HADDİNİ BİL bin Zayed!
Reklam
Tamer ÜSTÜNER

Tamer ÜSTÜNER

HADDİNİ BİL bin Zayed!

23 Aralık 2017 - 11:47

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı bin Zayed, Medine Müdafaası kahramanı olarak bilinen Osmanlı Paşası Fahreddin Türkkan'ı 'hırsız' olarak niteleyen bir tweeti paylaştı. Söz konusu twette "İşte Erdoğan'ın dedelerinin Müslüman Araplarla ilişkisi buydu" ifadeleri yer aldı. Bu küstahça yaklaşım, bu olaylara ve tarihe şaşı bakış bu diş işleri bakan bozuntusunun acze düştüğünün en somut göstergesidir. Bu zırva tweetini ikinci kez paylaşması bu şahsın bir şeyleri kaşıma gayretinde ve Türkiye üzerinden kendine bir rant edinme gayretinden başka bir şey değildir. Hele hele Türkiye’nin Filistinliler için her şeyi ile kendini emperyalist ülkelere siper ettiği bu günlerde, ABD’nin hadsiz açıklamaları, Yahudileri yine el üstünde tutma gayretlerinin cereyan ettiği bu günlerde bu Arap dışişleri bakanın açıklamaları tam bir akıl tutulması örneğidir. Türkiye İslam alemi ülkelerine rehberlik ettiği, en üst perdeden İsrail ve ABD’ye meydan okuduğu şu günlerde bu Arabın yaptığı akla ve mantığa hiç uymuyor. Türkiye bir yandan ABD ve İsrail gibi emperyalist ruhlu ve terörist devlet tutumlarını şiddetle eleştirdiği bu günlerde hey Arap bakan sen neyin peşindesin? Yoksa Türkiye’nin lider tutumunu mu kıskandın hey hadsiz! Kendini bilmez garabet! İslam alemi hep iç çekişme, güvensiz ilişkiler ve yayılımcı ülkelerin kaos senaryolarını farkında olmadan harekete geçiren hey alıklar!    

Arap küstah bakanın paylaşımda şu ifadeler yer aldı. "1916 yılında Türk Fahri Paşa'nın Medinetü'l Münevvere halkının hakkına girdiğini ve onların mallarını çaldığını, onları kaçırdığını, Şam'dan İstanbul'a "Seferberlik" ilan ederek , Medine'deki el yazması eserleri çaldığını biliyor muydunuz? İşte Erdoğan'ın dedelerinin Müslüman Araplarla ilişkisi buydu." Bu gerçeklerden yoksun deli saçması fikirleri sadece kendini bağlar dememiz mümkün değil! Buna iyi bir siyasi, ekonomik bir tokat şart!

Bazı ülkelerin kimi had bilmez, tarih bilmez, diplomatik nezaket bilmez yöneticileri Fahrettin paşaya gölge düşüremez. Ecdadımız 1000 yıl boyunca Kudüs'ü ve tüm İslam coğrafyasını korumuştur ve korumaya da hala devam ediyor hey garabet bakan!

Bugünlerde birilerinin büyük bühtanı ile hatırladığımız bir başka destanımız da bizim Medine müdafaamızdır. Zalimlerin safında yer almayı maharet sananların Medine müdafaasını ve onun büyük kahramanı Fahrettin Paşa'yı hedef almaları boşuna değildir. Medine müdafaası İslam'ın ve onun büyük Peygamberinin, adının, sembollerinin nasıl korunması gerektiğini gösteren ibretlik bir hadisedir.

Fahrettin paşa Medineyi müdafa etmek için 1916'da Medine'ye tayin edildi ve 1919'a kadar korunmasını üstenmiştir. Ey bize bühtanda bulunan zavallı senin ceddin neredeydi diye sormak lazım! Fahrettin Paşa'nın 2 yıl 7 ay süre ile müdafaa ettiği Medine'de yaptığı işler, direniş takdire şayandır.

Ne adına? Şehit olmak adına. Paşa, mukaddes emanetleri 2 bin kişilik koruma gücü ile İstanbul'a göndermiştir. İşgalci güçlerin eline geçmesini, görkemli müzelerde sergi malzemesi haline dönüşmesini engellemiştir. Bu emanetler İstanbulTopkapı Müzesi'nde yani Müslümanların ellerinde. Batıdaki o malum yerlerde akıbeti belli olmayan yerlere mi gitseydi!

Fahrettin Paşa Medine'nin tek taşına el uzatmamış, adaletten uzaklaşmamış bir komutandır. Kutsal emanetler ticari meta haline dönüştürmemiştir. Bugün de titizlikle korunmaya devam edilmektedir. Batıya giden o emanetler acaba ne durumda? Onları geri almak için çabanız, gayretiniz var mı? Yok. Kendi acziyetlerini, hatta ihanetlerini örtme amacı olduğu açıkça ortadadır.

Bu münferit olayı genelleştirmek istemiyorum ama… Müslümanların kardeşliğini sürdürmesi adına susuyorum ama…

Tarihten gelen bazı acı gerçekler var!

Araplar’ın Türklere ilk ihaneti ticari ortak oldukları Göktürkler’e ait bilgileri Türklerin doğal düşmanları olan Çinlilerle paylaşmalarıdır.
İpek yolu ticaretinde imtiyazlı bir konuma sahip olan Araplar, yine Göktürkler’e ikinci ihanetlerini Sasani-Göktürk savaşı‘nda Sasani ordusunda yer almaları ile pekiştirmişlerdir.

Emeviler’in yıkılması üzerine normal seyrine ve hatta müttefiklik seviyesine dönen Türk Arap ilişkileri’nin adeta dönüm noktası olan bu savaş esnasında da Arap ihanetleri devam etmiştir.
Siyasi nüfuzunu Abbasiler’e kaptıran ve türkler’e sürekli husumet besleyen arap ordusundaki emevi kalıntıları ve emevi komutanları bu savaşta hem kendi halklarına hem de müttefik olarak savaşa girdikleri Türkler’e ihanet etmişler, Talas savaşında terkettikleri mevziler dolayısıyla Arap-Türk müttefikliğine 5000 kişinin katledilmesine sebep olmuşlardır.

Haçlı seferleri döneminde

Türkler’in ve İslamiyet’in Bizans’ı tehdit edişi ve Anadolu’da ilerlemesi üzerine başlayan haçlı seferleri de tarihte en bariz ve en hain Arap ihanetlerine sahne olmuştur.
İşte bu surette Araplar’ın Türkler’e karşı besledikleri milli ve ırki kin ve garez, nihayet islamiyet’i yok etmek için ortaya atılmış olan Haçlıların en büyük başarılarını temin ederek Antakya Haçlı Prensliği ile Kudüs Krallığı‘nın ve sonuç olarak Suriye ile Filistin’deki Latin hakimiyetinin kuruluşunda başlıca etken olmuştur.
Türkler’in efendiliğini bir türlü kabullenemeyen ve buldukları her fırsatta milli kinlerini açığa çıkaran araplar, islam’ın kutsal toprakları’nın ve halifeliğin yeni sahibi olan Osmanlı’ya ihanet etmekte de gecikmemiş, yüzünü avrupa’ya dönmüş olan ve fetihler yapan Osmanlı Suriye ve Mısır’da baş gösteren arap isyanları neticesinde Avrupa’da giriştiği bu fetih harekatını uzun yıllar askıya almak zorunda bırakılmıştır.

Mostagonem savaşı; Osmanlı dönemindeki arap ihaneti’nin en önemli vesikalarından biridir.
Kuzeybatı Afrika hakimiyeti için Osmanlı ve İspanya arasında cereyan eden bu savaşta yerli halk ve Fas sultanı İspanya krallığı’nı desteklemişler, lakin Osmanlı zaferi sonrası istemeyerek de olsa Osmanlı himayesine girmeyi kabullenmişlerdir

Osmanlı dönemi arap isyanları 17. ve 18. yüzyıllarda da devam etmiş, 17. yüzyılda kürtlerle birlik olan arap aşiretleri Kilis ve Antep kentlerini yağmalamışlardır.
Emperyalist ülkelerin iştahını kabartan ve arap nüfusun çoğunlukta olduğu petrol bölgelerinde İngiliz ajanları arap halkı’nın aklını çelmekte gecikmemiştir.Uufukta görünen büyük savaşta bölgede Osmanlı’yı arkadan vuracak yegane müttefik hazırdır

Kanal seferi‘nde, Filistin’de, Medine müdafaası‘nda ve en nihayetinde Megiddo savaşı‘nda araplar kendilerine yüklenen bu zorlu ihanet görevini başarı ile ifa etmişler

Çanakkale savaşında da bu hainlerin düşmana verdikleri bilgiler yüzünden Anafartalar cephesindeki çarpışmalar şiddetlendi ve binlerce Türk askeri şehit oldu.

Araplar’dan yana yazılan tarih kabul etmez belki ama Nasır’ın, Kıbrıs’ta Türk katliamı yapan Yunan Eoka’cılarına yaptığı yardımlar Henry Kissinger tarafından “diplomasi” adlı eserinde dile getirilmiştir.

Bu arap kardeşlerimizin Osmanlı ve Türklere sırtından vurdukları kaçıncı hançer sayamadım! Suriye’de Musul ve Kerkük’te Suriye’liler  İnglizler ile işbirliği yapmıştı unutmadık ama…

Müslümanların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz hem de bile bile…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar