Mekke'nin Sahibi Mekke'yi Korur
Reklam
Yüksel Bozdağ

Yüksel Bozdağ

Mekke'nin Sahibi Mekke'yi Korur

17 Kasım 2017 - 08:56

Değerli dostlar; Bölgemizde meydana gelen nahoş olayların ardı arkası kesilmiyor. Çoğunluğu Müslüman olan bu coğrafya derdin biri bitmeden diğeri ile yüzleşiyor.

 

Önce ülkemizden başladılar. Biraz başımızı kaldırıp, bağımsız bir devlet gibi davranmaya kalkışınca gezi’yi tertip ettiler. Arkasından Suriye meselesinde beraber hareket ettiğimiz için Mısır’ı bir darbe ile devre dışı bıraktılar. Uzun yıllar boyunca PKK’yı terör örgütü diye tanıdıklarını söyleyip, el altından her türlü desteği verdiler. Ancak iş bununla da kalmadı.  Suriye Demokratik Güçleri dedikleri aslında PKK’nın emmi oğlu olan yapıya açıktan her türlü desteği vermeye başladılar. Onlar bu hamleleri yaparken bölgenin diğer aktörleri de tabiki boş durmuyorlardı. Amerika görünümlü aslında tam bir İngiliz planı olan, amacı sadece İsrail çıkarları doğrultusunda bölgeyi dizayn etmek olan bu plana karşı başta Rusya, Türkiye, İran ve son olarak Irak işbirliği yapmaya başlayınca yapılan hesaplar karışıverdi. Bu dört ülkenin kararlılığı bağımsız devlet hayali kuran Barzani’nin bu hayalinin burnundan gelmesine neden oldu. Bağımsızlık talebini dünyada açıktan destekleyen tek ülkenin İsrail olması ne kadar trajik değil mi dostlarım?

 

Ancak bölge üzerine yapılan plan farklı alternatifleri içeriyordu. Bu alternatifler çok bekletilmeden devreye sokuluverdi. Önce Katar üzerinden bölgeyi dizayn etme girişimi, arkasından Suudi Arabistan da yaşananlar. Bu zamana kadar nasıl bir islamı tercih ettikleri bilinmeyen Suudlar ılımlı islam’a geçtiklerini açıkladılar. Bütün dertleri dinleri, özellikle de İslam’ı sulandırmak olanlar  İran’da ki rejimin de ellerini güçlendirmesiyle ılımlı İslam gibi bir zırvayı ortaya attılar. Şimdi de bu oltaya Suudileri taktılar.

 

2003 yılının Mart ayında Irak’ın Amerika tarafından işgali sonrası televizyonda ünlü tiyatro ve sinema sanatçımız Metin AKPINAR’la yapılan bir söyleşide  söylenen şu sözler hiç aklımdan çıkmıyor. Herkesin nükleer tehdit ya da petrol amacıyla Irak’ın işgal edildiğini iddia ettiği dönemde Metin AKPINAR şöyle diyordu: “Ben Amerika’nın Irak’ı petrol için işgal ettiğini düşünmüyorum, Amerika’nın çok daha uzun vadeli başka planları olduğuna inanıyorum.” Metin AKPINAR bunları söylerken keşke bölge ülkelerinin liderleride Metin AKPINAR kadar vizyon sahibi olabilselerdi. Belki de bugün herşey daha farklı olurdu.

 

Neyse olan oldu, geçen geçti, biz bugüne bakalım. Yukarıda zikretmiştim, bu ılımlı islam denen şeyi ikide bir ısıtıp önümüze koyıuyorlar, ve islam aleminin bunu yemesini bekliyorlar. Artık defalarca ısıtılan bu fikrin kabül görmeyeceğini düşünsek de bunu yapanlar ne yapıp edip birilerinin hala bunu yemelerini sağlıyorlar.

Nedense ılımlı Yahudilik, ılımlı Hristiyanlık, ılımlı Budistlik vs. olmuyor da ikide bir ılımlı İslam gündeme geliveriyor.

 

Burada bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Hangi İslam ülkesi gençlerini daha iyi eğitim alsın, böylece ülkenin bir an evvel kalkınmasına katkı yapsın diye Amerika’ya gönderiyorsa bilmeliyiz ki Amerika da eğitim alıp ülkesine dönen bu gençler istisnalar hariç tamamen Amerikan menfaaleri doğrultusunda çalışmaktadırlar. Türkiye’nin Nato’ya girmesi sonrası subaylarımızın ve sivil toplum kuruluşu adı altında Amerikan çıkarlarına hizmet gayesi ile kurulan yapıların aracılığı ile Amerika’ya gönderilenlerin tamamına yakını ülkemizin bu bölgede Amerikan çıkarları doğrultusunda pozisyon almasından başka bir amaçları olmamıştır.

 

Aynı durum şu anda bölge ülkelerinde özellikle prenslerce idare edilen başta Suudiler olmak üzere körfez ülkelerinde yaşanmaktadır.

 

Hepsi bir yana Suudi Arabistan İslam alemi için çok özel bir alan. Oradaki devlet yapılanmasının İsrail ve Amerikan çıkarları doğrultusunda kararlar alması müslüman aleminin yüreğini sızlatmaktadır.

 

Bu arada aklıma içimi ferahlatan Fil Vakası geliyor.

 

Nedir Fil Vakası kısaca özetleyelim.

 

Habeş kralı Ebrehe Mekkeyi elegeçirmek için fillerin öncülüğünde bir ordu ile Mekke yakınlarına gelmişti. Olay Peygamberimizin (A.S) doğumundan yaklaşık iki ay once gerçekleşmişti. O tarihte Mekke’nin reisi Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalipti. Ebrehe’nin askerleri Abdülmuttalibin devlerini ele geçirmişler ve onları alıkoymuşlardı. Ebrehe Abdülmuttalib’e haber göndererek Mekke’yi teslim etmesini istemişti. Bu haber üzerine Abdülmuttalib Ebrehe ile görüşmeye gitti ve ondan alıkoyduğu develerini vermesini istedi. Bu duruma çok şaşıran Ebrehe” Sen nasıl reis’sin ben senden Mekkeyi istiyorum, sen ise devlerinin derdindesin deyince;

 

Abdülmuttalip Ebreheye şu tarihi sözleri söylüyor.

 

“Ben Mekkenin sahibi değilim, sadece hizmetkarıyım, ancak develerin ise sahibiyim, siz benim develerimi verin ben gideyim, Mekenin sahibi Mekkeyi korur”

 

Bu sözler üzerine Ebrehe Abdülmuttalibe develerini verir. Abdülmuttalib develeriyle Mekkeye döndükten sonra Ebrehe Mekke üzerine yürür. İşte o zaman Ebrehe Abdülmuttalibin ne demek istediğini anlar, anlarda iş işten geçmiştir artık. Ebabil kuşları Ebrehenin ordusunu kısa sürede perişan etmiştir.

 

Bugün kafirler mübarek toprakların piyon yönetimlerine istedikleri kararları aldırabilirler. Ancak şu unutulmamalıdır. Mekke Allah’ın şehri, Medine ise Resullahın şehri. Kimse sanmasın ki, Rabbülalemin ne kendi şehrini ne de habibinin şehrini kafirlerin eline bırakmayacaktır. Yeni bir Ebabil saldırısı olursa kimse şaşırmasın.

 

Bu vesileyle bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Hac İslam’ın beş şartından birisidir malum. Yakın bir gelecekte Müslümanların Hac yapamama gibi bir durumlar karşılaşmamaları için bugünden uyanık olmaları, birlik olmaları en acil hususların başında gelmektedir.

Ben söylemiş olayım da vebali üzerimde kalmasın.

 

Tekrar görüşünceye kadar  Allah’a emanet olun.

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar