Maksat: Ayak Üstü Sohbet…

Merhaba değerli dostlar;

Bir haftalık ayrılık sonrası yine buluştuk çok şükür.

Zaman zaman yazılarımda Gaziantep’le olan geçmişimden bahsederim. Gaziantep’le olan ilişkim sadece kendi geçmişimden ibaret olmayıp, 1971 ‘den bu yana orada ikamet eden ablamla da alakalıdır.  Yaklaşık 25 beş gün önce eniştenin vefatı ile sarsıldık. Aradan on gün geçmişti ki ablamın rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını haber aldık. Ve maalesef geçen Cuma günü de ablamı fani alemden baki aleme yolcu eyledik. Rabbim ikisine de rahim sıfatı ile muamele eylesin. Amin

Ölenle ölünmüyor, dünya dönmeye, hayat her gün yeni hikayeler yazmaya devam ediyor. Bizde kaldığımız yerden devam edelim.

Son yazdığım yazı ile alakalı bazı dostlardan eleştiriler aldım. Konuyu tam olarak açıklığa kavuşturamadığımdan olacak herhalde. Gerçi mevcut görev başındakiler yılların acımasızlığı ile vatandaşın gözünde itibar kaybına uğrarlar, yeniler, özellikle de abartılı sunuşlar nedeniyle birden, olduğundan daha değerli hale gelebilirler.

Şunu öncelikle belirteyim, mevcut babamın oğlu değil, olsa da fark etmez, yeni adayı da sizlerle beraber basından tanımış oldum. Benim derdim memleket. Bu şehrin güzel insanları daha da güzel bir ortamda hayatlarını sürdürsünler.

Aslında benim muhalefetim bu işin özüne. AK Parti adayı Hayrettin Güngör Cumhurbaşkanı tarafından 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye başkanı olarak bir kararname ile atanmış olsaydı başım üstüne derdim. Biz onu ülkeyi yönetsin diye başkan seçtik, madem şehrimize bu kişiyi uygun görmüş, onun takdiridir der hiç sorun yapmazdım. Ama durum böyle değil. Ben bu adayla bu şehre gereken değerin verilmediğini düşündüm için bunları sizlerle paylaşıyorum.

Yine Gaziantep’ten örnek vereyim, eski bir bakanı Gaziantep’e layık görenler, bize de eski bakanımız Mahir Ünal’ı aday yaparak devlet tecrübesini şehrimizin yönetimine getirerek bu şehre değer verdiklerini gösterebilirlerdi.

Onun yerine belediyelerin hesaplarını kontrol eden, ve Gaziantep Büyükşehir Belediye başkanı olan Fatma Şahin’in ilave olarak yürüttüğü Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığında genel sekreter olarak görev yapan birisini bu şehre layık gördüler.

Kamuda görev yapanlar şunu iyi bilirler. Denetim görevi yapan, ister muhakkik, ister kontrol, ister müfettiş, isterse de denetmen olsun bu zümrenin vizyonu hata, kusur ve eksik bulmakla sınırlıdır. Bu zümre teftiş ve kontrol yaptıkları kurumlarda bir hata, eksik, suç, ya da suçlu bulduklarında çocuklar gibi sevinirler. Bu zümrenin hiçbir zaman bu kurumların daha işlevsel olması ile alakalı bir vizonu olmaz, olamaz.

O zaman kendi kendime şu soruyu sormadan edemiyorum. Genç, hırslı, çalışkan, siyasette kendine daha yüksek makamları hedef olarak belirlemiş bir başkanın daha birinci döneminde niçin üstü çizilir.

15 Temmuz da başlayıp, 16 temmuz sabahı Cumhurbaşkanının dirayeti ve bir avuç vatanseverin cesareti ile önlenen vatanın işgal girişimi esnasında mevcut başkanın o sabah Cumhurbaşkanını havalimanında karşılayanlar arasında olduğunu kendi ifadelerinden biliyoruz. Gerçi İstanbul’u çok iyi bilmediğinden sıradan vatansever vatandaşlar gibi işgalcilere karşı koymak için sokağa çıkmamıştır ama olsun, Cumhurbaşkanını havalimanında karşılamıştır ya bu da bir şeydir nihayetinde.

O zaman şöyle diyebiliriz, yeni adayımız Hayrettin Güngör bey daha fazlasını yapmış, vatanı için o gece Türkiye Belediyeler Birliğindeki makamından ayrılmamış, ya da Kılıçdaroğlu gibi bir ev de  televizyondan gelişmeleri izlemekle yetinmiş, tüm bunların aksine hiç aklımıza gelmeyeni yapıp çocukları ile beraber Ankara meydanlarında demokrasi için, vatan için canını hiçe saydığı için reis’in gözüne girmiştir.

Halbuki mevcut başkan cumhurbaşkanımızın hassas olduğu Feto ile mücadele hususunda da elinden gelen tüm gayreti göstermiş, demokrasi meydanında çekirdek çitlemek için bir araya gelmiş kalabalıkla sabahlara kadar meydanda bulunmuş, neredeyse Feto’cuların verdiği Allah selamını alanları bile soruşturma komisyonlarına çıkartmış, daha sonra da cezalandırılsınlar diye terörle mücadele savcılıklarına havale etmiştir.

Neyse bu konuyu burada noktalayalım, ben bilgilendirme yaptım, gerisi size kalmış, ister oy verin ister vermeyin.


                        ***


Türkiye’nin son günlerde gündemini en çok meşgul eden bir konuyla alakalı olarak birkaç kelam edip bu haftayı bu şekilde noktalayalım.

Malum ABD ani bir kararla Suriye’deki askeri varlığını geri çekmeye yani Suriye’den çekilmeye karar verdiğini ilan etti.

Bu olay üzerine Türkiye ye övgüler, cumhurbaşkanına övgüler gırıla gidiyor. Biz millet olarak çok severiz böyle şeyleri.

ABD Türkiye ile olası bir çatışmayı göze almamıştır, alamamıştır, bu doğrudur. Çünkü onlar için bir Amerikalının canı dünyadaki tüm diğer insanlardan değerlidir. Bu nedenle ABD bölgeden kendi askerlerini çekmeyi ve yerini piyonlarla doldurmaya karar vermiştir. Yani görüntüde gidecek ama, aslında güç olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir. Hiç aklınız alıor mu, dünyanın jandarması orta doğuyu Türkiye, Rusya ve İran üçlüsüne bırakacak. Buna kargalar bile güler. Sizde ciddiye almayın, gülün.

Haftaya görüşünceye kadar Allaha emanet olun.




YORUM EKLE

banner15