Mescid-i Dırar ve Müslüman kılıklı münafıklar

Resulullah   ( sav)   zamanında   münafıkların ,  fitne,  fesat  yuvası   ve  silah  deposu  olarak   Kuba da  yaptıkları   mescit.  Allah   Resul’ü   Mekke  den   Medine   ye   hicret   etmeleri   sonucu,  Medine  halkının  Müslüman  olmaları  ve  Müslümanların   sayı  olarak   artması ,  Medine  de   bazı   insanların  hoşuna  gitmedi. Bu tip   insanlar   görünüşte   Müslüman  fakat   geri de  münafıklık   yapmaya  başladılar. Müslüman  gibi  görünüp   gerçekte  Müslüman  düşmanlığı  yapar  hale geldiler. Fırsat  buldukça  Medineli  müşrik  ve  Yahudilerle  birleşerek   Müslümanlara   her  türlü   hakareti  yapmaktan   geri  durmuyorlardı. Başı  çeken  baş  münafık  übey bin  selul’ün  dayısının  oğlu  olan  Ebu  amirdir. Birazda  ruhbanlığa  özenen  bu zat  Müslümanlara   inat  olarak    Kuba   köyü   münafıkları   arasına   katılarak   orada ki   münafıklara :  “  Ben   Kuba  mescidine  giremem  zira  muhammed’in  ashabı,  beni  görür  ve  bana  hoşlanmadığım  bir  şey  ulaştırır “   dedi.  Zaten   Kuba   mescidine  gönüllü  olarak  girmeyen  bu  münafık  tipli  insanlar  onu  sözüne  uyarak ; “ bizde  bir  mescid  yaparız   sen  bizim  yanımız da  bulun  yeter dediler. Baş  münafık  amir ;  öyleyse , siz  kendi  mescidinizi   yapınız.  Gücünüz  yettiği  kadar  silah  ve  kuvvet  hazırlayınız.  Ben de  Rum   Hükümdarından  gider  yardım  isterim,  onları  Medine den çıkarırız  dedi. Daha önce  mü’minlerle  birlikte  namaz   kılar   gibi  görünen   münafıklar , onun   karşısına   bir  mescit  yapıp , kendi  cemaati  ile  Müslüman  cemaatinden   ayırmak  istediler. Bu  mescit’in  adına  mescid-i   dırar (  zararlı ,  zarar  veren  mescit)  adı  verilmiştir. Bu  mescit  adeta bir  fitne  ve   düşman  evi   haline  geldi. Bir  ara  Peygamberimize   gelerek  orada   bir  namaz  kıldırmasını  talep   ettiler. Allah  Resul’ü  de  münasip  bir  vakitte  olabilir  buyurdular. Fakat  onların  niyeti  başka  idi.  Amaç  kendilerini  de  Müslüman gibi  göstermek  ve  Peygamberimizi   ona  alet   etmek   istiyorlardı. Fakat  gelen  bir  ilahi  emir   onların  amaçlarının   kötü  olduğunu  ve  oraya  gitmemesi   gerektiği   hakkında  idi. Sonun  da  Allah  Resul’ü  bu  fitne  yuvası  haline gelen  mescit’in  yıkılmasına  karar  verdi  ve  öyle de  oldu. Böylece  bir  oyununa  son  verilmiş  oldu.  Gelelim  günümüz  de ki   Müslüman  görünüp   te  aslında  islam’ı   kendi  kötü  amaçlarına  alet  eden   münafık  yapılı   insanlara. Cemaat ,  hoca  ve  şeyh  kisvesi  altında  halktan  menfaat   sağlayanlar   insanlara   acaba  ne  demek   lazım ?   bunlara  “ İnsan-ı  Dırar “ ( topluma  ve  dine  zarar  veren) değil  de  başka  ne  denir?  Hiç  bir  haki  ki  mü’min   dinini   kullanarak,  din   istismarcılığı  yaparak   onu   karşılığın  da  menfaat  edinemez, edinirse    haram  işlemiş ve  kul  hakkı  yemiş  olur.  Bunlar:  Allah  rızasından  yola  çıkıp   insanları  kandırmak  için  namaz  kılan “ vay   o  namaz  kılanların  haline  hitabına “  mazhar  olan  kişiler  gibidir.  Onlara  ;  “ Gidin  kimin  için  namaz  kıldıysanız  ondan  yardım  isteyiniz”  denilecek. Bu  konu da  “ maun “ suresine  bakınız.  Müslüman  yamuk  olamaz, Müslüman  Müslüman  gibi  olur. Zaten  Müslüman  Allah’a   teslim  olan  demektir. Halka  teslim  olan  değil.  Mü’min   Başkalarını   aldatmaz,  hele dinle  hiç  aldatmaz. Bu  milletin  en  duygusal  sinir  ucu  dindir.  Ona  dokunarak  menfaat  devşirilmez. Bizim  en  dokunulmaz   ve  vaz   geçilmez  temel  harcımız  Kur’an ve  sünnettir.  Bunun  adı da   toptan  İslam  dinidir, İslam dır. Allah  katında  da  en  bakbul  din  yine  İslamdır. Rabbimiz  yeniden  Kur’an a  sarılıp   onu   gerçek   mana  da   anlayıp  ilmiyle  amil,  ameli ile  mamur   olanlardan   eylesin. Rabbül   alemine   emanet   olun.
YORUM EKLE

banner15