Ümmetin Selameti, Kadınların Maharetine mi Kaldı?

Ben sıkılıyorum, usanıyorum yazmaktan, ancak gelin görünki bir yandan siyasetçiler, öte yandan hocalar, sosyal medya derken isteristemez yine köşemize kadınları konuk etmek zorunda kalıyorum.

Trabzon caddesinde yürüyün, karşınızdan gelenlerin en azüçte ikisi kadındır. Büyük alışveriş merkezine gidin, şöyle bir bakının etrafagöreceklerinizin çoğu kadındır.

Bu kadar göz önünde olmak, bu kadar görünür olmak sizcenormal mi? Hayatın merkezini bu kadar yoğun bir şekilde işgal etmeleri sizerkeklere de normal geliyor mu?

Cumhurbaşkanımızın kadınlara karşı ayrı bir sempatisivar. Yakın tarihli bir konuşmasında yeteri kadar kadın belediye başkanıolmadığından yakındı.

Bu değerlendirmeye paralel olarak bugünden daha fazlakadın belediye başkanı olan bir ülke haline geleceğimizi öngörebiliriz.  

Peki siz bunu ister misiniz?

Gelelim yine cumhurbaşkanımızın açtığı yoldan akın akıngiden hocalarımıza. Sanki memleketin her derdi bitti, tek sıkıntımızkadınlarımızın camide cemaatle namaz kılmaları kalmıştı.

Cumhurbaşkanımızın önemli görevlerinden biriside partigenel başkanı olması. Bu nedenle yaklaşan yerel seçimler öncesi partisininönemli oy rezervlerinden olan kadın seçmene mesaj vermesi gayet doğaldır.

Peki hocalarımızın derdi ne. Hem profesör olacaksın hemde dini ilimlerde. Yaranmışlık, yalakalık hiç yakışıyor mu?

Neymiş efendim Resulullah(s.a) bir hadiste ; “Ey Allahınkulları kadınların mescitlere gelmelerine engel olmayın “buyurmuş. Yani şunudememiş, kadınlar ne zaman isterse, kimseden izin almadan mescitlere gelebilirdememiş, ya ne demiş ey Allahın kulları yani erkekler  mehirlerini ödeyerek nikahladığınızkadınlarınız eğer mescite gitmek isterlerse onlara izin verin buyurmuş, yaniümmetine emretmemiş niye; çünkü kadının kocasına itaati Allahın (c.c)  emri, işte bu nedenle Resulullah(s.a) bir türümmetinden ricacı olmuş, uygun şartlar oluştuğunda kadınlarınızın mescitleregitmelerine izin verin buyurmuş.

Gelelim uygun şartlara. İslam fitneyi adam öldürmektendaha beter bir davranış olarak telakki etmiş, kadınların kocalarından habersizya da kocasının iznini almaya gerek duymadan mescitlere gitmelerinin fitneyeneden olabileceğini öngörerek uygun görmemiş, hatta bir çok hadiste kadınlarınevlerinde hatta evlerinin en ücra yerlerinde kılacakları namazın mescittecemaatle kılınan namazdan daha efdal olduğunu da  bir çok hadisten öğreniyoruz.

Şimdi bazıları diyebilir ki fitne ne menem bit şeydir kiadam öldürmekten bile tehlikeli olsun.

Çok bilinen bir olayla derdimizi anlatmaya çalışalım.

Allah Resulü bir seferden dönmektedir. Hz.Aişe ) r.a)annemizde bu seferde efendimize eşlik etmektedir. Rivayet odur ki, Aişe annemiztuvalet ihtiyacı için bir an kafilede uzak kalmıştır. Aişe annemizin devesinide yaşlı bir kişi çekmektedir. Onları kafileden uzakta gören bir kişi Medine’yegeldiklerinde bu durumu orada burada anlatmaya başlar. Nihayetinde konudanResulullah haberdar olur. Bu duruma çok üzülen Allah Resulü mescide kapanır veeşlerinden bir ay uzak durur.

Nihayetinde Allah(c.c) habibinin kederini ortadankaldıracak bilgiyi şu ayetlerle bildirir.

“Bu iftirâyı işittiğinizde, erkek ve kadınmü’minlerin, kendi vicdanları ile hüsn-i zanda bulunup da: «Bu, apaçık biriftirâdır.» demeleri gerekmez miydi?” (en-Nûr, 12)

“Eğer dünyâda ve âhirette, Allâh’ın lutuf vemerhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftirâdan dolayı sizemutlakâ büyük bir azap isâbet ederdi.” (en-Nûr, 14)

İşte değerli dostlar fitne böyle bir şey.

 

Son yapılan bir araştırma  bu hocaların mezun olduğu ilahiyat fakültelerindenson dönemde mezun olanların  %20 ‘ninİmam-ı Azam Ebu Hanife,  İmam-ı Maturidi,İmam-ı Şafi, İmam-ı Razi gibi  İslamiotoritelerin her hangi birinin eserlerinden bir tekini bile  okumadan ilahiyatdiploması aldığını belirlemiş, ne acı değil mi?

Dini bilgi hususunda unvan ve makam sahibi olanalimlerimizin siyasetçilerin peşine takılıp, onlara yaranmaktan vazgeçip, İslamümmetinin ikbali için sadece doğruları söylemeleri, bunu yapan alimlerin nebive şehitlerle aynı muameleye tabi olacağını, yapmayanların ise büyük vebalyüklendiklerini bilmeleri gerekmektedir.

Umarım derdimi anlatabilmişimdir.

                                                           ***

Birkaç gün önce şehrimizde meydana gelen bir ailetrajedisinin  internete düşen görüntüleriüzerinden birkaç kelam etmek istiyorum.

Bir kadın, biri kucağında üç çocuk ve bir koca.Tartışıyorlar, koca öfkeli, la havle çekip öfkesini sindirmek yerine “Öfkebaldan tatlıdır” Sözünü teyit edercesine karısına arka arkaya tokat atıyor.Nihayetinde kucağında çocuğu olan kadın dengesini muhafaza edemeyip yeredüşüyor. Ulu orta şehrin orta yerinde ama meskun alana da uzak bir yer olduğugörülüyor.

Bu hadisede iki önemli hususa dikkatinizi çekmekistiyorum. Bu olay olurken birileri müdahale edeceğine cep telefonu ile kayıtedip haber sitelerine gönderiyorlar.

Diğer konu ise karakola intikal eden olayla ilgili kadınkocasından şikâyetçi olmayınca vay efendim niçin şikayetçi olmamış,

Değerli dostlar kucağında bebeği olan karısına uluortaşiddet uygulayan erkeğin kocalık vasfını ve bunun erkeklikle bir alakasınınolmadığı hususunda kendini sorgulaması gerekir.

Birilerine inat, şiddete maruz kalan o kadını  kocasından şikayetçi olmadığı için kutlamakgerekmekte.. Hem kendi hem de çocuklarını düşünerek böyle bir karar vermiştir,inşallah haklarında hayırlı olur.

Nasıl ve niçin şikayetçi olmadı diye hayret nidalarıatanlarda bir yerlerine kına yaksınlar artık.

Kalın sağlıcakla.

 

YORUM EKLE

banner22

banner19

banner34

banner37