Acı Umutsuzluk Edebiyatı' ndan Beslenen İnsanlar… ve…...
Reklam
Semra Üstündağ

Semra Üstündağ

Acı Umutsuzluk Edebiyatı' ndan Beslenen İnsanlar… ve… Beyaz Zambaklar…

14 Mart 2018 - 09:34

Bu gün acı çekmek edebiyatından beslenen insanlara biraz bakalım mı? Acılardan olumsuzluklardan umutsuzluklardan beslenen insanlar nasıl insanlardır? Bu tarzda olan insanlar, acı çekerek yaşamayı bir yaşam biçimi haline getirmiş insanlardır diyebiliriz… Nerde olumsuzluk varsa o olumsuzluğun üstüne, define bulmuş gibi atlarlar... Olumsuzluklar onları rahatsız etmediği gibi hep aynı cümleleri sarf ederler. Örneğin: Ne derler… ‘’Ben demiştim…’’ ‘‘Hah… Gördün mü?’’ ‘‘Benim dediğim çıktı…’’ gibi, hep kötümser konuşurlar. Kötü ve negatif cümleler kurarlar. Kötü ve negatif elektriği üstlerine çektikleri yetmezmiş gibi bir de etraflarına durmadan negatif enerji yayarlar...  ‘’ Her şeyi kendileri biliyordur…’’ Başka bir düşünceye veya başka bir bakış açısına tahammülleri yoktur. Arabesk bir düşünüş tarzına sahiptirler… ‘’Felaket tellallığı yapmakta bir beis görmezler.’’

Nerde acıklı, nerde acı veren, nerde kötümser bir düşünce varsa, onlara hitap eden bir düşüncedir. Acıdan beslenmeye o kadar alışmışlardır ki, hayatlarında olumlu bir olay olsa dahi, onu bile acıklı hale getirmeye çalışırlar. ‘’Kurumuş bir yaprak gibi oradan oraya savrulup dururlar.’’ Çünkü acı onların en temel beslenme mekanizmalarıdır. Psikolojileri sağlıklı değildir. Bu sağlıksız yaşam biçimini öylesine kanıksamışlardır ki, onlara normalmiş gibi gelir. Her an karamsar bir tablo çizerler. Çözüm üretmezler. Anca olumsuz olumsuz konuşup moral bozarlar… Sadece ve sadece negatif bir sinerji yayarlar etraflarına… Onlara göre… ‘’Dünya mahvolmuş, her şey kötüye gitmiş, bitmiş, tükenmiş, gidişat hiç iyi değildir…’’ Düşünüp düşünüp, ortaya kötü bir düşünce tarzı çıkartırlar. Böylesi insanları ikna etmek zordur. Hatta imkânsızdır. Çünkü inanılmaz şekilde inatçıdırlar. Sabit fikirlidirler. Ve… Güzel bir oluşuma veya düşünceye bile tahammülleri yoktur. Duymaya, görmeye bile sinir olurlar. Onlara göre dünya nasıl bitmiş, tükenmişse, Türkiye’de öyle bitmiş tükenmiş, her şeyler kötüdür. Bu ülkede hiç iyi şeyler olmuyordur. Aslına bakarsanız görmek istedikleri tamda budur… Bilinçaltındaki saklı düşüncelerinin yansımasıdır.

Grigory Petrov’un eseri… Beyaz Zambaklar… Finlandiya’nın bataklıklar içinde bir esaret ülkesi olmaktan, özgür bir Beyaz Zambaklar ülkesine nasıl dönüştüğünü anlatan bir kitaptır. Bu kitap tüm yoksulluğa, imkânsızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan iş adamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.. Romanda acıdan beslenen insanların negatifliğini, tembelliğini, kendi yanlışlarından kaynaklanan olumsuzlukları kadermiş gibi kabullenişleri anlatılmaktadır.

Kahramanlar ve Millet… Kahramanlar mı milleti yönlendirir yoksa kalabalıklar mı? Yazar Carlyle ve Tolstoy’ un fikirlerinden hareketle milletlerin kaderini neyin belirlediğini sorgular. Carlyle milletleri Napoleon, Sezar gibi kahramanların elinde şekillenen bir malzemeye benzetir. Carlyle göre millet kahraman olmadan bir saman yığını gibidir. Tolstoy ise tarihi bireylerin yönlendirdiğini, kalabalıkların içindeki küçük adamların kahramanı ve tarihi oluşturduğunu söyler. Yazar Petrov’a göre ikisi de haklıdır… Okunası bir kitap…

Son söz

Acıdan- acı çekmekten beslenen, acı edebiyatı yapan ve bunu yaşam biçimi haline getiren, psikolojik sorunları olan, böylesine umutsuz ve sağlıksız düşünen insanlardan uzak durmak gerekir… Çünkü bu tarzda olan insanlar bütün enerjinizi boşa tükettikleri gibi, bütün zamanınızı da boşa harcarlar ve karamsarlığa sürüklerler… Kısacası böylesi insanlara karşı toleranslı davranmanın da bir faydası yoktur. Boş bir çaba olur… Çalışmayan üretmeyen birilerine avuç açan tembel insanlar bütün acılarını kadere bağladıkları gibi bu acıdan da beslenirler… Oysa… Güçlü ve sağlam kişilikli karakter sahibi, çalışkan- dürüst insanlar, acının- acı edebiyatının ardına saklanmazlar. Acıdan beslenmezler… Acıyı - acıları hiçbir şeye konu ve bahane etmezler. Umutsuzluk edebiyatı yapmazlar. Sorunlarına çözüm bulur yola öyle devam ederler… Bir de acıyı kazanca çevirenler var ki bu konuyu başka bir yazımda ele alacağım… Ne dersiniz! Gününüz sağlık ve başarılarla geçsin. Hoşça kalınız.

Evrensel Hukuk: Madde 3: Yargı Birliği: İnsanlar arasında senin mahkemen- benim mahkemem, senin hâkimin- benim hâkimim, senin savcın- benim savcım anlayışına hizmet etmeyecek şekilde, herkes için aynı usul ve esaslarla yargılama yapan mahkemelerin politize olmadan aynı çatı altında toplanmasıdır. ‘’Yargı Birliği‘’ ilkesi ‘’Eşitlik’’ ilkesinin bir sonucudur.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar