizilere kimi içkiye kimi de toplumda yaşanan ahlaksızlığa, açıklığa vb. şeylere verecektir. Ancak ben bu görüşe katılmıyorum bence bir zihniyet meselesidir. Topumda kadın ve açık giyinen kişilere karşı oluşan ön yargılar maalesef kadınları susturuyor. Çocuklar da veya gençlerde bu toplumsal tepkiyi bildiği için susuyor veya sessiz kalıyor. Hal böyle olunca da taciz yıllarca devam edebiliyor.

Televizyondaki dizileri ve giyimdeki açıklıkları sebep gösterebilirsiniz ancak köylerde ve hiç açıklığın olmadığı kuran kurslarında bile bu tür vakalar oluyorsa kimse kusura bakmasın. Siz dar kafa ve görüşlerinizi değiştiriniz. Bu işler de; İmamlar, papazlar ve daha birçok din adamının, öğretmenlerin,  anne ve babaların da bulunduğu göz önüne alınınca demek ki sebep açıklık tv. Programları değil toplumdaki ahlaksızlık ve yozlaşmadır.

Sebep dinden uzaklaşma da değil zira papaz okullarında ve kuran kurslarında veya imam olan bazı kişilerin bu taciz olayına karıştığı duyulunca bunda da bir sıkıntı olduğu anlaşılacaktır. Hatta bazı dinsiz toplumlarda taciz olaylarının daha az olduğu dikkate alınırsa demek ki sorun dindarlık veya dinsizlik de değil. Bu bir insanlık sorunudur. Artık bu sorunların ezberlerle değil, gerçek sebeplerin tespit edilmesi ve üzerine gidilerek düzeltilmesi gerektiği anlaşılmalıdır. Bunun yolu da halkı dindarlaştırmak veya ibadetlere yöneltmek değil toplum ahlakını ve bilincini oluşturmaktır. Bilhassa da insan olma bilincini oluşturmak gerekiyor. Zira bu sapıklar da bir zamanlar çocuktu. Sorumluluğun önce insanın kendisinde olduğu bilincini vermektir. Karşı ne yaparsa yapsın sen ona aldanmayacaksın demektir. Kadın kuyruk sallarsa erkek rahat durmaz diyen geri kafalar bu çocuklardan hangisi kuyruk salladı da bu adiler taciz yaptı.

Bazılarının dediği gibi her şeyi din ve dinin yozlaştırmasına getirerek bu sorunları çözemeyiz aksine daha da arttırırız. Şuna da inanıyorum eğer şu dönemde Rahmetli Ecevit veya sol bir hükümet olsaydı bu sorunu hükümete bağlayacaklar da olacaktı tıpkı şimdi bazı dar kafaların bu suçu hükümete bağlaması gibi…

İnsanlara din, ırk, tarikat, cemaat, partili vs. olmadan önce insan olduğumuz ve insanlığımız öğretilmelidir. İnsanız önce ve ilk önce de insan olmalıyız. İnsan eşrefi mahlûkattır.

İnsan olduktan sonra ırkı, dini, neci veya hangi partili olduğu önemli değildir. Tıpkı İnsan olmadıktan sonra hangi din, ırk, mezhep veya partili olduğunuzun önemli olmadığı gibi…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar