Ümmetin Selameti, Kadınların Maharetine mi Kaldı?
Reklam
Yüksel Bozdağ

Yüksel Bozdağ

Ümmetin Selameti, Kadınların Maharetine mi Kaldı?

Ben sıkılıyorum, usanıyorum yazmaktan, ancak gelin görün ki bir yandan siyasetçiler, öte yandan hocalar, sosyal medya derken ister istemez yine köşemize kadınları konuk etmek zorunda kalıyorum.

Trabzon caddesinde yürüyün, karşınızdan gelenlerin en az üçte ikisi kadındır. Büyük alışveriş merkezine gidin, şöyle bir bakının etrafa göreceklerinizin çoğu kadındır.

Bu kadar göz önünde olmak, bu kadar görünür olmak sizce normal mi? Hayatın merkezini bu kadar yoğun bir şekilde işgal etmeleri siz erkeklere de normal geliyor mu?

Cumhurbaşkanımızın kadınlara karşı ayrı bir sempatisi var. Yakın tarihli bir konuşmasında yeteri kadar kadın belediye başkanı olmadığından yakındı.

Bu değerlendirmeye paralel olarak bugünden daha fazla kadın belediye başkanı olan bir ülke haline geleceğimizi öngörebiliriz.  

Peki siz bunu ister misiniz?

Gelelim yine cumhurbaşkanımızın açtığı yoldan akın akın giden hocalarımıza. Sanki memleketin her derdi bitti, tek sıkıntımız kadınlarımızın camide cemaatle namaz kılmaları kalmıştı.

Cumhurbaşkanımızın önemli görevlerinden biriside parti genel başkanı olması. Bu nedenle yaklaşan yerel seçimler öncesi partisinin önemli oy rezervlerinden olan kadın seçmene mesaj vermesi gayet doğaldır.

Peki hocalarımızın derdi ne. Hem profesör olacaksın hem de dini ilimlerde. Yaranmışlık, yalakalık hiç yakışıyor mu?

Neymiş efendim Resulullah(s.a) bir hadiste ; “Ey Allahın kulları kadınların mescitlere gelmelerine engel olmayın “buyurmuş. Yani şunu dememiş, kadınlar ne zaman isterse, kimseden izin almadan mescitlere gelebilir dememiş, ya ne demiş ey Allahın kulları yani erkekler  mehirlerini ödeyerek nikahladığınız kadınlarınız eğer mescite gitmek isterlerse onlara izin verin buyurmuş, yani ümmetine emretmemiş niye; çünkü kadının kocasına itaati Allahın (c.c)  emri, işte bu nedenle Resulullah(s.a) bir tür ümmetinden ricacı olmuş, uygun şartlar oluştuğunda kadınlarınızın mescitlere gitmelerine izin verin buyurmuş.

Gelelim uygun şartlara. İslam fitneyi adam öldürmekten daha beter bir davranış olarak telakki etmiş, kadınların kocalarından habersiz ya da kocasının iznini almaya gerek duymadan mescitlere gitmelerinin fitneye neden olabileceğini öngörerek uygun görmemiş, hatta bir çok hadiste kadınların evlerinde hatta evlerinin en ücra yerlerinde kılacakları namazın mescitte cemaatle kılınan namazdan daha efdal olduğunu da  bir çok hadisten öğreniyoruz.

Şimdi bazıları diyebilir ki fitne ne menem bit şeydir ki adam öldürmekten bile tehlikeli olsun.

Çok bilinen bir olayla derdimizi anlatmaya çalışalım.

Allah Resulü bir seferden dönmektedir. Hz.Aişe ) r.a) annemizde bu seferde efendimize eşlik etmektedir. Rivayet odur ki, Aişe annemiz tuvalet ihtiyacı için bir an kafilede uzak kalmıştır. Aişe annemizin devesini de yaşlı bir kişi çekmektedir. Onları kafileden uzakta gören bir kişi Medine’ye geldiklerinde bu durumu orada burada anlatmaya başlar. Nihayetinde konudan Resulullah haberdar olur. Bu duruma çok üzülen Allah Resulü mescide kapanır ve eşlerinden bir ay uzak durur.

Nihayetinde Allah(c.c) habibinin kederini ortadan kaldıracak bilgiyi şu ayetlerle bildirir.

“Bu iftirâyı işittiğinizde, erkek ve kadın mü’minlerin, kendi vicdanları ile hüsn-i zanda bulunup da: «Bu, apaçık bir iftirâdır.» demeleri gerekmez miydi?” (en-Nûr, 12)

“Eğer dünyâda ve âhirette, Allâh’ın lutuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftirâdan dolayı size mutlakâ büyük bir azap isâbet ederdi.” (en-Nûr, 14)

İşte değerli dostlar fitne böyle bir şey.

 

Son yapılan bir araştırma  bu hocaların mezun olduğu ilahiyat fakültelerinden son dönemde mezun olanların  %20 ‘nin İmam-ı Azam Ebu Hanife,  İmam-ı Maturidi, İmam-ı Şafi, İmam-ı Razi gibi  İslami otoritelerin her hangi birinin eserlerinden  bir tekini bile  okumadan ilahiyat diploması aldığını belirlemiş, ne acı değil mi?

Dini bilgi hususunda unvan ve makam sahibi olan alimlerimizin siyasetçilerin peşine takılıp, onlara yaranmaktan vazgeçip, İslam ümmetinin ikbali için sadece doğruları söylemeleri, bunu yapan alimlerin nebi ve şehitlerle aynı muameleye tabi olacağını, yapmayanların ise büyük vebal yüklendiklerini bilmeleri gerekmektedir.

Umarım derdimi anlatabilmişimdir.

                                                           ***

Birkaç gün önce şehrimizde meydana gelen bir aile trajedisinin  internete düşen görüntüleri üzerinden birkaç kelam etmek istiyorum.

Bir kadın, biri kucağında üç çocuk ve bir koca. Tartışıyorlar, koca öfkeli, la havle çekip öfkesini sindirmek yerine “Öfke baldan tatlıdır” Sözünü teyit edercesine karısına arka arkaya tokat atıyor. Nihayetinde kucağında çocuğu olan kadın dengesini muhafaza edemeyip yere düşüyor. Ulu orta şehrin orta yerinde ama meskun alana da uzak bir yer olduğu görülüyor.

Bu hadisede iki önemli hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu olay olurken birileri müdahale edeceğine cep telefonu ile kayıt edip haber sitelerine gönderiyorlar.

Diğer konu ise karakola intikal eden olayla ilgili kadın kocasından şikâyetçi olmayınca vay efendim niçin şikayetçi olmamış,

Değerli dostlar kucağında bebeği olan karısına uluorta şiddet uygulayan erkeğin kocalık vasfını ve bunun erkeklikle bir alakasının olmadığı hususunda kendini sorgulaması gerekir.

Birilerine inat, şiddete maruz kalan o kadını  kocasından şikayetçi olmadığı için kutlamak gerekmekte.. Hem kendi hem de çocuklarını düşünerek böyle bir karar vermiştir, inşallah haklarında hayırlı olur.

Nasıl ve niçin şikayetçi olmadı diye hayret nidaları atanlarda bir yerlerine kına yaksınlar artık.

Kalın sağlıcakla.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar