Dolar'ın Elinde Oyuncak olduk.
Reklam
Yüksel Bozdağ

Yüksel Bozdağ

Dolar'ın Elinde Oyuncak olduk.

11 Mayıs 2018 - 10:41

Değerli Dostlarım; son günlerde dolardaki hareketlilik  bir emekli olarak şahsımı direkt olarak ilgilendirdiği için bu konuyla alakalı bir şeyler yazmak istedim.

Hükümetin açıkladığı ekonomik veriler dünya ölçeğinde hiç’te fena sayılmaz. Büyüme desen öyle, ihracat rakamları desen sürekli bir artış söz konusu. Peki bu doların derdi ne? Sadece Türkiye’yi hizaya getirmek, haddini bildirmek için uluslar arası güçlerin kullandığı bir enstrüman mı?

Tüm bunlarla zihnimde bir o yana bir bu yana antrenman yaparken, gözüm her gün önünden geçtiğim Yeni adliyenin yanında inşaatı devam eden 12 Şubat Belediye binası inşaatına takıldı. 35 yıllık kamu hizmetinin son bir yılını belediye çalışanı olarak geçirmiş biri olarak bugüne kadar belediyelerle ilgili herhangi bir konuda yazı yazamamayı uygun bulmuştum. Kahramanmaraş Barosunun olduğu yerden inşaata bakarken gözüm daha gerilere Ahir dağının eteklerinde çamların hemen bitişiğinde yapılan yüksek katlı binalara takıldı. İki katlı villaların yanında ormanla bitişik olarak böyle yüksek katlı binalara nasıl izin verildiğini anlamakta zorluk çektim.  Cumhurbaşkanımızın dört-beş katlı binalardan daha yüksek  binalara karşı olduğunu, bu konuda belediyeleri defalarca ikaz ettiğini ifade eden sözleri kulaklarımda çınladı. Gözlerim tekrar 12 Şubat Belediyesinin yeni binasına takıldığında yıllar önce o zamanki Valimiz İlhan Atış’ın Kamu kurum yöneticilerine şu anki Milli Eğitim Müdürlüğü binasını örnek göstererek,

-Nedir bu büyük bina merakınız, daha düne kadar Valiliğin bir katına sığıyordunuz diye sitemkâr bir şekilde azarladığına şahit olmuştum. Cumhurbaşkanlığı külliyesinin küçük bir modeli olan yeni 12 Şubat Belediye binasının hangi gerekçeyle böylesine büyük ölçekli olarak yapıldığını anlamakta zorlandığımı ifade etmek istiyorum.

Gelelim Karamanlı ve Çukurova Anadolu Lisesi kavşaklarına yapılan battı çıktılı yapılara. Bir çok kişi benim bu yapılara karşı olmamı anlayamadıklarını söylüyor, saygı duyuyorum. Ancak bana göre bu iki yapı zaruri bir ihtiyaçtan ziyade başka şehirlerde var bizde yapalım mantığının birer ürünü. Ben merak ediyorum, ne kadar bir maliyetle yapılmıştır. Bu güzergâhı 90’lı yıllardan itibaren çoğu zaman kendi aracımla her gün işim gereği kullandım. Bu iki nokta da  yani Karamanlı ve Çukurova Anadolu Lisesi  kavşaklarında bu yapılar olmadan bir sıkıntı yaşamadım. Trafik yoğunluğu eskiden de şimdi de hala aynı noktada yani Ulu Cami- Büyükşehir Belediyesi arasında sürmekte.

Şimdi diyebilirsiniz ki dolarla başladın belediyelerin çalışmalarına takıldın ne alaka. Özellikle 1980’lerde sonra gelen hükümetler Amerikan esintisi olan Liberal ekonomik sistem gereği devletin küçülmesinden bahseder, bu amaçla bir çok kamu kurumunu özelleştirdiler, hala da özelleştirmeler devam ediyor. Bir yandan bu anlayış sürerken, üretmeyen, sadece tüketen kurumlar olarak belediyeler devasa KİT’ler olarak ortaya çıkmaktalar.

Bir zamanlar çalışanlarının maaşlarını zamanında ödeyemediğinden belediyeler çok tercih edilen yerler değildi. Şimdi işler değişti. Nasıl mı? Valilikle kıyaslayalım. Valilikte 7-8 civarında vali yardımcısı 10 civarında il ve şube müdürü makamları mevcut. Şube ve il müdürlerinin makam aracı yoktur. İşlerine ya toplu taşıma ile ya da özel araçları ile gelir giderler. Vali yardımcıları ise görevle sınırlı makam araçları vardır. Sabahleyin evinden alınır, akşam evine bırakılır, araç valilik otoparkında durur, mesai dışında valiliğe gelmesi gerekirse nöbetçi şöför tarafından getirilip götürülür. Belediyelerde ise kiralanan araçlar şube müdürlerinden başlamak üzere makam sahiplerine tahsisli olup, günün her saatinde gece ve gündüz kullanımına amade’dir. Kullanım hakkı görevle sınırlı değildir. Belediye’ye ait akaryakıt istasyonundan depo fullenir. Tatile de gitsen, pikniğe de gitsen fark etmez. Kimsede sormaz. Devlete kambur diye nitelen bir KİT’ten örnek verelim. Memuriyete başladığım kurum olan PTT’nin merkez ve dokuz ilçede yaklaşık 500 civarında personeli vardır. Bir tane Başmüdür çekip çevirir bu kadar insanı. Makam aracı olarak bir kiralık otomobil görev gereği evden işyerine ya da ilçeleri denetlemeye giderken kullanılmak üzere tahsislidir. Mesai dışında ya da resmi tatil günlerinde kendi aracını kullanır.

Neyse bu kadar yeter, anlayan anlamıştır meramımı.

Gelelim bu anlattıklarımın paramızın değer kaybetmesiyle ne alakası var?

Tüketerek mutlu olan bir toplum haline geldik ne yazık ki, hele kaynak devlete ait’se daha bir fütursuzca tüketiyoruz. 2017 yılı toplam ihracatımız 157 milyar dolar, ithalatımız ise 233 milyar dolar. Sattığımızdan 76 milyar dolar daha fazla almışız. Bu farkın en önemli nedeni ise petrol, doğalgaz ve elektrik ithalatı sebebiyle oluşmakta.

Hz. Ömer (R.A) devletin işleri bittiğinde devlete ait mumu söndürür, şahsına ait mumu yakarmış.

Neyse bu hafta burada noktalayalım, haftaya biraz daha detaylandırmak üzere şimdiden hayırlı Ramazanlar.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar