Mevlidin Dindeki Yeri

   Mevlidokumanın/okutmanın asıl amacı, Efendimizin dünyayı şereflendirmesinden ötürüduyulan sevinci ortaya koymaktır. Peygamberimizin doğumundan dolayı sevinçduymanın ve bunu meşru bir yolla ortaya koymanın dinen bir sakıncasıbulunmamaktadır.

 Günümüzde birçok kavramlar tartışılmaktadır. Tartışılan kavramlardanbirisi de şüphesiz bidat terimidir. Toplumda yaygın bir şekilde görülen dinîbilgisizlik, hem birçok bidatin ortaya çıkmasına ortam hazırlamış hem de bidatolmadığı halde birçok yeniliğin ve dinî unsurun bidat olarak damgalanmasınaneden olmuştur. Bu durum halkın dinî konularda şüpheye düşmesine, dini,ilerleme ve yeniliklere engel, çağ dışı bir kurum gibi algılamasına ve dinekarşı ilgisiz davranmasına neden olmaktadır.

     Kelimeolarak bidat, önce bulunmayan veya bir örneği önceleri görülmeyen ve yeniortaya çıkarılan fiili şeydir. İslam’a sonradan sokulan şeylerdir.

    Kısacasıkelime olarak bidat, daha önce bir benzeri olmayıp sonradan ortaya çıkan herşeyi kapsar. Bu anlamda bidat, dinle (iman ve ibadet, günah ve sevap) desınırlı değildir.

    Dinîliteratürde kullanılan bidat kelimesi ise bir terimdir ve sınırlı bir anlamtaşımaktadır. Alimler tarafından yapılan bidat tariflerinden en kapsamlı veanlaşılır olanının şu olduğu kanaatindeyiz: Hz. Peygamber ve ashabı zamanındaolmayıp kavlî, fiilî ve takrirî sünnetten herhangi biriyle ona işaret olunmayan ve hakkında asar  sahabe sözü dahi bulunmayan; (buna rağmen şerîimiş gibi görünen ve onunla Allah’a daha çok ibadet etme kastedilen)şeye/uygulamaya bidat denir.

     Mevlidin Konumu

     Mevlidkelime olarak doğum zamanı ve doğum yeri anlamına gelir. Halk arasında birterim olarak, Peygamber Efendimizin dünyayı şereflendirdiği günü, bu günmünasebetiyle yapılan değişik etkinlikleri ve bu günde uzun bir zamandan berifarklı makamlarla okunması âdet halini alan naat, kaside veya şiirleri kapsayangeniş bir anlamda kullanılmaktadır.

    Mevlidokumanın/okutmanın asıl amacı, Efendimizin dünyayı şereflendirmesinden ötürüduyulan sevinci ortaya koymaktır. Bundan dolayı sevinç duymanın ve bunu meşrubir yolla ortaya koymanın dinen bir sakıncası bulunmamaktadır. PeygamberEfendimizin doğumuyla dünyaya şeref verdiği gün sıradan bir gün olamaz. Öyleise bu gün münasebetiyle meşru daire içinde bir yere toplanmak, dini konularıkonuşmak, salavat getirmek, yemek yedirmek, hediyeleşmek ve Hz. Peygamber’iövücü bazı ilahi ve kasideler okumak; hatta son zamanlarda Diyanet İşleriBaşkanlığı’nın başarılı bir şekilde yürüttüğü Mevlid-i Nebi HaftalarıylaO’nu değişik yönleriyle ele alıp insanlığa anlatmak neden yanlış olsun veyabidat sayılsın?

   Bumerasimde bir araya toplanan kişiler, tercihen sesi güzel bir veya birkaçkişinin okuduğu âyet, ilahi ve kasideleri dinler, salavatlar getirir, dualaryapar, ilmi olan birisi dinî konularda bir sohbet eder sonra da hazırlananyemekler yenilerek sevapları bu merasimi tertip edenlerin geçmişlerinebağışlanır. Süleyman Çelebi’nin yazmış olduğu Vesiletü’n-necât adlınaat/mevlid en meşhurlardan biri olduğundan ülkemizde mevlid merasimlerindeyaygın olarak okunmaktadır. Doğu illerinde bunun yerine mahalli dille yazılmışbaşka naatlar da okunuyor.

    Arzedilen şekliyle bir mevlid merasimin dinen bidat olup olmadığına bakalım şimdide.

1. Bidatin seyyie ve hasene şeklinde iki çeşit olduğunu söyleyenlerhaseneyi şöyle tarif ederler: “Aslı dinde olup faslı dinde olmayan uygulamadır.”Ele aldığımız mevlid konusunun da, görüldüğü gibi aslı dinde var. ZiraEfendimiz’e hitaben naat yazılmış, huzurunda okunmuş, kendisi bunu hoş görmüşve hediye vermiştir.

2. Mevlid merasimlerinde yapılanların bir kısmı sünnettir; diğerleride sünnet denilmese bile, “Efendimiz’in bazen işleyip bazen terk buyurdukları,selef-i salihinin de sevip rağbet ettikleri ve yapılmasında sevap olan ancakyapılmamasında günah olmayan işler” anlamında mendub veya müstahabtır.

3. Mevlid merasimi münasebetiyle yapılan dualar, getirilensalavatlar, yedirilen yemekler, yapılan dinî sohbetler, sevap getirdiklerindenötürü, bir yönüyle ibadettir. Okunan mevlid metnine ise, dinî terim olarakibadet denilemez.

    Bir de Efendimiz’in dünyayışereflendirdikleri günün haricinde okutulan mevlidler vardır. Zannediyorumtenkitlerin büyük bir kısmı da bu uygulamalara yöneliktir. Hacdan dönme, düğün,sünnet, bir hastalıktan kurtulma, yeni bir işyeri açma vb. sevinç anlarında yada vefat eden, şehit düşen bir şahıs adına mevlid okutulduğu görülmektedir.

a) Mevlid metni, hiçbir zamanmesela Kur’ân metni gibi, okunması ve dinlenilmesi sevap olan kutsal bir metinolarak düşünülmemelidir. Hatta hadis-i şerif metni gibi de değildir.

b) Okuyan şahısların işiticarete döktüğü, pazarlıklar sonucu yüksek meblağlar karşılığı bu işiyaptıkları söylenmektedir. Elbette sevap yörüngeli böyle bir işte para veticari düşünce meselenin safiyetini bozar ve haklı olarak tenkitlere nedenolur. İyi niyetli insanların saf-temiz duygularını istismar ederek hattadolaylı da olsa “âyetlerimi ucuza satmayın” İlahî tehdidine muhatap olacak birtavırla bu iş yapılıyorsa, hiç kimse tarafından hoş karşılanamaz. Ancak okuyankişiye, pazarlık olmadan, beklenti içine girmeden, oluşan piyasaya (!) mahkumkalınmadan bir hediye verilmesi, hele bunun Efendimiz’in cübbesini hediye etmişolmasından esinlenerek ve O’na ittiba niyetiyle yapılması mahzursuz bir şeydir.

c) Zira biz her işimizi sadeceAllah’ın rızasını tahsil etmek niyetiyle yaparız, O emrettiği için yaparız,O’nu biraz daha tanımak için yaparız. Öyle ise tamamıyla kendimiz olmalı, kendideğerlerimizle oturup kalkmalı, her işimiz kendi boyamızı taşımalıdır.

d) Son olarak, maddi durumu iyiolanların bu tür merasimlerde israf denilecek aşırılıklara, gösteriş kokanharcama ve ikramlara ve okuyanları şımartacak ve safiyetlerini bozacak ücretlerverme yoluna gitmelerinin de hoş karşılanamayacağını vurgulamalıyız. Elbette buiş için sabit kıstaslardan söz edilemez, ancak unutmamalıyız ki selim,bozulmamış bir vicdan olup bitenleri en uygun şekilde değerlendirir ve heryanlışta isyan ederek görevini yerine getirir.

   Osmanlı’da Mevlid Kandili 

   Osmanlı’da Mevlid Kandili bayram idi. Osmanlı’da af, Peygamberimiz’in doğum günü sebebiyledir. Ogüller gülünün doğumuna verilen öneme binaen adi suçlardan mahkûm edilenşahıslardan cezasının üçte birini çekenler affedilirmiş.

   Mevlid Kandili’nde bazı mahkûmlaraffedilirmiş. Daha önceden büyük bir titizlikle yapılan araştırmalarneticesinde suçu hafif olan mahkûmların kalan cezası Peygamberimiz (s.a.v.)’indoğum gününe hürmeten, Mevlid Kandili’nde padişah tarafından silinir, mahkumlarhapishaneden salıverilirmiş. Peygamber (s.a.v.)’nin şefaati umularakPeygamberimiz’in doğum günü hapishanedeki mahkûmlar için de bayrammış.

     Adi suçlardan hüküm giymiş ve cezalarınınüçte birlik kısmını dolmuş olan mahkûmlardan sadece İstanbulhapishanelerindekiler mi salıveriliyormuş? Tabii ki hayır. Balkanlardakihapishanelerden salıverilen mahkûmlarda bulunmaktadır.

   Osmanlı’da Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğumgünü bayrammış, resmî tatilmiş 

Peygamberimiz’in doğum günüyani Mevlid Kandili ilk olarak Mısır’da kurulan Şii Fâtımî Devleti döneminde kutlanmıştır.Bu kutlamalar Osmanlılar zamanına kadar aynı ihtişam ve heyecanla süregelmiş.Osmanlı Devleti’nde ise bu kutlamaların ayrı bir önemi varmış. Hatta bukutlamalar 16. yüzyılın sonlarına doğru devlet töreni halini alıp resmileşmiş,1910 tarihinden itibaren de Hz. Peygamber (s.a.v.)’nin doğum günü, resmi bayramlararasına dâhil edilerek, resmi tatil olarak kabul edilmiş. O’nun dünyayateşrifleri Osmanlı için bayrammış

Osmanlı’da padişahın bizzatkatıldığı Mevlid töreni de varmış. Bu tören bir selâtin camisinde yapılırmış: Buyüzden padişahların Mevlid okunacak camiye gidip gelmesine  “Mevlid Alayı” eşlik edermiş.

YORUM EKLE

banner14

banner13

banner17