Sabır Zırhını Giymek.

Merhaba değerli dostlar;

Günümüz kent yaşamı insanı normal ahvalinin dışında bir yaşama farkında olmadan sürüklüyor adeta. Günün her anında evimizde, sokağımızda, mahallemizde, şehrimizde, ülkemizde ya da dünyanın herhangi bir yerinde bazen hayret, bazen merak, bazen kızgınlık ve öfke ile karşıladığımız olaylara şahit oluyoruz.

Evimizde eşimizle, çocuklarımızla ya da komşularımızla ilgili sorunlarla rutin olarak yaşanır oldu. Dışarıya adım attığımızda ise çeşit çeşit sıkıntılar bizi karşılıyor. Araç kullananların pervasızlığı, toplu taşıma araçlarında yolculuğun getirdiği sıkıntılar, iş yerinde amirler ve çalışma arkadaşlarımızla yaşadığımız olumsuzluklar sabrımızı zorlayan  hususlar olarak ilk akla gelenler.

 Ülkemizin komşuları ile olan ilişkilerinde yaşanan olumsuz süreçler, mazlumların Allahın her günü zulme maruz bırakılmaları çaresizce izlediğimiz bir başka olumsuzluk tablosu olarak her an önümüzde.

Hele birde yakınlarından özellikle anne-baba hasta ise tam bir çıkmaz sokak misali. Doktor- hemşire’nin hastamıza bizim kadar duyarlı davranmaması, hastamızın yeterli ilgi görmediğini düşünmemiz, birde her geçen gün hastamızın kötüleşmesi  tahammül sınırlarımızı zorlamaya yetiyor.

Aslında bütün bu olumsuzluklar insanın bu dünyadaki imtihanlarının birer süreçlerinden ibarettir. Müslüman ahiret inancı dolayısıyla bu tür sıkıntıları kendine dert edinmeden, bunlarla nasıl baş edeceğinin hesabını yapan duyarlılıktaki kişidir.

Bizde bugün Müslüman’ın hayatın her anında karşılaştığı sıkıntılarla karşı sabır zırhını kuşanması gerektiği ile alakalı olarak sohbet edelim istedim.

Biz Müslümanlara göre sabır üç kısımdır.

1-Günah işlememe hususunda ortaya konan tavır.

2-Dinimizin emrettiği ibadetlerinin icrası hususunda ihmalkar olmadan devamlılık yönündeki tavır.

3-Elimizde olmadan bizim ya da sevdiklerimizin başına gelen bela ve musibetlere karşı ortaya koyduğumuz tavır .

Günah işlememe günümüz insanının en çok zorlandığı hususların başında gelmektedir. Çünkü insan günah diye addedilen şeylere meyyaldir.

Kış mevsimi nedeniyle yollarımızda su birikintileri oluşmakta, vatandaşımız su birikintilerine dikkat etmeden araç kullandıkları için çoğu zaman yanlarından geçtikleri yayaların üzerine bu kirli sularla kirlettiklerinde kişi ister istemez öfkelenmekte ve bu öfke sonucu az sonra söylediğine pişman olacağı sözler bir anda ağzından çıkmakta. Halbuki Müslüman’a yakışan sükunetini muhafaza edip lahavle çekmek olmalı. Çünkü öfkeye yenilmemek, öfkesini yutmak Allah katında makbul davranışların en başta gelenidir.

Caddede yürürken karşısından güzel bir kadın  geldiğini gördüğünde hele birde yanından geçerken parfümünden etkilenip o kadına hele ki arkadan bir daha bakmaktan kendini alıkoyabilmeli Müslüman.

Bir arkadaş ortamında otururken gıybet  sayılabilecek konuşmalardan sakınmak, ya da haram olan bir işi yapmanı istediklerinde( Bir kerecik, bir yudum , bir duble içki teklifleri) o günahı işlemekten sakınmak vs.

Gelelim ibadetler hususunda sabırlı olmaya. Aslında ibadetler hususunda sabırdan anlaşılması gereken devamlılıktır. Bir hadis’te buyrulduğu üzere ”Allah katında ibadetin makbul olanı az da olsa devamlı olanıdır”. Özellikle namaz konusunda sabır bunların başında gelmektedir. Namazlarımızı vaktinde ve tadil-i erkânına uygun olarak kılmamız, yani çok acele etmeden, tek başımıza namaz kılarken okuduğumuz ayetleri duyacak şekilde ve harfleri yutmadan kılmalıyız.

Namazlarımızı mümkün olduğu kadar cami ve cemaatle kılmaya kendimizi zorlamalıyız. Özellikle sabah ve yatsı namazlarını camide cemaatle kılmayı alışkanlık haline getirmeliyiz.

Son olarak bizim ya da sevdiklerimizin başına gelen bela ve musibetlere karşı gösterdiğimiz sabır. Anne babamız hastalanabilir, uzun süreli tedavi ve bakıma muhtaç hale gelebilirler, doktor ve hemşirelerden yeterli ilgi ve alakayı görmediğimizi düşünebiliriz. Ancak bu düşüncemizde haklı olamayabiliriz. Çünkü biz o anın getirdiği hassasiyetle sağlıklı düşünemez, doğru kararlar veremeyebiliriz. Olayları sadece kendi penceremizden bakarak değerlendirip ona göre tavır belirlersek çoğu zaman yanlışa düşebiliriz.

Komşularımızdan bazıları hiçte tasvip etmediğimiz tutum ve davranışlar sergileyebilir. Evimizde eşimiz ya da çocuklarımız sabır sınırlarını zorlayan söylem ve eylemlerde bulunabilir. Bu tür davranışlar sonrası öfke baldan tatlıdır sözüne göre davranıp sonrasında çok pişman olabileceğimiz eylemlere kalkışmadan “Ne gelirse haktan gelir kuluna” sözünü hatıra getirip, kötülüğün teşvikçisi olan şeytana uymaktan Allaha sığınmak gerekmektedir.

İşte değerli dostlar, Müslüman bu üç hususta rabbine sığınarak sadece rabbinin rızası için sabır gösterebilirse bu fani alemde pek yüzü gülmese de baki alemde yani ahrette rabbinin rızasını kazanlarla beraber olma imkanına kavuşacaktır inşallah.

"Hasbiyallahü la ilahe illahü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azim" Ne zaman dara düşer, sıkıntılarınız haddi hesabı aşarsa bu sözleri tekrar edin ki sıkıntılarınızdan kurtulasınız.

Allaha emanet olun.

YORUM EKLE

banner15