ALİ DOĞAN OLAYI BAŞKA, MAHİR ÜNAL OLAYI BAŞKA!

YAZININ başlığı belki bugünlerde ilgi çekecek bir başlık olmayabilir ama konumuz tam da bu!

Nedense Mehmet Fiskeci abinin yazıları benim hep başımı döndürür.

Bu sütunların yazarına da sağolsun çok güzel şeyler yazmıştır ama hiç belli olmaz, bir bakarsın bugün bu yazımdan sonra beni de yerin dibine sokabilir.

“Abi sen dün benim ne iyi bir gazeteci olduğumu söylüyordun, bugün tu kaka etmişsin” demem, çünkü onun tarzını biliyorum, “dün dür, bugün bugündür” Mehmet Abi için…

Önceki gün, “Mahir Ünal’ın neden bir A takımı yok?” başlıklı bir yazısını okudum.

Geçmişten örnekler veriyor, Ali Doğan’ı, Mehmet Sağlam’ı anlatıyor.

Mesela, “Bugün bir Ali Doğan’ı getirin gözünüzün önüne. 3 aydan fazla bir süre Devlet Bakanlığı yaptı. Sayın Ali Doğan adam gibi adamdı, efsane siyasetçiydi bana göre. Bir daire amirine, bürokrata, siyasetçiye telefon açtığında, ahizenin öbür ucundaki adam esas duruşa geçer, düğme iliklerdi.” diyor.

Konuyu birkaç açıdan ele alacağım.

Birincisi Ali Doğan olayı çok farklı bir konudur.

Onu sevenlerin, bu vefayı, bu kadirşinaslığı göstermelerinin sebebi, kesinlikle siyasetteki makamı değildir çünkü Ali Doğan’ın siyaset dışında kendi jenerasyonuna yaptığı bir insani yatırımı vardır.

1970’li yılların o karanlık günlerinde sadece hemşehrilerine değil, bütün milliyetçi kesime kol kanat germişti, gençliğin genç Ali Babası.

O günün zor şartlarında yurdu yuvası olmayan gençliğin “Ali abisi” veya “Ali Babası” olmuştu.

EFSANE OLABİLMEK

BEN bizzat tanığım, Maraş’ı bırakın, şu anda İstanbul’da da hangi mekâna giderse gitsin, her yerde onu bir bakan düzeyinde karşılıyorlar.

Bunlar parayla pulla, şanla şöhretle olabilecek şeyler değil.

Bunlar, geçmişte milletvekilliği veya bakanlık yaptığı için de değil zira Ali Doğan’ın nezdinde bu makamlar gerçekten çok çok fani şeylerdir.

Onun adı Kahramanmaraş’ta Ali Doğan’dır ama Türkiye’nin herhangi bir vilayetinin herhangi bir ilçesine gittiğinde görebilirsiniz, onun asıl adının “efsane” olduğunu…

Yani?

Yanisi şu; Bugün Ali Doğan’ın efsane olmasının altında yatan gerçek, gizemli siyasetçi olmasından kaynaklanmıyor. Bunun tek açıklaması var, kendi jenerasyonun “ahde vefa”sıdır.

Aslında ne konuda tartışırsanız tartışın, konuşun, fikir beyan edin ama konuları, zamanın içindeki konjonktürel durumlarla değerlendirmezseniz, gerçeği yakalayamazsınız, realiteyi göremezsiniz!

Merhum Demirel’in deyimiyle; binaenaleyh Mehmet Abi, Ali Doğan ile Mahir Ünal’ı kıyaslamak abesle iştigal olur!

MAHİR ÜNAL’IN NE A TAKIMI NE DE B TAKIMI!

MAHİR Ünal olayı ise çok farklıdır.

Yaşı büyükler daha iyi bilir ama en azından benim kuşağımda daha hiç Mahir Ünal gücünde bir milletvekili gelmedi.

“Türkiye’nin bir numarası”nın bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki “A takımı”ndan birisi konumunda.

Politikalarını beğenip beğenmemek ayrı bir konu ama ülkeye yön veren beş kişilik listenin ikinci sırasına oturmuş bir Kahramanmaraş Milletvekili…

Aslında olayın bir başka boyutu daha var: Seçildiği kentte hiç kimseye rakip olmayacak biri çünkü politik geni, yerel siyaset olarak değil, genel siyaset olarak kodlanmış bir isim.

Akıllı yerel politikacı onun karşısına değil, hemen yanıbaşına oturur.

Bakın baştan söyledim, “politikalarını beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, o ayrı konu” diye. Bu nedenle öküz altında buzağı aramayın!

Ben kimseye ne yergi de ne de övgüde bulunmuyorum, bir realitenin tespit analizini yapıyorum.

Velhasıl kelâm Mahir Ünal’ı yerel bazda bir siyasetçi olarak düşünmeyi bırakırsak, o zaman onun bir “A takımı” veya “B takımı” kurmasına gerek olmadığını görürüz.

Kahramanmaraşlı laf üreteceğine, ondan faydalanmanın yolunu bulsun.

Milletvekilleri, belediye başkanı gibi proje ile gelmez. Vekili çalıştıracak olan, bu kentin yerel yöneticileri, valisi, kaymakamı, sivil toplum örgütleri ve eğer ahbap çavuş ilişkileri ile gelmedilerse parti teşkilatlarıdır.

Siz, ayakları yere basan projeleri hazırlayıp kendisine sunarsınız, o Başkent’te kimi yere “emir” ile, kimi yere “rica” ile, kimi yere de “hııı!” diyerek takibini yapıp sonuçlandırır.

Konu anlaşıldı mı acaba?


YATACAK YERİ YOK:

CUMA MESAJCILARI

HER Cuma otomatiğe takıp WhatsApp’tan veya mesajdan ayetler hadisler gönderen, sosyal medya hesaplarında dini bilgiler yazan ama bu soğuk kış günlerinde Allahın yarattığı sokak hayvanlarına ilgisiz kalıp hatta onlardan iğrenen insancıkların…



YATACAK YERİ ÇOK:

DULKADİROĞLU BELEDİYESİ

KAHRAMANMARAŞ'TA çöp kutularından ve lokantalardan toplanan bayat ekmekleri ve yemek artıklarını, doğal yaşam alanlarındaki hayvanlara yemesi için bırakan Necati Okay başkanlığındaki Dulkadiroğlu Belediyesi ekiplerinin…



YORUM EKLE

banner22

banner19

banner34

banner37