BABALARININ HAYRINA AÇMIYORLAR HERHALDE!

Görmek, hele hele gerçeği görmek kimilerine zor gelir. Apaçık yazarsın, örnekler verirsin, o yine inanmaz;çünkü onun gözü(arızalıdır)görmek istediğini görür!

Biz yıllardı emperyalizmin, siyonizmin veya üst aklın oyunlarını buradan yazarız, çokları tepki vermez, hayal zannedir ya da uydurmadır derler…

Bakın son dönemde, ülkemiz üzerinde emelleri olan bazı ülkeler, medya yığınağı yapmaya başladı bu topraklara.

Yani batılı ülkeler(küresel finans sahiplerinin baskısı ile olsa gerek) kuşatmayı ileriye taşıyıp ilk kez ortak kanal kurdu. İngiliz BBC, Amerikalı VOA ve Fransız France24, Alman DW'nin öncülüğünde Youtube'den ortak Türkçe yayın yapmaya başladı.

"+90" adıyla açılan kanala tepkiler her geçen gün artarken, köşe yazarı Ömür Çelikdönmez tehlikenin boyutlarını yazdı. Haber 7’de bu yazıyı yayınladı. Doğrusu bende, paylaşmak istedim sizlerle.

İşte Ömür Çelikdönmez'in o yazısı;

TARİH NEDEN TEKERRÜR EDER

“Mehmet Akif’i okuyanlar bilir; “Tarih’i, ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? ” dizeleriyle önemli bir uyarıda bulunur.

Yahya Kemal de “Kökü mazide olan atiyiz” diye boşuna demez. Zaman tünelinde geçmişe yolculuk iyidir.

”Arap Baharı” nasıl “Arap Cehennemi” oldu?

2010 yılında başlayan ve günümüzde de süren, Arap Dünyası’nda yaşanan halk hareketleri “Arap Baharı” diye adlandırılıyor.

17 Aralık 2010, Tunus’ta bir gencin kendini yakmasının ardından tüm Tunus halkının giriştiği eylemle beraber Arap coğrafyasında sokak eylemleri başladı. Birçok Arap ülkesi halkı, Tunus’tan etkilenip “özgürlük” diye sokaklara döküldü.

Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Ürdün, Yemen gibi ülkeler, ArapBaharı’ndan etkilenen ülkelerdi. Tunus'ta başlayan isyanlar dört ülkede liderlerin değişmesine, Libya, Suriye ve Yemen'de ise iç savaşa yol açtı. 

Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre; Arap Baharı'yla başlayan protesto hareketleri, bölgedeki büyümeyi 2011 yılından bugüne kadar 614 milyar dolar aşağı çekti.

Arap Baharı; Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkmış; bölgesel, toplumsal bir siyasi-silahlı hareket olmasına rağmen, ABD veAvrupa Birliği ülkelerinin müdahalesiyle emperyalizmin bu coğrafyayı yeniden düzenleme operasyonuydu.

SOSYAL MEDYANIN ÇİRKİN YÜZÜ

Ortadoğu-Kuzey Afrika'da kitlelerin başlattığı ''Arap Baharı'' eylemlerinde kitleleri harekete geçiren organize gelişmelerle ilgili sosyal medyanın etkilerini hiç düşündünüz mü?

“Arap Baharı/Cehennemi” sürecinde internet, hiçbir alan ve konuyla sınırlandırılamayan, bütün dünyanın sınırlarını aşarak yepyeni bir ortamın oluşmasını sağladı.

Kendine özgü sanal bir evren ve bu sanal evrene özgü kültürel değerler yaratan bu yeni ortamla, yeni toplumsal ve bireysel ilişki biçimleri şekillendi; yeni kültürel kimlikler ortaya çıktı ve en önemlisi yeni sosyal ve ekonomik taleplerinoluşmasının itici gücü oluşturuldu.

ABD ve Avrupa teknolojisinin sunduğu toplumsal paylaşım ağları -ki buna “Sosyal Medya” da deniliyor- ile daha hızlı ve daha az maliyetle birbirleriyle iletişim kurabilen birey ya da topluluklar, iktidarlara karşı söz konusu ağları son derece etkin kullanabildi.

2011 yılının ilk aylarında başta Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da başlayan halk hareketlerinin örgütlenme ve iletişim aracı olarak “Sosyal Medya” araçlarından yararlanılmasının ardından, yaşanan halk hareketlerine “Sosyal Medya Devrimi” gibi tanımlamalar yapılmaya başlandı. Emperyalizm, yeni bir yöntem bulmuştu ve bu yöntemi kullanmaya devam etti.

Sömürülmeye eğilimli ve batı eğitimli halk kitleleri, “Mal bulmuş mağribi” gibi sosyal medya araçlarına sarıldılar.  Sarıldıkları yılan, onları sokmakta gecikmedi…” Şu anda bizleri de sokuyor. Bu nedenle yılanın başını şimdiden ezmek gerekiyor. Zira onlar topluma ismi belirsiz zehirler akıtıyor…

Artık gözümüzü açıp, görmemiz gerekiyor gerçekleri.

Kalın sağlıcakla.

YORUM EKLE

banner15