TAHRİF EDİLMİŞ KİTAPLARA GÖRE ARZ-I MEV'UD

Yazar Murat Akan tarafından kaleme alınmış Kozmik Karargah isimli kitabın artık sonuna geldik. Bir çok yerinin altını çizerek, olayları anlaya anlaya, bağlantı kurarak değerlendirmesini de yaptığımız için biraz yavaşlamıştık.  Zannederim son dönemin en çok okunan kitapları arasına girmiş; biz de bu kitap ile ilgili ilk yazımızı bir ay önce kaleme almıştık. Dediğim gibi kitapta sona geldik, yani böylesi kapsamlı ve çok sayfalı, belgeli bir kitabı ilk defa bu kadar kısa süre içerisinde tamamladım.

İçeriğinde küresel Firavunların oyunlarını gördüm. Kimlerin, kimlerle ilişki içinde olduğunu, ihanet çetelerini uzun uzun anlatmış yazarımız.

Kitap ağırlıklı olarak üst aklın, yani siyonizmin Arz-ı Mev’ud hesaplarını gerçekleştirmek için dünya genelinde nasıl teşkilatlandıklarını, küresel sistemi, dünya da tek bir devlet oluşturulmak istendiğini, bunun için işlenen siyasi cinayetler, siyaset oyunlarını, küresel finans babalarının ekonomik tezgahlarının nasıl yapıldığını işliyor. Bir not daha düşeyim, kitabın her sayfası ülkemiz insanını yakından ilgilendiriyor, tezgahın nasıl işlediğini, düşmanın nasıl çalıştığını bilmemiz adına kitabı ülkede yaşayan her vatansever mutlaka okumalı diyorum.

İşte size kitaptan bir başlık, “Hükümetler Boğazda kurulur, Washington’da yıkılır”(s.335) Bu ifadeyi duyunca Hanifi Avcı’nın Boğazda ki Simonlar kitabı aklıma geldi.  

Neyse biz bugün bu üst aklın, kendi kurguları olan Arz-ı Mevud üzerinde durmak istiyorum. Peki nedir bu Arz-ı Mevud? “Arz-ı Mev'ud yani 'Vaad Edilmiş Topraklar' meselesinin kökeni tahrif edilmiş Tevrat'ın Çıkış 3:8 bölümünde yer alan 'içinden süt ve bal akan topraklar' ve 'Kenan Diyarı' ifadeleri karşımıza çıkıyor. Tahrif edilmiş bu kitaba göre Yahudilerin tanrısı Kenan Diyarı'nı bir zamanlar İsrailoğulları'na vermiş. Konu, Aziz Paulos tarafından tahrif edilmiş İncil'e de yazılmış.

Buna göre tahrif edilmiş İncil'in Sayılar bölümünde bu toprakları güneyde Mısır Nehri, Zin Çölü, batıda Akdeniz, kuzeyde Hor Dağı, doğuda Ürdün (Şeria) Irmağı ve Lut Gölü ile sınırlıdır. Tekvin 15:18'de ise; “Tanrı İbrahim'e 'Senin soyundan gelenlere Mısır Nehri'nden Büyük Nehre, Fırat Nehri'ne kadar uzanan toprakları veriyorum' diyerek bir antlaşma yaptı” Yine; “ Tanrı İsrailoğulları'na; Sınırlarınızı Kızıl Deniz'den Filistin Denizi'ne, çöllerden Fırat Irmağı'na kadar belirleyeceğim”şeklindedir

ONLARA GÖRE ARZ-I MEV'UD

İsrail'in yakın ve uzak hedeflerinin üzerindeki ve bu hedeflere yön veren ve Temel Strateji olarak bütün tarih boyunca Yahudi'nin hayatta kalmasına, ölüm-kalım şartlarında varlığını devam ettirmesine sebep olan, İman Esasıdır. Yahudi cemaatinin yayın organı olan ve Türkiye'de yayınlanan Şalom gazetesinde 8 Mart 1989 tarihinde ki bir yazıda; “Allah'a inanmak Yahudiliğin temel inancı değildir; ancak Arz-ı Mev'ud temel inançtır!” deniliyor.

Yahudiler Nil'den Fırat'a kadar olan toprakların kendilerine ait olduklarını savunurken Allah'ın seçilmiş kulları oldukları için buna haklarının olduğunu iddia ediyorlar.

Onlar Allah'ın seçilmiş oğullarıdır. Diğer insanlar ise Allah'ın kullarıdırlar ve Allah'ın oğullarının hizmetini göreceklerdir. Konuya ilişkin, tahrif edilmiş kitaplarında şöyle denir: “Ben dedim, siz ilahlarsınız. Ve hepiniz Yüce olanın oğullarısınız. (Mezmurlar - Asafın Mezmurudur- 82:6) ?Çünkü bize bir çocuk doğdu, bize bir oğul verildi ve reislik onun omuzları üzerinde olacak. (İşaya, Bap 9:6)

İsviçre'nin Basel kentinde 1897'de toplanan Birinci Siyonist Kongresi'nde alınan kararların başında 50 yıl içerisinde Filistin toprakları üzerinde İsrail devletinin kurulması, 100 yıl içerisinde de Türkiye'nin Güneydoğu'sunu da içine alan Nil'den Fırat'a kadar 'Büyük İsrail' devletinin kurulması kararları vardı. Batılıların desteği ile ilk 50 yıl içerisinde terörist İsrail Devleti kuruldu fakat Arz-ı Mev'ud 100 yıl geçmesine rağmen gerçekleşmedi. Bu başarısızlık Siyonist lobileri de telaşlandırmış durumda. Çünkü Arz-ı Mev'ud için bastıran ABD ve İsrail, bunu gerçekleştiremezse, Batı'nın temelini oluşturan Hıristiyan-Yahudi medeniyetinin üstünlüğünü kaybedeceği ve üstünlüğün yeniden İslam'a geçeceğinden endişe ediyorlar.

Arz-ı Mev'ud'un sınırları Türkiye'nin güney ve güneydoğu kısmından bir bölgeyi de içine alıyor. Theodor Herzl'in 1897 yılında İsviçre'nin Basel şehrinde yapılan I. Dünya Siyonist Kongresi'nde yaptığı konuşmada sarf ettiği; “Kuzey sınırlarımız Kapadokya'daki (Nevşehir çevresi) dağlara kadar dayanır…” (Kay. Mustafa R. Özgür-Vakit)

Bu konuda daha detaylı bilgi Pelin Çift ve Prof. Dr. Ömer Faruk Harman’ın birlikte kaleme aldıkları Kudüs’ün Gizemli Tarihi kitabında yer alıyor, okumanızı öneriyorum.

Konu ülkemiz insanını yakından ilgilendiriyor, uyanık olmak ve siyonizmin oyunlarını bozmak için birlik olmamız gerekiyor. Peki kalın sağlıcakla.

YORUM EKLE

banner15