Ateizm, Deizm, Nihilizm, Falan Filan.
Reklam
Yüksel Bozdağ

Yüksel Bozdağ

Ateizm, Deizm, Nihilizm, Falan Filan.

13 Nisan 2018 - 11:10

Değerli dostlar; Bu hafta son günlerde medyada sıklıkla yazılan çizilen, hatta siyasilerin bile gündemine giren gençlerin özelliklede dindar ailelere mensup gençlerin ve dahi İmam hatipli gençlerin sıratı müstakimden yani Allahın dosdoğru yolundan ayrılıp  ateist, deist, nihilist olmaları hakkında sohbet edelim istedim.Öncelikle bu akımlar nedir, neyi amaçlarlar ona bir bakalım. Ortak özellikleri Allahın nizamına karşı olmalarıdır. Ateizm bir yaratıcı fikrine karşı olmadır. Tarih boyunca bu akıma mensup insanlar hep varolagelmiştir. Zamanla bir yaratıcı fikrine karşı olmayı akla pek uygun bulmayanlar akıllarına çok güvenerek yeni bir akıma kapıldılar. İşte deizm böyle orta çıktı. Deistlere göre kainatın yaratılmasından sorumlu bir yaratıcı olmak zorunda, bu mükemmel nizam kendiliğinden meydana gelmiş olamaz. Ancak aklına çok güvenen bu zat-ı muhteremler daha sonrası için şöyle diyorlar: Allah alemi yarattı, bu arada insanı da yarattı, ondan sonra hiçbir şeye müdahil olmadı. Daha sonraki her şey insan aklının ürünüdür.

Gelelim nihilistliğe: Kelime anlamı hiçlik. Her türlü otoriteye karşı olmak, yani din ve devlet nizamına karşı olmak. 18. yüz yıl ortalarında Rusya da popüler olan bu akım, aslında kilisenin halkı sömürü aracı olarak kullanılmasının da etkisiyle bugün dünya klasikleri diye adlandırılan ünlü Rus romancılar sayesinde tanınmış bir inanç biçimidir.

İnsanlığın atası Adem (a.s) dan bu yana bir yanda Allahın nizamı diğer yanda ise Allah’a ve onun peygamberlerine inanmayan, onlarla mücadele eden, hatta onların öldürüldüğü  bir süreç yaşanmıştır. Aklına ve kendine çok güvenen insanoğlu, her şeyin yoktan varedildiği, bunu da Allah’ın dilemesiyle ve ol demesiyle gerçekleştirdiğini,  insanlardan peygamberler göndererek dünya da bir nizam tesis etmek istediği fikrini kabül etmekte hep zorlanmışlardır. Kimileri putlara taptılar, kimileri kendini Allah’ın yerine koymaya kalktı.

Öyle ki bazı peygamberlere en yakınları, babaları, eşleri, çocukları bile iman etmemiştir.

Bilirsiniz, tufan kopmuştur, Nuh(a.s) kendisine iman eden bir avuç insan ve çeşitli hayvan türleri ile yükselen dalgalar üzerinde gemisindedir. O esnada oğlu dalgalardan kurtulmak için dağlara doğru koşmaktadır. Baba yüreği, evladının az sonra boğulmasını önlemek için: Yavrucuğum gel yanıma diye çağırmakta, oğlu ise babasının bu çağrısına karşı, hayır sana ve inandığın Allah’a iman etmeyeceğim, ben bu dalgalardan dağın tepesine çıkarak kurtulurum diye cevap vermekte, tam o esnada güçlü bir dalga oğlunu alıp gözden kaybolduğunda Nuh(a.s) her şeye rağmen çok üzülmüştür.

İbrahim(a.s) babasının iman etmesi için çok çabalamış, ancak başarılı olamamıştır.

Musa (a.s) yaşadıklarını çoğumuz biliriz. Koca kızıl denizde asası İsrail Oğullarını firavun’un elinden kurtarmak  için yol açan, daha sonra Tur dağına Rabbi ile buluşmaya gittiğinde başlarında Harun(a.s) olmasına rağmen onu dinlemeyip mücevherlerini eritip bir buzağı yapıp ona tapmaları ne enteresan bir durumdur değil mi?Yetim yeğenini gözünden bile sakınan amcası Ebu Talip her türlü ikaza rağmen iman etmemekte direnmiş, ona acıyan peygamberimiz (a.s) tıpkı İbrahim (a.s) gibi Yaradan’ın ikazına muhatap olmuşlardır.

Velhasıl insanlık tarihi insanların farklı şekilde inanıp inanmama mücadelesine sahne olagelmiştir.

Gelelim dindar ailelerin ya da İmam hatipli gençlerin bu tür akımlara kapılmalarına. Genel bir kaide mi vardır. Dindar ailenin çocuğu dindar olur diye. Bir çok  İmam Hatipli  özellikle gençlik yıllarında farklı cereyanlara kapılabilir. Eğer etrafınıza iyice bakarsanız, babası namazında niyazında olan gencin caminin yolunu bilmeyen, alkol alan, serseri bir yaşamı sürdüğünü, tam tersi olarak babası alkolik, hatta iman edip etmediği bile meçhul bir babanın evladının etrafında gıpta edilen, insanların: Bak şu Allahın işine bir babasına bak birde şu gence dediklerine şahit olmuşsunuzdur.

Nihayetinde rabbimin de bildirdiği üzere, iman nasip işidir. Rabbim dilediğine nasip eder dilediğine etmez, hikmetinden sual olunmaz.

Son olarak şöyle bağlayalım. Eğer çocuklarınızın bu tür sapkın akımlara kapılmasını engellemek istiyorsanız, sadece sözde değil özde Müslüman olmaya bakın. Sözlerinizle davranışlarınız tutarlı olsun. Müslüman bir evladım olsun diyorsanız, dinin hükümlerini doğru öğrenip onları hayatınıza katın, fikriniz ve zikriniz uyumlu olsun. Çocuklarınız sözlerinizle davranışlarınız arasında çelişki bulmasınlar.

Elmalılı M. Hamdi Yazır Hak Dini Kur’an Dili isimli tefsirinde şöyle diyor.

“Ne yazık ki asrımız insanları özellikle de din hususunda hakkın kanununa uymak yerine, hakkın kanununu kendilerine uydurmayı tercih etmektedirler”

Günümüzdeki en büyük fitne budur. Dünyalık söz konusu olduğunda gözümüz hiçbir şeyi görmüyor . Aman ha kendinize bir bakın, varsa bir noksan ya da yanlış tez elden düzeltin.

Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar