Deprem Tehlikesiyle Yaşıyoruz

Birinci derece deprem bölgesinde bulunan Kahramanmaraş’ta, bazı binaların diri fay hatlarının üzerine yapıldığı ortaya çıktı. 1990'larda yapılan imar uygulamasında fay tehdidinin görmezden gelindiği ve diri fay hatları üzerindeki alüvyon zeminlere yüksek katlı binaların yapıldığı belirlendi.

Deprem Tehlikesiyle Yaşıyoruz

Türkiye’de fay hatları üzerinde Paleosismoloji çalışması yapan, Dr. Öğretim Üyesi Alican Kop, Kahramanmaraş’ın içerisinden geçen diri fay hatlarını Bugün Gazetesine açıkladı. Bugün Gazetesi ise aktif diri fay hatları üzerinde kurulan yüksek binaları görüntüledi.

Her geçen gün büyüyen ve gelişen Kahramanmaraş’ın yeni yerleşim yerleri Batıya doğru ilerlerken, Tekerek bölgesinde bir apartmanın zemininde çıkan diri fay hattı görmezden gelinip üzerine bina dikildiği ve bu binanın zemin etüdünü hangi firmanın nasıl yaptığı ve buna belediyelerin imar müdürlüklerinin nasıl izin verdiği merak konusu oldu.

Kahramanmaraş’ın alt bölgesinden geçen 3 diri fay hattının sadece birine çalışma yapılırken, çalışma yapılan diri fay hattının aktif çıkması sonucu alan imara kapatılarak yapılaşmaya izin verilmedi. Çok katlı binaların ortasından geçen diri fay hatları üzerinde bir çalışma yapılmadan 1990'larda hazırlanan imar planına göre izin verildiği de belirlendi.

Deprem Araştırma ve Risk Yönetim Merkezi Müdürü ve KSÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Alican Kop Kahramanmaraş’ın deprem gerçeğini Bugün Gazetesine açıkladı.

FAY HARİTASI GÜNCELLENDİ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile AFAD’ın 2011yılında Türkiye’nin diri fay haritasını güncellediğini belirten Kop; “Türkiye’de 400’ün üzerinde ana fay bir de onların tali hatları var. İmara açılacak herhangi bir yerleşim biriminde faylardan birinin bir bölümü bile geçse Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Paleosismoloji çalışması istiyor. Bu çalışma ile fay hatları üzerinde derin ve uzun hendekler açıyoruz. Bu fayın kestiği o bölümleri görüyoruz ve o bölümleri yaşlandırıyoruz. Böylece o fay hattının en son ne zaman kaç şiddetinde deprem ürettiğini, aktif hale gelip gelmeyeceğini belirleyebiliyoruz. Paleosismoloji çalışması da bir fayı tanımada en geçerli yoldur.” Dedi.

BÜYÜK DEPREME HAZIRLIKLI OLUN

Kahramanmaraş’tan geçen Doğu Anadolu Fay Hattının riskiyle ilgili de bilgi veren Kop şöyle konuştu; “Kahramanmaraş’ta zaten bilenen Bingöl Karlıova’dan başlayıp, Gölbaşı, Türkoğlu’dan Ceyhan bölgesine giden bir Doğu Anadolu ana fay (DAF) hattımız var. İlimizi ilgilendiren en önemli parça ise Gölbaşı ile Türkoğlu segmenti arasındaki 89 km’lik bölümdür. Önemi ise geçmiş yıllara bakıldığı zaman DAF’ın 1800’lü yıllar ile 1900’lü yılların başına kadar olan dönemde 7 şiddetinden fazla deprem oluşturmuş ve enerjilerini boşaltmışlar. İlimizi ilgilendiren Gölbaşı-Türkoğlu segmenti üzerinde en son 1114 ve 1513 yıllarında 7 üzerinde deprem meydana gelmiş. Eşit yılına bakıldığı zaman her 400 yılda 7 şiddetinde deprem üreten bu fay en son depremin üzerinden 500 yıl geçmiş ve 500 yıldır deprem üretmemiş. DAF’ın üzerinde 7 şiddetinde oluşacak bir deprem kentin büyük bir bölümünde büyük hasarlara yol açacaktır. Sadece kentte değil, Gaziantep’te, Osmaniye’de hatta Hatay’da bile etkisini gösterecektir.

KENTİN İÇERİSİNDE DE DİRİ FAY HATLARI VAR

Onun dışında kent içerisinden geçen ve 2011 yılında güncellenen haritada belirlenen diri fay hatları da vardır. Kahramanmaraş Zonu olarak adlandırılan bu diri fayın biri Gayberli bölgesinden geçiyor. Gayberli Bölgesinde toprak kaymaları oldu. O bölgede Paleosismoloji çalışması yaptım ve orada bu fayların aktif olduğunu tespit ettim. O bölgeyi yaptığımız çalışma ile imara kapattırdım.

Şehrin alt bölgesinden geçen 3 diri fay hattının daha  olduğunu da belirten Kop, Gayberli bölgesinden geçen diri fay hattının aktif olduğunu, diğer 2 fay hattında da henüz bir çalışma yapmadıklarını söyledi.

BU YAPILARA NASIL İZİN VERİLİYOR

Üzerinde çalışma yapılmayan fay hatlarının üstündeki yapılara nasıl izin verildiğini bilmediğini de belirten Kahramanmaraş Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Alican Kop Çevre ve Şehircilik Bakanlığının diri fay hatlarının üzerinde bir çalışma yapılmadan imara izin verilmediğini belirtti.

Kop’un açıklamasıyla 1990'larda yenilenen imar planı uygulamasının fay hatlarının incelenmeden yapıldığı ortaya çıktı. Kop yeni alanların imara açılması için ise Paleosismoloji çalışmasının mutlaka yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Kop; “Şuan hiçbir kontrolün olmadığını ve diri fay hatları üzerine yüksek binaların yapıldığına da dikkat çeken Kop şöyle konuştu; “bu diri fay hattı haritasına herkes ulaşabilir. Bu fay hatlarının üzerinde hangi binaların olduğunu görebilirsiniz.” Dedi.

Senem Ayşe Anaokulu’nun hemen yanından başlayıp Dayızade Efendi Meydanından paralel şekilde Adalet Sarayının üst bölgesinden ve Ahır dağı eteklerinden geçen fay hatlarının daha yaşlı olduklarını ve deprem üretme riskinin çok düşük olduğunu belirten Kop konuşmasını şöyle sürdürdü; “Şehrin en kuzey bölgelerinde yaşlı faylar bulunuyor. Deprem üretme olasılığı çok düşük bir ihtimal. Buna rağmen Ahır dağı ve eteklerinin zemin koşulları aşağıdaki bölgelere göre çok çok sağlam.

SUYUN ÜZERİNE BETON DÖKÜYORLAR

Üniversite kavşağının hemen karşısında bazı yapılaşmaları yaparken açılan temelleri gittim yerinde gördüm. 1,5 metreden 1,5-2’lik su çıkıyordu. Pompayla suyu çekip betonu öyle döktüler. O alan hem suya doygun, zemin çok yumuşak, buna rağmen buraya yüksek katlı binalar yapılıyor.

Depremlerin yıkıcı etkisinin yanı sıra bir de zeminin sıvılaşması olayı var. Tutturulmamış, taneli bir zemin varsa, yeraltı suyu seviyesi de yüzeye yakınsa deprem sırasında sarsıntı ile tutturulmamış taneler arasındaki bağ kopuyor aralarına su giriyor ve zemin tamamen su gibi sıvı oluyor. Böyle bir zemin üzerine dünyanın en sağlam binalarını da yapsanız, Japonya’da örneği var, ya zemine batacak ya da yan yatarak devrilecek. Japonya’daki depremde binada tek bir çatlak yok ama bina ya yatmış. Biz bu zemine sıvılaşma diyoruz, burada sıvılaşma riski de var. Üniversite’nin karşı bölgesinden geçen fay hattının aktif olup olmadığıyla ilgili henüz bir çalışma yapmadık.

ÇALIŞMA YAPMADAN İMARA AÇILMASIN

Yaklaşık 6 yıldır Paleosismoloji çalışmasını yapıyoruz. 2010 yılından itibaren diri fay hatlarının olduğu bölgelerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Paleosismoloji çalışması istiyor. Burada imarlaşma olurken bize sorulmuyor. Şimdi Üniversitenin hemen yakınında olan çevre yolunun güneyinde olan bir bölgenin de imara açılacağı söyleniyor. O bölgedeki zemin çok kötü ve alüvyon zemin. Bir yeri imara atmak için mutlaka yerleşime uygunluk değerlendirilmesi yapılması gerekiyor. eğer burayı imara açılıp binalaşma yapılmaya başlandığında çok geç oluyor.

FAY HATTI AKTİFSE YAPILAN BİNALAR NE OLACAK?

Şimdi üniversitenin karşı bölümünden şehir içine paralel şekilde giden fay hattının yapacağımız Paleosismoloji çalışması ile aktif olduğunu tespit edersek ne olacak? O bölgede müteahhit 15-20 katlı binaları dikmiş, fay aktifse ne yapacak. Paleosismoloji çalışmaları 1 ayda sonuçlanıyor, fay hattı üzerinde dev bir uzun hendek kazıyoruz. Üst üste gelmiş bölümleri inceliyoruz ve yaşlandırıyoruz. Raporlayıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderiyoruz. Bakanlık bunu onaylıyor ve biz bu çalışmayı 1 ay içerisinde tamamlıyoruz.

Örneğin Gaziantep’in Nurdağı ilçesine bağlı Sakçagözü’nın hemen yanından geçen fay hattı nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Paleosismoloji çalışması istedi. Bizde gittik o bölgede çalıştık. 2011’de Türkiye diri fay haritası güncellendi. İmara açılacak yerler ve yapılaşmaya izin verilecek bölgeler bu haritaya göre şekillenir. “

ZEMİN ETÜT FİRMALARI İSTEĞE GÖRE RAPOR VERİYOR

Zemin etüt firmaları isteğe göre rapor veriyor, Çünkü yerbilimsel çalışmaların önemi ve değeri bilinmiyor. Diri fay hattı üzerine yapılan binaların zemin etütünü yapan firmaların da buna nasıl izin verdiğini anlamadığını diyen Kop, “Müteahit veya inşaat mühendisleri zemin etüt raporlarında sadece zemin sınıfı ve taşıma gücü değerine bakıyorlar. Jeolojik risk veya özelliklerle ilgilenmiyorlar. Dolayısıyla bu durumda jeolojik risk ve özelliklerin olmadığı jeolojik etüt raporları hazırlanmış oluyor. Piyasada 20’den fazla faaliyet sürdüren zemin etüt firmaları var. Bir çoğu hiçbir zaman gidip doğru dürüst bir zemin etüdü yapmıyor. Kendi meslektaşlarım için yani jeoloji mühendisleri için söylüyorum, araziye bile gitmiyorlar. Sondajcıyı gönderiyor binanın köşelerine sondaj yaptırıyorlar. Sondajlar normalde karotlu olması lazım, yani kestiği malzemenin hepsini alacak ve o malzemeyi görecek, sondajın amacı da bu zaten. Bunun akabinde de jeoloji Mühendisleri odası bunları denetliyordu. Artık odaların denetim görevi yok ve şimdi bunlar denetimsiz kaldı. Aldıkları sondaj malzemesini laboratuvara götürüp test ettirmesi gerekir, şimdi onun da kolayını bulmuşlar, kişiye göre sonuç veriyorlar. Örneğin bir deneyin enaz 8-10 gün sürmesi gerekiyor ama bunlar bir günde karşı tarafın isteğine göre sonuç veriyor. bazıları yeni rapor bile düzenlemiyor, eski raporların mahalle ismini, ada parsel ismini değiştirip kopyala-yapıştır mantığı ile zemin etüt raporları veriyor. Bunlar işi yapıyormuş gibi görünüyor. Oysaki birinci derece deprem bölgesi ve diri fay hattı üzerinde yapılan binaların zemin etütleri son derece titiz olması gerekir.  Bizim meslektaşlarımız bile bu ciddiyetin farkında değil.'' dedi.

İSTANBUL DEĞİL EN RİSKLİ BÖLGE BURASI

Bugün Çanakkale, İstanbul depremlerinin konuşulduğunu fakat Türkiye’nin en riskli bölgesinin burası olduğunu da bir kez daha hatırlatan Kop, eski binalar yenilenebilir fakat Tekerek bölgesinde bazı yerlere ruhsat verilmemesi gerektiğine söyledi.

Geçtiğimiz Pazar günü Osmaniye ve Toprakkale ilçelerinde meydana gelen depremin Kahramanmaraş’ı ilgilendirdiğini de dile getiren  Dr. Öğretim Üyesi Alican Kop; “bu depremler Doğu Anadolu Fay (DAF) hattı üzerinde meydana geldi. Bingöl Karlıova’dan başlayıp Malatya Sürgü’de ikiye ayrılan fay hattının Kuzey Anadolu Fay Hattının neredeyse aktivitesini tamamladığını görüyoruz. Tarihsel verilere bakıldığı zaman Kuzey Anadolu Fay Hattı aktivitesini tamamlamasıyla Doğu Anadolu Fay hattı üzerinde çok büyük depremlerin olduğunu görüyoruz. DAF üzerinde büyük depremler bekliyoruz. Osmaniye’de oluşan deprem ise bu bölgedeki enerji sıkışıklığını artırıyor.”

HABER: ÖMER FARUK SALMAN

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner15