Şair vedat ali kızıltepe ile’şiir ve şuur” Başlıklı söyleşi

POETİKASI OLMAYAN ŞAİR OLAMAZ

Metin Acıpayam: Şairlik küçük ve âdi hasislikler işi midir? Yoksa idrakin en ileri merhalesinin cehdi mi?

  1. Ali Kızıltepe: Şiirin özü aşktır. Çoğu kez insan siluetine giydirilen bu ulvi duygunun ulaştığı veyahut ulaşması gerektiği mertebe Allah aşkıdır. İnsana, güzel olan nesneye, doğaya yazılan şiir, Allah aşkına yazılan şiire giden süreç olmalıdır. Tek bir insan vücudunda bulunan 160 bin km uzunluğundaki kılcal damarların tümünün kalbe çıkması gibi, şiirlerin de Allah aşkına ulaşması gerekir. Şiire bu şekilde bakmak, algılamak onu hasislikler işi olmaktan çıkarıp aslına, idrakin en ileri merhalesine ulaştıracaktır.

Metin Acıpayam: “ideal şair” nasıl olmalıdır?

Vedat Ali Kızıltepe: İdeal şairlikten kasıt iyi yazmaktan öte, diğer vasıfları ile anlatılması gerekendir. “İdeal şair” olarak sorulduğundan bahisle, zaten sunmuş olduğu eserler ile şairliğini ispatlamış olduğu düşünülmelidir. Bu bağlamda;

Şair, yazmaktan ziyade yaşadığı ile örnek olmalıdır. Hiçbir siyasi, politik fikir ya da partiye esir olmamalı, hiçbir zümrenin sözcüsü konumuna düşmemelidir. Dikkat ediniz, oy vermemeli, fikir taşımamalı demiyorum. İradesini teslim etmemeli diyorum. Şair, oy verdiği siyasi partiyi gerektiğinde yerden yere vurabilmelidir. Şair muhalif ruhlu olmalı, toplumun eksikliklerini, yönetici konumunda olanların yanlışlarını, hatalarını cesurca dillendirebilmeli, içinde bulunduğu topluma örnek olabilmelidir. Doğru bildiğini her hâlükârda seslendirebilmeli, kendisi gibi düşünmeyene yapılan haksızlığa da ses verebilmelidir.

Şair muhalif ruhlu olmalıdır. Sırf bu yüzden tarih, aylarını yıllarını dört duvar arasında geçiren şair, yazar ve düşünürlerle doludur.

Metin Acıpayam: Poetikası olmayan şair olur mu?

Vedat Ali Kızıltepe: Şiir, yüreğin ilmek ilmek nakış gibi, dizelerle işlenme sanatıdır. On sayfalık bir öykü okuduğumuzda, ya da yüzlerce sayfalık bir romanı bitirdiğimizde hani dimağımızda oluşan tat, ruhumuzda tezahür eden mutluluk, huzur, ya da hüzün vardır. İşte şiir bunu birkaç dize ile anlatma çabasıdır.

Ne yazık ki gelişen teknoloji, internet aracılığı ile kolay paylaşım yapılıp, kolayca insanlara sunulması, hele birde şair enflasyonunun oluşması, şiiri edebiyat anlamında ikinci, üçüncü plana ötelemiştir. Şiir ve şair hak ettiği değeri göremez olmuştur. Okurundan çok şairi olan bir edebiyat dalı haline gelmiştir. Vesilesi ile şiir kirliliği içerisinde gerçekten usta şairler ve kalemlerinden çıkan şiirler hak ettiği noktaya ulaşamamaktadır. Sanat içinde ve hatta şairler içinde, günümüzde o kadar popüler olmasa da süregelen tartışmalardan birisi de “sanat, sanat için midir, sanat toplum için midir?” tartışmasıdır. “'Sanat sanat içindir' düşüncesini savunanlar için, sanatın tek amacı vardır, o da sanatın kendisidir. Sanatın başka amacı olamaz. Hatta bu eğilim, 'yararlı olan her şey çirkindir', diyecek kadar ileri gider.

“Sanat toplum içindir” diyen eğilim itiraz eder: 'Sanatı da sanatçıyı da yaratan toplumdur. Toplum olmasaydı sanat olmazdı. Dünyada her şey insanlar için vardır. Sanat, topluma faydalı olursa bir değeri vardır. “Bu iki fikrin tartışmasının tezahürüdür belki hece şiiri ile serbest şiir. Hece şiiri yazan pek çok üstat, serbest şiire şiir gözüyle bakmaz iken, serbest şiir yazan bazı şairler ise hece şiirini duyguların zincirlenmiş hali olarak görüp, şiirin matematik olmadığını ifade eder.

Bu bağlamda Poetikası olmayan şair olamaz. Şahsımın şiirdeki poetikası okurun yüreğine dokunmaktır. Şiir matematik değildir. Sanat toplum içindir. Yüreğe dokunmayan, kendisine bir şey vermeyen, anlatmayan şiirin hece sayısı toplumun ilgi alanında değildir. Halk şiirin hecesini saymaz.

Metin Acıpayam: Poetika “hal” midir? Bu hal, şairin şahsiyetini oluşturan ana sütun mudur?

Vedat Ali Kızıltepe: Şairin en büyük özelliklerinden biriside sanatsal anlamda kendisine de muhalif olmasıdır. Şair her daim daha iyisini arayan, sorgulayan, daha güzelini yazmaya çalışan olmalıdır. “tamam, ben oldum” düşüncesi şairin bittiği andır. Bilahare bundan sonra vereceği eserleri kendisini tekrardan ibaret kalacaktır.

Bu bağlamda Poetika evet “hal” dir. Ancak şu anki haldir. Her zaman değişmeye yenilenmeye, kendini geliştirmeye açık bir haldir. Şiir anlamında hal, şairin şahsiyetini oluşturan sütunlardan birisidir. Ancak ana sütun değildir. Şahsiyet denilen şey fıtrattan gelen bazı özelliklerin aile, çevre, eğitim vesilesi ile yoğrulması ile yıllar içerisinde oluşmuş sütunların birlikte ayakta tuttuğu yapıdır.

Metin Acıpayam: Şair sanatı üzerine düşünmeli midir?

  1. Ali Kızıltepe: Şair sanatı üzerine düşünmekten ziyade kıyaslama yapmalıdır. Kendi eserleri ile oluşturmuş olduğu poetikalar doğrultusunda ürünler veren şairlerin eserlerini, bunların sanat çevreleri ve halk üzerinde etkilerini ölçmeli, şiirin ve edebiyatın hangi noktasında olduğunun tespitini yapmalıdır. Tüm şairler için en güzel şiir kendisinin şiiridir. Çünkü her şair yazabildiği en güzel şiirini yazmıştır. Kıyaslama yapmadan, aynı kulvarda başka şiirler okumadan kendi şiirinin bulunduğu noktanın tespitini yapamaz.

Metin Acıpayam: Şiirde bir musiki olmalı mıdır?

Vedat Ali Kızıltepe: Mutlaka olmalıdır. Şiir, kulağa fısıldanan tınısı ile yüreğe nüfus eder. O yüzden yazılan şiiri sunmadan mutlaka ve birkaç kez sesli okumak, okutmak gerekir. İlk okuyanın duraksamadan okuduğu şiirde musiki vardır.

Metin Acıpayam: Şiirde kelime seçmek gerekir mi? Yoksa ilhamın gelişine göre düşünmeden şiir yazmak mıdır aslolan?

Vedat Ali Kızıltepe: Şiir duygu işidir. Yürek işidir. Daha önce de belirttiğim gibi, yüreğe dokunmayan, hüzünlendirmeyen, sevindirmeyen, coşkusu olmayan, mesajı olmayan şiirin yapı özelliği okur açısından bir anlam ifade etmez. Önce o ilham denilen, yoğun duyguların şairi pişirdiği, bilahare kalemin o duygulara tercüman olup, volkan tabiri ile patladığı an yazılır şiir. Ancak bunun şiir olarak okura sunula bilmesi için birkaç evre daha vardır. En az 24 saat sonra şiirin yeniden okunması, yanlış olduğu düşünülen kelimelerin çıkartılması, dize-hece eklenilmesi çıkartılması vb. Bir şiire “oldu” demek bazen haftalar alır.

Metin Acıpayam: Şiir ile nesir birbirinden ne ölçüde ayrılır?

Vedat Ali Kızıltepe: Bu noktada yine hece ile serbest şiiri ayrı tutmak gerek. Hece şiirinin nesir ile bağdaştırılma imkânı bulunmamaktadır. Hece şiiri kalıp ve disiplin çerçevesindedir. Asıl tehlike serbest şiirlerdedir. Belki de serbest şiirin bunca eleştiri almasının sebebi, serbest şiir diye sunulan kaidesiz yazımlar bütünüdür. Oysa serbest şiirde alabildiğine serbest olmamalıdır. Günümüzde pek çok serbest şiir yazan şair (ki şahsım da buna dâhil) bunun ispatını vermeye de çalışmaktadır. (4+2), (4+1) dizelerden oluşan, ya da (aaba), (abab) uyakları uygulanan redifli kafiyeli dizelerden oluşan şiirler sunmaktadır. Blok olarak sunulan şiirlerde bile örneğin her blokun 6 dizeden oluşması, her blok sonunun diğerleri ile redifli ya da kafiyeli olması onu nesirden arındıracak güçlü bir vurgudur.

Metin Acıpayam: Son soru olarak, şiirde sizi en çok tesiri altında bırakan şair Batı ve Doğu’da kimdir?

Vedat Ali Kızıltepe: Doğu ve batı olarak bir ayrım değil de şahsımca yerli ve yabancı olarak bir ayrıma gideyim. Batılı ya da yabancı şair isimleri verip kendimizi kandırmayalım. Yabancı şair okumadım. Birkaç yabancı şairin Türkçeye çevrilmiş şiirini okudum ki, tercüme esnasında roman ya da öyküler özelliğini yitirmezken, şiirlerin pek çok kayıp ile tercüme edildiklerine inanıyorum.

Ülkemiz şairlerinden fikir ve yaşam felsefelerine bakmadan; Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli ve hatta Nazım Hikmet’e kadar pek çok şairin şiirlerini okudum. Necip Fazıl üstadın iki dize ile binlerce dize anlatma becerisini, Orhan Veli’nin şiirlerindeki kırık bir yanını, Nazım Hikmet’in hep uzakları sevmesini, uzaklara kavuştukça başka uzakları sevmesini sevdim.

YORUM EKLE

banner16

banner15