İki Güzel Insan, Biri Yerli, Biri Yabanci
Reklam
Yüksel Bozdağ

Yüksel Bozdağ

İki Güzel Insan, Biri Yerli, Biri Yabanci

10 Kasım 2017 - 09:12

Değerli dostlar, bugün köşemize iki farklı insan portresi, birisi bizden, diğeri ise çok uzaklardan bir akil kişiyi konuk ediyoruz..

Bizim ki ile başlamak isterim.

Bu necip millet atası ilk Müslüman hükümdar olan Abdülkerim Saltuk Buğra Han’dan  bu yana din ve vatan uğruna, nizam’ı alem için nice şehitler vermiştir. Hele ki bu topraklar  Rahmetli Mehmet Akif’in dediği gibi” Şuheda fışkıracak toğrağı sıksan şuheda” her karışı şehit kanı ile sulanmış mübarek topraklardır.

Bir kaç gün once yine bir şehidimiz bu mübarek toprağa düştü. Polis memuru Ahmet Alp TAŞDEMİR. Denilebilir ki bu memlekette her gün şehit veriliyor. Ancak Ahmet Alp Taşdemir’i farklı kılan cenaze namazının imam olan babası tarafından kıldırılması ve daha da önemlisi, namaz sonrası söyledikleri.

Bakınız şehit babası güzel insan neler söylemiş.

“Bu ezan ve bayrak, necip milletin omuzunda yücelmeye devam edecek. Benim oğlum peygamberlerin yanında olan şehadet makamına ulaştı. Doğduğunda Rabbim bizi şereflendirmişti, şehit olarak ölümüyle de yine şereflendirdi. Bunun için ben Rabbimin hükmüne boyun eğdim. Hiç şikâyetim yok. Rabbimizden gelen başım gözüm üstüne. Bizim ümmetimiz, milletimiz, vatanımız sağ olsun. Allah bu millete zeval vermesin. Siyonistlerle, kâfirlerle, haçlılarla cihat ederken benim oğlum şehit oldu, bundan şeref duyuyorum. Elhamdülillah Rabbim bize böyle bir makamı lütfetti. Şeref duyuyorum.”

İşte böyle değerli okurlarım, elde ne iman var, ne yürek var. Bunları söyleyebilmek her babayiğidin kàrı mı? Söylemesi kadar söyledikleri de bir o kadar önemli.

Bizim bu topraklarda haçlılarla mücadelemiz bin yıl once atamız Selçuklu Sultanları 1. ve 2. Kılıç Arslan’la başlamıştır. Kafirler, Siyonistler ve içimizdeki münafıklarla olan savaşımız devam etmekte, dünya varoldukça da devam edecektir. Bizim yapmamız gereken bu mücadeleyi yürütecek, gerektiğinde canını vermekten çekinmeycek Ahmet Alp Taşdemir gibi iman erleri yetiştirmek, en az onun kadar da arkasından rabbine şükredip, şeref duyuyorum diyebilen yürekli babalara sahip olabilmektir.

Tüm şehitlerimize bir kez daha Rabbimden rahmet , geride kalanlarına ise sabr’ı cemil niyaz ediyorum.

 

                                               ***

İkinci portremiz çok uzaklardan, Güney Amerika’dan. Uruguay’ın eski devlet başkanı Jose Mujica. Bakınız ne demiş.

“Artık market tanrının tapınağındayız” Biraz açalım: Marketler tanrımız oldu, yani hayatımızı alışveriş yaparak sürdürebiliyor, ancak öyle mutlu oluyoruz.

Eski Uruguay devlet başkanı Jose Mujica son dercce basit bir çiftlikte yaşayan, maaşının büyük bölümünü ihtiyaç sahibi olanlara bağışlamış, hayatı söyledikleri ile örtüşen bir adam. Yani birde Müslüman olabilse, bizim dervişlerimiz gibi diyesim geliyor.

Bakın bu kişi günümüz insanlarının yaşam felsefesine dair neler söylemiş.

“Gereksiz ihtiyaçlardan koca bir dağ yarattık.

Bir şeyler satın alıyoruz sonra çöpe atıyoruz.

Aslında boşa harcadığımız şey hayatlarımız.

Bir şey satın aldığımda veya aldığınızda ödemeyi para ile yapmıyoruz.

Ödemeyi yaşamımızdan, para kazanmak için harcadığımız zamanla yapıyoruz.

Arada ki fark şu: hayatı satın alamazsınız, hayat geçip gider.

Ben insanların geceleri yatacak bir saçak altı bile bulamadıkları bir dünyada, birilerinin 500 metrekarelik malikanelerde yaşamasını anlamıyorum. ( Bizde malikaneler bir kaç beşyüz metrekaredir)

Evsizler için ev, suyu olmayanlar için su lazım, ekmek lazım.

Sen böyle bir dünyada özel uçağım olsun, oraya buraya gideyim diyorsun. Eğer herkes daha fazlasını isterse, bir gün kimseye bir şey kalmayacak.

Küresel ısınmadan bahsediyoruz ama doğaya saldırmaya ve çöp üretmeye devam ediyoruz.

Eski ruhani tanrımızı kendi ellerimizle kurban ettik ve artık market tanrının tapınağındayız.

Bu yeni tanrı; ekonomimizi, politikamızı, alışkanlıklarımızı, yaşamlarımızı düzenliyor ve bize faiz oranları ve kredi kartları ile mutluluğun yeni adresini veriyor.

Öyle anlaşılıyor ki biz, yalnız tüketme için yaratılıyoruz ve artık tüketemediğimiz zaman derin hayal kırıklığına uğrayarak kendimizi yok ediyoruz.

Bana fakir denmesi yanlış, ben tutumlu bir insanım.

Asıl fakirler sürekli yaşamdan talepleri olan ve elde ettikleriyle yetinmeyen insanlardır.

Ben elimde küçük bir bavulla dolaşıyorum. Bu bana istediğim yaşamı sürdürmek için yeterli zamanı veriyor. Asıl özgürlük yaşamak için kazandığın zamandır.”

Bu haftaki sohbetimizi bizden birisinin güzel sözleri ile noktalayalım

 “Adam yok, yetiştirirsin. Paran yok, kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.” Diyor Ahmet Hamdi Tanpınar.

Haftaya görüşünceye kadar  sağlıcakla kalın.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar