8. Mart. Dünya Kadınlar Günü… '' Vur Patlasın Çal...
Reklam
Semra Üstündağ

Semra Üstündağ

8. Mart. Dünya Kadınlar Günü… '' Vur Patlasın Çal Oynasın Kültürü…''

07 Mart 2018 - 09:55

8. Mart. Dünya Kadınlar Günü… Daha öncesinde defalarca kez yazı kaleme aldım… Ne var ki hiç durmadan yazmak gerekiyor. Kadınlara yapılan sözel ve fiziksel şiddetin sınırlarının tarifi yok… Aştılar… Hiçbir cümle kadınlara uygulanan şiddeti anlatmaya yetmiyor… Ne yazsak az kalır… Ama… Yine de sanırım yazmak gerekiyor…

Hegemonya: Erkek veya kadın hegemonyası kadını ve erkeği kendi kişiliğinden çıkartıyor ve karakterinden uzaklaştırıyor… Absürdlüğü normalleştiriyor… Kanıksatıyor… Sıradanlaştırıyor… Ayrıca kadınları yok sayan toplumlardan hayır gelmez…

Baskı: Baskı ile her dediklerini yaptıracaklarını zanneden kişi veya yönetimlerin sonu hüsrandır… Baskı ile sorunlarınıza çözüm bulamazsınız… Baskı insanları yanlışa sürükler… İnatlaştırır… Örneğin: İran hâlâ başörtüsü gibi bir sorunla uğraşıyor… Kendini kontrol edemeyen erkek hegemonyası kadınları tepeden tırnağa kapatarak sorunu böylelikle çözmek gibi, bir yanlış içerisindeler… İnsanların hayatına karışmak, yaşamlarını kendi kuralları ile şekillendiren bir yönetim şeklinin veya bireysel bir davranışın sonu vahimdir… İsteyen başörtüsü takar istemeyen takmaz… İnsanların nasıl yaşayacağına buna karışmaya hiç kimsenin hakkı yoktur… Herkes özgür iradesi ile istediği gibi yaşama hakkına sahiptir.

Ayrıca… ‘’ Kadın olsun erkek olsun fark etmez... Beyninin içi örtülü değilse, perdesi yoksa… Ne yapsanızda fark etmez… … Kat kat örtünüp hafızasında örtü yoksa yani hafızasının ve gözlerinin perdesi yoksa ne yapsanızda boş…’’ ‘’ Örtünmek yalnızca başı örtmek demek değildir… Örtünmek… Hafızanın örtünmesidir…

Yazılı ve Görsel Basın Faktörü ve Sorumsuzluk: Aslına bakarsanız bu şiddet uzun yıllardır vardı. Basın yayın ve görsel medya nihayet bu konuya daha duyarlı davranmaya başladı. Bir bakıma başlamak zorunda kaldı. Daha duyarlı davranmaya başlayınca toplumda bu sorunu daha net görür oldu… Kadını ve erkeği durmadan hiçbir işe yaramayan, cinsel obje –meta olarak gösterip, öz değerlerinden kendi kültüründen uzaklaştırırsan, insanların durmadan şehvet duygularını artırırsan, sonucun böyle olması kaçınılmazdır… Yazılı basın ve görsel medya, işin ne boyutlara geldiğini sanırım artık anlamıştır…  Görüyor musunuz sorumsuzca basit bir şeymiş gibi kâr amaçlı yapılan bir düşünüşün, bir eylemin, sonuçlarını?

Kendi gerçeğimiz: ‘’ Gerçeğin yüzü çirkindir kimse görmek istemez…’’ Bu toplum kitap ve gazete okumayı çok sevmeyen, sinema ve tiyatro kültürü olmayan bir toplum… Tek eğlencesi çoğunlukla TV izlemek…  Yani topluma en kısa yoldan ulaşmanın yolu TV ekranları…

Çözüm… İlkeli yayın yapmak: İlkeli yayıncılık yapıldığı zaman bu şiddet azalacaktır. TV’ lerde yayınlanan şiddet eğilimli dizilerden vazgeçildiği zaman, şiddete meyilli insanların şehvet duyguları normalleşme sürecine girecektir… İnsanlara daha sakin, daha relax, daha bir birinin halini anlayabilen yani olabilirliliği olan normal bir hayatın iniş ve çıkışlarını anlatan televizyon programları… Örneğin: Abartılı aşk dizilerinden( yani hayal âleminden) abartılı dram dizilerinden ( bazı insanlar acıdan beslenir…) abartılı eğlence dizilerinden ( dünya yansa umurunda olmayan…) gibi, diziler yayınlanmadığı zaman, inanınız her şey bambaşka olacaktır… Sorumlu, ilkeli yayıncılık yapılması bir an önce şiddet sarmalından uzaklaşıp normalleşmeye gidilmesi ve toplumu, ‘’ Vur patlasın çal oynasın kültürü…’’ zihniyetinden uzaklaştırmak gerekiyor…  Bütün bu olumsuzlukların yerine, düşünen, okuyan, soran, sorgulayan, özel hayatı rencide etmeyen, duyarlı insan konumuna getirmek gerekiyor… ‘’

Türk toplumu ve ahlak: Şiddet uygulayan insanları görünce bu durum sanki bütün bir toplumun ahlak değerlerinin dezenformasyona uğradığı gibi bir izlenim çıkıyor… Hayır, öyle değil… Bütün bir toplumun kötü bir ahlaka sahip olduğu anlamına gelmez… Türk toplumu olarak genetiğimizden gelen iyi insan olma gibi bir özelliğimiz vardır… Toplumumuzun çoğunluğu iyi insanlardan oluşuyor… Şiddet yanlısı olan insan sayısı çok azdır… Bütün dünya toplumlarında olduğu kadardır… Yani şiddet olgusu yalnız bizim toplumumuz için geçerli olan bir sorun değildir… Bütün dünya toplumları aşağı yukarı böyledir… Yapılan istatistikler gösteriyor ki toplumların % 85’i iyi insanlardan oluşur. Geriye % 15’lik gibi bir dilim kalıyor ki, bunun üstesinden bütün toplumlar rahatlıkla gelebilirler…

Çağdaş ülke nasıl olunur? Bir ülkenin çağdaşlaşması ve ilerleyebilmesi ancak kadın ve erkeğin birlikte çalışması –üretmesi, sosyal hayatın içerisinde beraber hareket etmesi ile mümkündür…

Kadın ve erkek: Kadınları ve erkekleri şekilden şekile sokmayınız… Şekilden şekile sokulanların sonuçlarını görüyoruz… Hiçbir şey yapmaya gerek yok… Cinsiyet ayrımı yapmadan birbirini insan olarak görmesi yeterli olacaktır… Ne dersiniz! Gününüz sağlık ve başarılarla geçsin. Hoşça kalınız.

Evrensel Hukuk: Madde 2: Kuvvetler ayrılığı: Yasama, yürütme ve idare ile yargı yetkileri olarak adlandırılan ve millete ait olan kamu kudretinin tek elde toplanmayıp, ‘’ Demokratik Hukuk Devleti’’ ilkesine uygun bir şekilde kamu kudreti kullanıcıları arasında liyakat ilkesi ile hareket ederek ve uygulayarak paylaştırılmasıdır.

İnsan: Ailesine… Karısına… Kocasına… Evlatlarına… Akrabalarına… Çevresine… Güzel davranışlar sergileyen insanları tenzih ediyorum… Eleştiriler insanlıktan nasibini almamış insanlar için yazılmıştır…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar