Manifesto… Aile… Slogan Bu… Eğitimsiz Kimse Kalmayacak…
Reklam
Semra Üstündağ

Semra Üstündağ

Manifesto… Aile… Slogan Bu… Eğitimsiz Kimse Kalmayacak…

Yorumsuz: Kadınlar garson mu? Beyler eve gelince yemek hazır mı? Akşam yemeğinde ne var? gibi eşlerine soruyorlar. Ardından masaya geçip oturuyorlar. Eşleri garson ya… şunu getir şunu götür… Yemeği beğenmedim… Sanki lokantadalar… beğenmediysen git köşedeki lokantada ye…

Yorumsuz: Kadınlar evlenmeden önce birçoğu zayıf… Evlendikten daha sonra hepsi şişman, inanılmaz bir kilo… Özellikle 25 ile 35 yaş arası inanılmaz bir kilo… Böylesine yemek yemek sağlığa zarar… Hem görüntü itibariyle hem sağlık açısından hem de sağlıklı bir aile hayatı açısından… Her istediğini yersen her istediğini giyemezsin… Mankenlere gıpta ile öyle bakar durursun.

Yorumsuz: Aşçı başı, bulaşıkçı, temizlikçi, ütücü, hizmetçi, çocuk bakıcılığı, yani dadı, ev hanımı… ev karısı… Olmak… Hepsi bedavaya yapılıyor. Yani hiçbir ücret alınmadan… Kadınlar evde boş boş duruyor çalışmıyor deniliyor ya… bu yapılanlar sayılmaz…

Yorumsuz: Evin reisi… İşi ne? Para kazanmak, sabah işe gitmek, akşam iş yerinden eli kolu dolu olarak dönmek, evdekileri beslemek, ekmek parası kazanmak, evin ihtiyaçlarını karşılamak… yani kısacası parasız hamallık ırgatlık yapmak…

Yorumsuz: Hanımefendiler… Kocalarınız yani erkekler ekmek parasını kolay kazanmıyor. Kazanıncaya kadar canı çıkıyor. Öyle şuna buna hava atmak için gereksiz yere, boşa- boş yere harcarken isterseniz bir düşününüz. İnsan olan birbirine taşıyabileceği kadar yük yükler, altında ezileceği kadar yük yüklemez.

Yorumsuz: Çocuklar konusunda anlaşmazlık… Eğitimi ile ilgili çoğunlukla annelerin koşuşturması, babaların parayı verince sorumluluktan kurtulması. Geçmişte anne ve babalar çocuklarının eğitimini önemsemediler. Bu son yüzyılın son çeyreğinde eğitimin ne kadar önemli olduğunu nihayet idrak ettiler. Türk Toplum aile yapısı değişti. Artık bütün anne ve babalar çocuklarını okutmak istiyor. Slogan bu…Eğitimsiz kimse kalmayacak…

Yorumsuz: Gazete ve görsel basında her gün aydınlarımız yazıyor hayat müşterek diyorlar ya… o zaman kadınlar da çalışacak… Ve erkek- kadın fark etmez iş yerinden eve geldiklerinde ellerini göbeklerine bağlayıp oturmayacaklar. Hani üstte yazmıştık ya… garsonluk… bulaşıkçılık… falan filan diye… İşte o işleri birlikte yapacaklar. Bana göre bu işleri birlikte yapmaları birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlayabilir ayrıca sevgi ve saygıyı kuvvetlendirebilir. İletişim kurmalarını kolaylaştırır. Geçmiş tecrübe bize gösteriyor ki birçok evlilik eşlerin sağlıklı iletişim kuramadıklarından dolayı sonlanıyor ve bitiyor boşanmayla sonuçlanıyor. Yuvalar boş yere yıkılıyor, ayrılıyorlar. Birbirine sürekli yalan söyleyen gerçeği bir türlü söylemeyen eşlerin aile birliği bozuluyor, ortada aile diye bir şey kalmıyor. Belki basit bir konuymuş gibi görünüyor ama görüyor musunuz iletişim kurmanın önemini?

Yorumsuz: Aydınlar… Dil bilimciler… Kadın –Erkek eşit diye diye… Hakikaten kadınları erkekleri…’’ eş-it…’’ gibi ettiniz. Başka kavram bulamadınız mı? Güzel Türkçemiz… Türkçe dilinin handikapları… Her gün TV ve yazılı basında karılarını öldüren erkekler, aile vahşetleri, kocalarını öldüren kadınlar, aile dramları… Kadınların aşağılanması, kadınlar aşağılanırken erkeklerin aşağılanması ve içine düştükleri durum. ‘’Bir ülkeyi çökertmek istiyorsanız önce ahlakını bozacaksınız, daha sonra aile yapısını bozacaksınız. Bunları yaptıktan sonra düşmana gerek yok. O ülke kendi kendini imha etmiş demektir.’’

Yorumsuz: Avrupa’dan iyi örnekler… Avrupa nasıl kalkındı? İstedikleri refah seviyesine nasıl ulaştı? Önce kısa bir bilgi… Avrupa’yı görmeyen Avrupa’da yaşayan insanların nasıl bir aile, nasıl bir toplum yapısına sahip olduğunu Avrupa’yı görsel ve yazılı basın yoluyla gazetecilerin gezip gördükleri ve çektikleri fotoğraflardan öğrenerek, az çok bilgi sahibi olan bu toplumun çoğunluğu bana göre yanılıyor. Avrupa… Türk görsel ve yazılı medyanın anlattığı gibi gençliği mahvolmuş, bitmiş tükenmiş, yaşlı bir nüfusa sahip algısı tamamen yanlış…  Neden? Nedeni şu ki orada suç işleyenler daha görülebilir duruma geldiği için sanki Avrupa gençliği tükenmiş gibi gösteriliyor. Biz de ise Türk Gençliği daha duyarlı daha iyi yetiştirilmiş gibi gösteriliyor. Alakası yok… Avrupa Gençliği ne durumdaysa Türk Gençliği de aşağı yukarı aynı çizelge de yetişiyor. Aynı paralellikte gelişiyor. Yani Avrupa Gençliği hangi akımdan etkileniyorsa, Türk Gençliği de o akımdan etkileniyor. Avrupa Gençliği hangi akımdan etkilenmiyorsa, Türk Gençliği de o akımdan etkilenmiyor… Neden? Çünkü internet gibi bir kavram başta Türkiye olmak üzere, bütün Ortadoğu ülkelerin de aktif şekilde hayata geçti de ondan. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ayrıca Avrupalı ebeveynlerin sorumsuz olduğu çocuklarına hiç aldırış etmediği düşüncesi de yanlış… Bilakis onlar da tıpkı Türk aile yapısında olduğu gibi çocuklarıyla ilgili ve alakalılar. Yani tam bir yanılsama… Bize gösterilen başka anlatılan başka gerçeği başka…

Avrupa… Çocuklarını yetiştirirken kendine güveni tam, el becerileri gelişmiş, kendi ayakları üstünde durabilen (aile bireyleri ebeveynleri dâhil) hiç kimseye avuç açmayan bir nesil yetiştiriyorlar… Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Biz Avrupa yaşlı bir nüfusa sahip, gençliği uyuşturucu bağımlısı diye düşünürken ve acıklı vasat hikayeler dinlerken, onlar bütün kanunlarını insan ögesini baz alarak, kadınları ve genç nesli korumak adına düzenlemiş yenilemiş… yani kanunlarla koruma altına almış… Avrupa’yı eleştirirken bütün bu faktörleri dikkate almak gerekiyor. Tabi bu yazdıklarım yüzde yüz Avrupa gençliği için geçerli değil… Daha önce bazı yazılarımda bahsettiğim gibi her toplumun %85’i iyi insanlardan oluşur %15’i kötü yetişmiş insanlardan oluşur. Bu kıstas bütün dünya ülkeleri için geçerlidir. Önemli olan % 15’i baskı altına alabilmek…

Biz de ülke olarak eğitim sistemimizi revize edip geri kafalı eğitimcilerden arındırıp genç nesli ( aile bireyleri yani ebeveynler dâhil) hiç kimseye avuç açmayan kendi ayakları üstünde durabilen bir nesil olarak yetiştirebiliriz. Sağlık nesiller yetiştirmek istiyorsak sağlıklı yuvaların kurulması gerekiyor. Birbirine hizmetçi birbirine işçi muamelesi yapan ve aşağılayarak küçülten aile birliğinden hayır gelmez. Yazı bir hayli uzun oldu. Siz okurlarımı sıkmak istemiyorum. Bu konu hakkında daha sonra yine yazacağım. Ayrıca bu ‘’Aile Manifestosu’’ siz okurlarımın görüşleri altında yazmak sanırım daha rasyonel olacak… Ne dersiniz! Gününüz sağlık ve başarılarla geçsin. Hoşça kalınız.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar