Evliliğe giden sürecin yeniden tamamlanması -2
Reklam
Yüksel Bozdağ

Yüksel Bozdağ

Evliliğe giden sürecin yeniden tamamlanması -2

09 Şubat 2018 - 10:57

 

Değerli dostlar, evliliğe giden sürecin yeniden düzenlenmesi hususundaki sohbetimize bu haftada devam ediyoruz. Eski ve yeni evliliklerle ilgili iki noktayı dikkatlerinize sunmak istiyorum. Çok değil seksenli yıllara kadar karı koca ilişkileri bugünden çok farklı idi. Bayramlarda ya da erkek herhangi bir nedenle evden uzun bir süreliğine ayrılacağı zaman kadın kocasını yolcu ederken erkeğin eli öpülür, erkekte karısının alnından öperek vedalaşırlardı. Şimdiki gibi dudak dudağa öpüşerek vedalaşmazlardı. Elbet eskiden de karı koca dudak dudağa öpüşürdü ama, her zaman ve her mekanda değil, onun yeri ayrıydı, ulu orta dudak dudağa öpüşmek edebe aykırı görülürdü.

Bugün ise daha evliliğe giden sürecin başlangıcında evlilik teklifi yapılırken erkeğin kadının önünde diz çökerek evlenme teklif ettiğini dizilerde, filmlerde ya da evlenme programlarında görüyoruz. Bunlar kendiliğinden spontane gelişen hareketler değildir. Birileri bizim sosyal yapımızı kökünden sarsmak için bulduğu her imkânı kullanıyor. İnsanın kötüye meyli vardır. Kötünün yayılma kabiliyeti iyiden beş kat daha fazladır. Yapılan araştırmalarda her hangi bir kurumda iyi muamele gören birisi bunu beş kişiye anlatırken, kötü muamele gören birisi gördüğü muameleyi yirmi beş kişiye anlatıyormuş.

Bir diğer önemli konu ise çoğunlukla iki farklı nikah işlemi ile evlendiğimizdir. Devletin şart koştuğu resmi nikah ile inancımız gereği adına dini nikah dediğimiz işlem. Resmi nikah devletin belirlediği görevliler ve iki şahit ( şahitlerin kim oldukları, gelin ve damadı tanıyıp tanımadıkları sorulmaz, çünkü önemli değildir) huzurunda tarafların imzaları ile akdedilen bir nikahtır. Yani bir tür yazılı akit söz konusudur. Dini nikâhta ise işler çok farklıdır. Defter yoktur, imza yoktur. Nikâh işlemi sözlü akit üzerinedir. Şahitlerin kim oldukları çok önemlidir. Şahitlerden birisi erkek, diğeri kadın tarafından olmalıdır. Şahitler nikâha şahitlik ederken aslında kadın ve erkeğin dini kurallar açısından evlenmelerine bir mani olmadığına da şahitlik ederler. Örneğin, kadın boşanmış ve iddet süresi dolmamış olabilir, bunu da en iyi kadını bilen bir şahit bilebilir. İddeti dolmayan bir kadının nikâhı caiz değildir. Ya da nikâhlanmak isteyen erkek zaten dinin izin verdiği dört eşe sahiptir, birisini boşamadan yeni bir nikâh caiz olmaz. Bunu da en iyi erkeği tanıyan şahit bilebilir.

Bir diğer husus ise resmi ve dini nikâhın getirdiği sorumluluklar.  Mahkeme kararı olmadan resmen boşanamazsınız, ancak inancınız gereği akdettiğimiz sözlü nikâh,  bilerek veya bilmeyerek yaptığınız davranış ya da söylediğiniz sözler nedeniyle dinen boşanmış ve herhangi bir şekilde teması haram olan kişiler haline gelebilirsiniz. Kâğıt üzerinde evli ancak Allah nazarında boşsunuzdur. Bu nasıl oluyor diye merak edenler bir tane İslam İlmihali alıp okusunlar bir zahmet. Bunu şunun için söylüyorum, günümüz insanı din işlerine çok fazla önem atfetmez. Bu nedenle dini açıdan birçok detaya sahip olan nikâhın sorumluluklarından da bihaberdir.

Velhasıl toplumun en temel kurumu olan aile bu ve benzeri birçok sorun nedeniyle her geçen gün yıpranmakta, yıpratılmakta. Tüm bu olumsuzlukları gidermek için evlilik öncesi evlilik anı ve sonrasının günümüz sosyal ihtiyaçları göz önüne alınarak yeniden tanzimi gerekmektedir.

Eskiden beri toplumun ihtiyaçları iki başlık altında toplanagelmiş. Eski dille içtimai ve iktisadi, yeni dilde ise sosyal ve ekonomik ihtiyaçlar diye dile getirilir. Bu bağlamda sosyal ihtiyaçların karşılanması için çeşitli bakanlıklar ihdas edilmiş, bunlardan biriside Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığıdır. Bu bakanlığın faaliyetlerindeki en önemli öncelik evliliklerde kadına şiddeti önleme, şiddet mağduru kadınları koruma altına alma ve boşanma sonucu ortada kalan çocukların çocuk esirgeme kurumlarında barındırılması ile sınırlıdır. Eylemleri sonuç üzerine olduğundan sosyal hayatımızın en önemli kurumu olan ailede oluşan yıpranmayı önleyici her hangi bir çabası yoktur. Maalesef en önemli görevi kadınları cesaretlendirip boşanma için mahkeme kapılarına yönlendirmeleridir. Bize göre öncelikle bu bakanlığın ismi değişmeli. Çok geniş bir faaliyet alanı olan sosyal politikalar ayrı bir bakanlık olmalı, yerine kurulacak bakanlığın en önemli misyonu aileyi koruma olmalı, yani bakanlığın yeni adı Aileyi Koruma Bakanlığı olmalı. Hani bilirsiniz tıpta koruyucu hekimlik vardır. İnsanların hasta olmaması için ihdas olunmuştur. İşte bizim de maksadımız bu. Sonuçlar üzerinden değil, tedbirleri daha baştan alıp aile kurumunu korumak .

Haftaya konuyu detaylandıracağız.

Allaha emanet olun,

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar