İNANÇSIZLIK

İnsan okumadan yazamıyor. Bu nedenle yazılarıma başlamadan önce mutlaka birkaç makale ya da bir kitap okuyorak işe başlıyorum.

Yazılarını beğeni ile okuduğum birkaç yazardan birisi de D. Ali Taşçı, nedeni özgün yazılar kaleme alıyor. Gündem dışı olsa da, bana göre gerçek gündeme yönelik değerlendirmeler yapıyor. Geçtiğimiz hafta ki “İyi havaların dinsizleri! “ başlıklı yazısında bir fıkra paylaşmıştı, isterseniz o fıkrayı ben de size aktarıp, sonra da bugünkü yazıma başlamak istiyorum.

“Ateist bir adam bir gün ormanda gezinirken, etrafındaki güzelliklere bakarak söyleniyormuş; “ Her şey doğada ne güzel oluyor, evrim ne güzellikler yaratıyor.” demekten kendini alamıyormuş.

O arad bir ses işitince birden arkasına dönmüş; dönmüş ama dehşet bir ayı, pençelerini açarak adamın başucunda duruyormuş. Bunu gören ateist adam; “Allah’ım!..” diye bağırmış. Ayı bu bağırış üzerine biraz duraklamış, adam bu boşluktan yararlanarak Allah’a yalvarmaya başlamış ve şöyle demiş: “ Biliyorum Allah’ım, bunca inkârımdan sonra senden şimdi dindar biri olmayı istemem pek yakışık almaz, ama bari ayıyı dindar biri yap!”

Az sonra ayı pençesini adamın kafasına indirmiş ve başını göğe doğru kaldırarak: “ Allah’ım, senin verdiğin rızık ile orucumu açıyorum, hamd olsun verdiğin nimetlere.” diye dua etmiş!

Bu fıkra insanın acizliğini özetliyor. Başına bir felaket gelince kendi diliyle “Allah” demeyen bir insana rastlanmaz. İnanç olarak Allah’tan uzaklaşanlar, hep güzel havaların çocuklarıdır. Birçok insan güzel havalarda dinsizdir…”

EN BÜYÜK TEHLİKE İNANÇSIZLIK

Bu fıkrayı ve yorumu okuyunca, geçtiğimiz hafta hacı arkadaşlarımızla yaptığımız toplantıda yapılan tespitler aklıma geldi. İnayet Kazan kardeşim, Türkiye ve insanlık için en büyük tehlikenin ateizm olduğunu belirterek, Müslümanların bu konuda yeni sistem geliştirip, atak yapması gerektiğini vurguladı.

Ama nasıl, Müslümanlar şu anda ciddi sorunlarla karşı karşıyalar. Bizim Maraşlıların bu durumda kullandıkları bir atasözü vardır bilirsiniz. “ Ne umarsın bacından, bacın ölüyor acından!”(Bu istisnanın dışında olanları tenzih ederim tabi ki)

Peki bizler bu içindeki bulunduğumuz durumdan nasıl çıkarız ve bizim dışımızda gelişen ateizm gibi tehlikelerle nasıl yarışırız? İşte bu sorunun cevabını bugün bulmak istiyorum.

Aslında sorunun cevabını da Davam isimli kitapta buldum. Rahmetli Erbakan o kitabından bu sorunun cevabını yine Arvasi hazretlerinin yaşamından bir örnekle aktarmış bizlere.

ÜMMETE HİMMET ET

Abdulhakim  Arvasi Hazretleri birgün çarşıya çıkar. Pazar yerinde dolaşırken, O’nun nur yüzü bir köylünün dikkatini çeker, sorar kim diye. Arvasi hazretleri denilince yanına koşar: “ Hocam, ümmet çok zor durumda, dua etsseniz de şu sıkıntıları atlatsak…” diye eline yapışır.

Arvasi: “Erişilmeden dua edilmez, edilse de kabul olmaz! Der.

Bunun için dertsiz ve İslam’dan uzak bir hayat yaşayan halka ne kadar dua etsek de fayda etmez diyor Erbakan(Davam s. 32) Ardından da 9 maddelik bir reçete yazar.

Bunlar Müslümanlar inanaç sahibi olmalı, ihlaslı hareket etmeli, Allah’tan başkasından korkmamalı, ittifak içinde olunmalı, iyi ahlak üzere yaşamalı, istişare etmeli, itaat etmeyi bilmeli ve istikameti doğru olmalı…

Sevgili dostlar İslamsız saadet olmaz!

İşte Ramazan ayı geldi, hep birlikte huzura yürümeli, birbirimizi koruyup kollamalı, okumalı, ilmimizle amel etmeli, kısacası dostdoğru bir hayat yaşamalıyız.

Bu mümkün ancak çaba gerektirir. Bu  çaba önce nefsimize karşı olmalı, sonra her türlü kötülüğe karşı mücadele etmeliy bilmeliyiz.

Kalın sağlıcakla.

           

YORUM EKLE

banner15