ÇİLELİ BAŞLAR A ÇARE

Musikiyi sevmeyenimiz olamaz diye düşünüyorum. Çünkü ezan dabir musikidir. Başka açıdan bakanlar için ‘müziğe günah’ diyenler için şubilgiyi paylaşmak isterim (fetva vermek bana düşmez de âcizane bilgimi paylaşıyorum);her bir vakit ayrı bir makamdır. Sabah ezanı saba ve dilkeşhaveran, öğle ezanıhicaz, ikindi ezanı hüzzam, akşam ezanı segâh, yatsı hicaz ve rast makamından(yatsı ezanı imamın makam bilgisiyle alakalı değişmektedir) oluşmaktadır. Yani ezanımızda tasavvufi musikiye girmektedir. Musikinin tarihçesini internetten araştırdımve size o kısmı aktarmak istiyorum; çağlar öncesine dayanan musiki tarihçesikısıtlı olduğundan dolayı yeterli veriler bulunmamakla birlikte;  Türk müziği, Orta Asya gelenekleri veyaşantısıyla bağdaşlık kurmuş eski ve kayıp bir kültür olarak günümüzde deincelemeleri sürmektedir. İslamiyet’in yükselişiyle beraber Al kindi (801-873)gibi İslam bilginleri tarafından; Pisagor (M.Ö. 582-500), Sokrates (M.Ö.470-399),Eflatun (M.Ö.428-347) ve Aristo (M.Ö.384-322) gibi Antik Yunan felsefecilerinineserleri tercüme edilerek, bunların özümsendiği yepyeni bir kültürel akımınetkisinde, geleneksel Türk Musikisinin oluştuğu saptanmıştır. Özellikle gelenekselTürk Musikisi ile ilgili nazariyata dayanan eldeki ilk veriler, bizi Al Farabi (873-950)dönemine götürmektedir. Yani tarihçeye dikkat edelim; burada tarihe detaylıgitmek benim haddime değildir bunca tarih araştırmacı ve yazarlarımız varkenben sadece burada musikinin temelinin anlaşılmasını sağlamaya çalıştım vegelelim güzelim yurduma ve memleketimdeki musikiye..

Bilindiği üzere 29 Nisan Pazar akşamı Necip Fazıl KültürMerkezinde Akşam Sefası Musiki Cemiyeti harika bir konser verdi, BülentPaköz’ün şefliği eşliğinde. Dinleyicinin yer kalmadığından dolayı ayaktabekleyerek oradan gitmeyişi takdire şayandı çok duygulandım. Sayın Rektörümüz veSayın Kültür Müdürümüz Seydi Küçükdağlı, Gazetemizin İmtiyaz Sahibi SayınMehmet Yüzbaşıoğlu da vardı. Bürokrasi koltuklarındaydılar, buradan vatandaşolarak onların bu özverilerine minnettarım ve ayakta onları alkışlıyorum. Ama insanıngözü valiyi arıyor, insanın gözü belediye başkanlarını arıyor, insanın gözümilli eğitim müdürlerini arıyor. Vakti zamanında hep davet edilmişler amadavete icap edilmediğinden dolayı ön koltuklar hep boş kalmış, bu sebeptendolayı da artık siyasi makamlara, cemiyetler küsmüşler ve ‘gelmezlerki’ fikrinetleşmiş. Oysa vatandaşla bürokrasinin kaynaşacağı en anlamlı en güzelyerlerden biridir amatör musiki cemiyetleri. Oy kaygısının şu günlerinikapsadığı gerçeğini bitaraf etmez isek, vatandaşın gözünde benim her türlüyanımda olan başkanlarım var, ‘verdiğim oy helal olsun’ demez mi sizce?Cumhurbaşkanımız bile davet edildiği konserlere giderken sanata ve sanatçıyadestek verirken ne oldu bizim büyüklerimize neden gelmezlerki, bu bende kocamansoru işareti. Eğer yoğunlarsa on dakika uğrasınlar, ellerinin altındayardımcıları var onları göndersinler, sanatı seven bu vatandaş zatensağduyuludur zaten hoşgörülüdür. Bütün musiki cemiyetlerinin ortak derdi budavetlerimize icabet edilmemesi. Umarım bu yazımdan sonra onlar da ihmalettikleri bir sahayı hatırlar diye ümit ediyorum.

Gelelim konsere, koroların ve solistlerin icra ettiğişarkıları seyirci alkış tufanına tuttu, en güzel bölümün yeri de nazendesevgilim şarkısının seyircinin okumasıydı. Yani Akşam Sefası Musiki Cemiyeti okadar ki ince ruha sahip.. Harika bir akşamdı kaçıranlara duyurulur. Biraz kıskandırdıktansonra böyle cemiyetlerin kendi gerçeklerine biraz değinmek istiyorum;

Mesela konser için salon arayışına düşer şefler, salonlargenelde doludur, çünkü bizim bir sanat merkezimiz yok, bizim bir sanatgalerimiz yok, şuanki mevcut salonlarda söyleşi, sempozyumlar, resim sergileri,kız meslek liselerinin sergileri, okulların seminerleri vs. bir yığın karmakarışık bir durum. Yapmak istediğin etkinliğin tarihi oradaki başa oturtturulanmüdürlerin inisiyatifine kalmış gibi bir şeydir, burası tartışılabilironlarında savunması vardır evelallah. Bu musiki cemiyetlerinde hummalıçalışmalar başlar aylar öncesinden

 Haftada bir veya ikiarkadaşlar toplanır enstrüman icracıları solistler ve koro ama aşağı yukarıfire vermezler, hasta olanları da maske takarak gelirler yani o kadar kiönemlidir provaları, ne ilahi hikmetse konsere az kalan sürede verilen gençlik merkezleriyada çalışma yerleri kapanır, hep de böyle olur. Ekip bir kafe bularakprovalara devam eder, yıldıramazlar. Musiki cemiyetlerine de sanatçı arkadaşlara da zar zor olsa da çalışmaortamı veriliyor. Fakat provaların tam ortasında kapatılıyor hep bir bahanemizvar bizim; ‘gönüller bir araya geliyor’ diye bu gönül işi de bu kadar zoraçekilmemeli değil mi? Herkes işinden çıkınca evine uğramadan provalara gelir, bukadar bir araya gelen insanlar sizce ahmak mı da zorluklara rağmen göğüsgererek geliyorlar? Onlarda TV karşısında ayak uzatarak çayını içip çereziniyiyemez mi? Ama bu mücadelenin sonunda kim kazanıyor tabiki Kahramanmaraş.Kimse şahsına buralarda ün yapıp da köşe olmuyor ne oluyor? TRT’ye kadar bukonserler ulaşıp ‘Kahramanmaraş’ın amatör cemiyetleri’ diyerek konserler arasıra kanala giriyor, ücretsiz merak etmeyin burada Kahramanmaraş kazanıyor. Bürokratlarınkonserlerden bile bihaber olduğu sanat Kahramanmaraş’a kazandırılıyor. Ne kadartuhafız değil mi? Birde Kahramanmaraş’ın iliğinde sanat vardır, iliğinde sanat,yazmayan, çizmeyen, okumayan çalmayan yoktur, nasıl ki Urfa yanık sesiylemeşhursa bu memleketimin insanında çıkmayı bekleyen yetenekler vardır vebalikimde? hepimizde, neden zorlaştırıyoruz bari gönül verene el uzat, sağ olsunhalkımız davete icabet ederek sahip çıkıyor Kahramanmaraş’ımın önder liderlerisanata el uzat.

Mesela sponsorları olmadığından dolayı konser masrafparaları aralarında toplanıyor; ne kadar ilginç bu gönüllüler cepten paravererek konser yapacak ama bu işe gönül verenlere el uzatılmayacak; bu arada

Sivil toplum kuruluşlarının da en büyük şikayeti yerlerininolmamasıdır ama sivil toplum kuruluşları da mutlaka olmalıdır, onlar siyasettegündemde rota belirler ama nedense onlarda da aynı şikayet var; kirayı hepcepten öder bu sivil toplum kuruluşları. Lafın yeri gelmişken sivil toplumkuruluşlarına el uzatılmalıdır. Dip not olsun bu..

Ben cemiyetlere döneyim

Lafın özü sitemin özü; sanatsız toplum düşünülemez, sanattoplumun aynasıdır, Müzik ruhun gıdasıdır, lütfen sanatına sanatçına bu gönüldostlarına gerçekten yer yurt ver sahip çık, bu alan Kahramanmaraş’ınetiketidir ve tut ellerinden bir imzan olsun..

Allah’ım ezansız,  Kur’an’sız,makamsız, müziksiz, sanatsız bırakma, sen bu milleti yani  ruhumuzu gönlümüzü gözümüzü sanatsız koyma.Sanatla hoşça kalın..

 

 

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sait Işık
Sait Işık - 12 ay Önce

Maraşta sanat icra edenlerin tercumanı olmuş bu yazı-Meliha hanım kutlarım.Bazı makamların koltuk bağımlısı bedenlerin sanat kültür bilim deyince abdestleri bozuluyor.Olsun.Tarihe ibretle geçecekler.

Fatma Culfa
Fatma Culfa - 12 ay Önce

Yüreğine sağlık Melike Hanım biz sanatsever kalplerin dili olmuşsunuz.

banner22

banner19

banner34

banner37